Aktüel
Ehl i Sünnet ve L Şia
Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan 'Ehl i Sünnet ve L Şia' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan'ın kaleme aldığı o yazı;
Sünnet, Sünnetullah, Sünnet-i Resul. Sünnet deyince, önce Sünnetullah'ı anlamamız lazım. Hadis kavramında da öyle. Önce Hadisullah, Allah'ın hadisi. Allah'ın sünneti.
Birçok badire, musibet atlatıyoruz. Bunlar bize nasihat olur inş. Biz sünnet deyince ne anlıyoruz daha çok? Belki Veled'in sünneti hemen, o bir defa aslında hiç anlaşılmamış, işin, o zurnanın son deliği. Nebinin sünneti, nebilerin sünneti, ashabın sünneti.
Ehl-i sünnet kavramı da buradan geliyor. Ehl-i sünnet, sünnet ehli. Yani nebinin iziyle, Muhammed Nebinin ümmeti, onun milleti, ashabın yolunda, selef dediğimiz o öncülerin yolunda olanlar anlamına.
Bu anlama kullanılıyor. Hatta şimdi böyle bir sünnicilik, şuculuk, buculuk da İslam'da haramdır. Öyleyse bunu nereye koyabiliriz biz bunun müsbetini bahsedelim? Ne oluyor? Bir harici mantık çıkıyor.
Yani aslında harici mantığın duayeni, öncüsü ve soncusu Siyonizm'dir. Yani seçkinci, hatta onun da öncüsü İblis'tir.
Ben ateşten, sen çamurdan diyen, yaratana değil de çamura bakan, sonuca bakan bir anlayış, materyalizm. Maddeye bakıyor yaratan yerine. Böyle bir felsefe bugün Siyonizm'e getirdi ve dünyayı hallaç pamuğu gibi atıyor.
Dünyayı da cehenneme çeviriyor. Ahireti zaten kaybettiriyor. Böyle bir mantık, İslam'da da tekfirci, harici mantık diye çıktı.
Ali aleyh-i rıdayı başta tekfir etmeye başladılar. Niye? Efendim o hakemlikte, hani halifelik konusunda birilerine razı oldu diye, o mülayimliğinden dolayı onu tekfir ettiler, haşa. Buna karşı birileri de alici kesildi.
İşte öbürleri daha sonra işte saltanat, muaviye, emevi ise o da alevi. Alevicilik, Ali'yi işte ilahlaştıran, nebileştiren, masumlaştıran yani insani vasıflarını yok eden bir tepki, etki tepki meselesi. Hani diyoruz ya harici mantık, bunun doğayeni Yahudalık.
Aslında aliciliğin de öncüsü Hristiyanlıktır. O da İsa'cılıktır daha önceki hali. O da bir tepkidir.
İsa Nebi'nin katledilmeye kalkılmasına tepki olarak, etki tepki doğan, bu defa da İsa Nebi'yi ilahlaştıran bir anlayış. Bunun bizim mahalledeki son hali de işte bu. Biz ne emevi ne alevi.
Biz o dönem bu rafizi mantığa veya harici mantığa karışmayan, bulaşmayan orta, vasat insanlar o zaman ehl-i sünnet olarak tanımlanmış. Yani Nebi Aleyhisselam'ı ve onun ashabını, onun tabilerini takip eden bu harici ve rafizi mantığa bulaşmayanlar. Ama daha sonra bu da bir adeta klik, ekol olarak tanımlanmaya başlanmış.
Peki başka ne var orada ehl-i sünnet ve cemaat? Cemaatten hiç bahseden var mı? Şimdi mesela ehl-i sünnet tayfasında tek bir cemaat, tek bir ümmet, tek bir millet, yekpare var mı? O kadar dağınık ki.
Peki şia ne demek? İşin aslını bulacağız. Yani o sünnetullah'a tebdil edeceğiz. Oraya götüreceğiz işi. Şiada mesela İbrahim Nebi için Nuh'un şiası denir. Bak Kur'an-ı Kerim'de. Veya Musa şiasından bahsedilir. Ne demektir bu? Birini takip eden, peşinden gelen, halef de halife de aynı manaya. Veya onun etrafında toplananlar, izinden gidenler, ashab, tabiin, ona denk düşen bir anlam.
Aslında o haliyle kötü bir şey değil. Ama nasıl bu iyi kelimeler kavramlarda iki, mesela cemaatin işi ne oldu? İslam cemaati, İslam milleti ne kadar müstakil bir şey. Ama içi yanlış doldurulunca sıkıntı.
