AKİT MENÜ

Dünya

ABD Hürmüz’e saplandı!

Vietnam’da yenilen, Taliban karşısında hezimete uğrayıp Afganistan’dan binlerce askerî teçhizatı bırakarak kaçan, Suriye’den, Irak’tan askerlerini çekerek ardında enkaz bırakan ABD, şimdi de İran’da saplandığı bataktan kurtulmak için çırpınıyor.

Haber Merkezi

MUHAMMET KUTLU  ANKARA

Geçmişte Vietnam’da yenilen, Taliban karşısında aldığı yenilgi sonrası Afganistan’dan binlerce askeri teçhizatı yakarak kaçan, Suriye’den, Irak’tan askerlerini çeken ve ardında sürekli enkaz bırakan ABD, şimdi de İran’da saplandığı bataktan kurtulmak için çırpınıyor. Savaş uçakları ve helikopterleri art arda İran tarafından düşürülen ABD, geçtiğimiz cuma günü düşürülen F-15E savaş uçağının pilotu için düzenlediği kurtarma operasyonunu da yüzüne gözüne bulaştırdı. Dünyaya rezil olan ABD yönetimi, Kara Kuvvetleri Komutanı Randy George ve pek çok generali tasfiye ederek askeri zafiyetini de gözler önüne serdi.
Körfez ülkelerindeki üsleri İran füzeleriyle yerle bir edilen, yara alan uçak gemilerini bölgeden çekmek zorunda kalan ABD, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla ekonomik olarak da büyük bir çıkmazın içine düştü.

 

“ZİKZAKLI TUTUM, KÜRESEL LİDERLİK İDDİASINI DA ZAYIFLATMAKTADIR”

Akit’e konuşan GÜVENSAM Genel Koordinatörü Cihad İslam Yılmaz; “Soğuk Savaş sonrası dönemde mutlak güç algısıyla hareket eden Washington, özellikle Orta Doğu’da yürüttüğü müdahalelerde sürdürülebilir bir düzen kuramamış, aksine kronik istikrarsızlık üretmiştir. Bu bağlamda İran krizi, ABD’nin sadece askeri değil, aynı zamanda politik ve ekonomik araçlarını da etkili biçimde koordine edemediğini göstermektedir.

Hürmüz Boğazı hattında yaşanan gelişmeler, ABD’nin bölgeye yönelik müdahaleci reflekslerinin artık eski sonuçları üretmediğini ve yerel aktörlerin daha dirençli hale geldiğini ortaya koymaktadır. Sahadaki askeri performans ise bu yapısal zafiyetin en görünür boyutunu oluşturmaktadır. Özellikle düşürülen F-15E Strike Eagle ve ardından başlatılan kurtarma operasyonlarının başarısızlığı, ABD ordusunun kriz anlarında koordinasyon ve risk yönetimi kapasitesinin sorgulanmasına yol açmıştır. Kurtarma sürecinde birden fazla hava platformunun kaybedilmesi, teknolojik üstünlüğün sahadaki karmaşık tehdit ortamında tek başına yeterli olmadığını göstermektedir. Bu tür kayıplar yalnızca taktiksel bir başarısızlık değil, aynı zamanda moral, caydırıcılık ve uluslararası prestij açısından da ciddi bir aşınmaya işaret etmektedir.

 

Öte yandan, ABD’nin kriz yönetiminde sergilediği zikzaklı tutum, küresel liderlik iddiasını da zayıflatmaktadır. Donald Trump’ın süre uzatan ve belirsizlik üreten yaklaşımı, yalnızca İran’a değil, ABD’nin müttefiklerine de güven vermekten uzaktır. Bu durum, uluslararası sistemde alternatif güç merkezlerinin daha fazla alan kazanmasına zemin hazırlamaktadır. Dolayısıyla İran karşısında yaşanan sıkışma, tek başına bir askeri başarısızlık değil; aynı zamanda ABD’nin küresel hegemonya kapasitesinin aşınmasının somut bir göstergesidir. Bu süreç, önümüzdeki dönemde uluslararası güç dengelerinin daha parçalı ve çok kutuplu bir yapıya evrilmesini hızlandırabilir” değerlendirmesinde bulundu.

“ABD’NİN CAYDIRICILIĞI TARTIŞMALI HALE GELMİŞTİR”

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi, Ortadoğu Uzmanı Dr. Erkam Selvi de şunları söyledi: “ABD’nin son dönemde İran bağlamında yaşadığı askeri ve stratejik başarısızlıklar, aslında uzun yıllardır biriken yapısal sorunların gün yüzüne çıkmasından ibarettir. Hürmüz Boğazı gibi küresel enerji akışının kalbinde yer alan bir coğrafyada operasyon yürütmek, yalnızca askeri kapasiteyle değil, aynı zamanda bölgesel dinamikleri doğru okuma becerisiyle mümkündür. ABD’nin Vietnam Savaşı, Afganistan Savaşı ve Irak-Suriye sahalarındaki deneyimleri, asimetrik tehditler karşısında üstün teknolojiye rağmen stratejik sonuç üretmekte zorlandığını açıkça göstermiştir. İran örneğinde de benzer bir durum söz konusudur. Yerel aktörlerin direnç kapasitesi, coğrafi avantajlar ve hibrit savaş yöntemleri, ABD’nin klasik güç projeksiyonunu etkisizleştirmektedir. Bu tablo, Washington’un askeri gücünün mutlak caydırıcılığının artık tartışmalı hale geldiğini ortaya koymaktadır. İsrail’in baskısıyla İran’a karşı hazırlıksız bir savaşa giren ABD, uğradığı kayıplarla birlikte bocalamaya başlamıştır. Bununla birlikte, ABD’nin yaşadığı başarısızlık sadece sahadaki askeri kayıplarla sınırlı değildir; asıl sorun stratejik öngörü eksikliğidir. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ihtimali, küresel ekonomi üzerinde ciddi şok etkisi oluşturabilecek bir gelişmeyken, ABD’nin bu riski yönetememesi ciddi bir planlama zaafına işaret etmektedir. Özellikle Donald Trump yönetiminin Hürmüz Boğazı’nın açılmasına ilişkin verdiği süreleri sürekli ertelemesi, caydırıcılığın inandırıcılığını zedelemekte ve karşı tarafın manevra alanını genişletmektedir. Bu durum, ABD’nin askeri gücünün yanında diplomatik ve stratejik tutarlılık üretme kapasitesinin de aşındığını göstermektedir. Washington, sadece sahada değil, karar alma süreçlerinde de ciddi bir güvenilirlik krizi yaşamaktadır.”

Yorumlara Git

Bakan Memişoğlu: 2 polisimizin tedavisi sürüyor

Abdulkadir Selvi, Özgür’ün planını yazdı! Ne Ekrem ne Mansur ne Dilek! CHP’nin cumhurbaşkanı adayı belli

Hasta ve yaralıların tedavi hakkı gaspedildi! Siyonist israil Refah Sınır Kapısı’nı yine kapattı

Bunları iyi tanıyın! İşte Gazze soykırımına katılan veya destekleyen sporcular

İsrail Konsolosluğu’ndaki saldırganın etkisiz hale getirildiği an! Polis eğilip arabanın altından sıktı