Gündem
Eğer güçlüysen sen bir tehditsin! Türkiye için beka mesajı
Yazar Yücel Kaya, son kaleme aldığı yazısında küresel siyasetin ikiyüzlü "barış" maskesini düşürerek, gerçek huzurun ancak caydırıcı bir askeri güçle mümkün olabileceğini vurguladı. Kaya, özellikle ABD ve İsrail’in İran ve Gazze üzerindeki saldırgan tutumlarını örnek göstererek, savunma sistemlerinin "tehdit" olarak yaftalanmasının arkasındaki emperyalist stratejiye dikkat çekti.
İnsanlık tarihinin en büyük hayalinin "savaşsız bir dünya" olduğunu belirten Kaya, bu yüce idealin günümüzde ağır bir imtihandan geçtiğini ifade etti. Barış istemenin büyük bir erdem olduğunu ancak bu isteğin asla bir teslimiyet noktasına varmaması gerektiğini hatırlatan yazar, şu ifadeleri kullandı:
"Barış, ancak onu koruyacak kadar güçlü olanların elinde bir değerdir. Eğer savunma sistemlerinizden vazgeçerseniz, size barış değil, bir 'esaret reçetesi' sunulur."
Hedefteki savunma sistemleri: "Eğer kendini savunabiliyorsan tehditsin"
Yazısında, modern dünyada adaletin değil, silahı olanın sesinin çıktığına değinen Kaya, İsrail’in Gazze’deki hukuk tanımazlığını ve İran’ın füze sistemlerinin bahane edilerek hedef alınmasını eleştirdi. Emperyalist güçlerin, ülkelerin yerli mühimmatlarını ve savunma kapasitelerini "tehdit unsuru" olarak yaftalamasının ardında yatan asıl niyetin işgali kolaylaştırmak olduğunu belirtti.
Türkiye için beka mesajı: "Hazır ol cenge, istersen sulh-u salah"
Kaya, Türkiye’nin savunma sanayiindeki TAYFUN, HİSAR, KAAN ve İHA/SİHA gibi dev projelerinin sadece askeri başarılar değil, aynı zamanda milli bir barışı koruma iradesi olduğunun altını çizdi. Olası bir senaryoda, sözde müttefiklerin Türkiye'nin savunma gücüne parmak sallaması durumunda takınılacak tavrın Hüseyin Nihal Atsız’ın "Çarpışalım, en doğru söz süngülerindir!" dizelerindeki kararlılık olması gerektiğini vurguladı.
"Zalimin elini kıracak çelikten bir irade şart"
Yazının sonuç bölümünde, barışın zayıfların sığındığı bir liman olmadığına dikkat çeken Kaya, şu çarpıcı tespitte bulundu:
Yücel Kaya’nın yazısını okumak için tıklayın>>>