Şianın da aslında kelime olarak bir sıkıntısı yok. Ama içi rafizilikle, şuculukla, buculukla veya tekfirciliğe, hariciliğe tepki. Hristiyanlık vari. 12 havari, 12 imam. 12 havariyi nebileştiren, hatta ilahlaştıran. 12 imamı nebileştiren, hatta ilahlaştıran bir anlayış. Çok benzeşiyor. Bu İslam'ın eski halinde de, eski zamanlarda da tepkisel olarak olmuş. Bugün de olur.
Tarih tekerrürden ibaret. Biz ne yapacağız? Biz bu pirincin taşlarını ayıklayıp pirinci yiyeceğiz. Pilav yapacağız. Allah bize bunları anlattı kitabında. Resulleri örnek oldu ama biz hala ders alamadık, paramparça olduk.
O Tevrat'a tabiyiz diyenleri de, İncil'e tabiyiz diyenleri de kuşatabilmemiz lazımken biz ehli Kur'an'ı da kuşatamadık. Meshep meshep, meşrep meşrep. Bu kardeşiniz yıllardır bu konularda da kafa yoran, fıkh etmeye çalışan biri.
İşte çocuk sünneti, zurnanın son deliği ise bunun en başı sünnetullah. Hadi sünneti resul, sünneti ashab, sünneti mezhep neyse. Buradan başlayalım. Önce burada bir olayı toparlayalım, sonra sünnetullah'a varalım. Öyleyse ehli sünnette cemaat ne olmuş? Unutulmuş. Yerine şia koyabilir miyiz cemaat anlamına?
Ben şu kavramı EHL İ SÜNNET VE L ŞİA, dillendiriyorum. Daha önce de kısmen dillendirdim. Şu anda daha bir bu musibetten, şu olup bitenlerden, bölgedeki savaştan, felaketten, ızdıraptan, çileden ve insanlığın böyle fevç fevç İslam'a girmek yerine İslam'dan uzaklaşmasına bir bu musibetten ders almaya dönüp bakmaz mı ehli sünnet ve şia diyorum.
Bakın, ehli sünnet ve şia. Cemaat yerine bunu.
Peki bak şu anda sünniler bir olamıyorken, aynı ırktan bile değilken bakın, aynı ırktaki sünniler bile bir olamıyor ama farklı ırklardan olanların şia cemaatçiliğine, değil mi?
Yani Yemeni, Lübnanı, ırakı, iranı herkes bir oluyor. Demek ki o noktada, orada bir şeyler var.
Sünnete tabi olma noktasında burada bir seviye var. Öyleyse bu iki parçanın doğrularını bir araya getirelim.
Yanlışlarını atalım. Her şeyi almak külliyen kabul etmek değil. Taşlarını ayıklayalım. Müsbet taraflarını alalım.
Hatta onunla da yetinmeyelim. Ona bir seviye katalım. Sünnetullah'a taşıyalım.
Sünnetullah'a taşıyalım. Ve bu musibetten ders çıkartıp bir vahdet tesis edelim. Vahdet de ancak tevhid üzere olur.
Sünnetullah üzere olur. Sünnet-i Resul bile desen, hadis kitapları sünni dünyada farklı, şia dünyasında farklı. O kadar.
İnsanlar yani kitapta bile ihtilaf edecek durumdalar. Öyleyse biz ne kadar merkeze yaklaşırsak, ne kadar Kıbleye yaklaşırsak, o kadar ihtilafat azalır, birlik, beraberlik artar.
Yoksa diğer türlü herkes kendi mahallesinde bir devlet kurar, devlet yıkar.
Bunun kimseye de bir faydası yok. Daha büyük fırkalaşmalar, farklılaşmalar oluşur.
Öyleyse bakın bunu öncelikle şu seçkin Tayfa'ya söylüyorum sizin idrakiniz, anlayışınız bunu hazmedebilir.Herkes bunu hazmedemez ama yıllardır nihayetinde birbirimizi tanıyoruz.
Dolayısıyla mesela Şiaya da diyeceğiz ki yapmayın, etmeyin.Bakın, Hristiyanlık gibi 12 havari veya 12 imam masumiyeti üzerinden onları nebileştirerek, masumlaştırarak, onları ilahlaştırarak, onlara nebi vasfı kazandırarak, ilah vasfı kazandırarak olmaz.Bakın şu anda bazı kasideler okunuyor Ali, Ali, Ali. Sanıyorum Allah diyor. Allah lafzı geçmiyor.Yani böyle olabilir mi? Böyle olabilir mi? Yani Allah unutuluyor. Aynen bakın şu anda teslis inancından İsa ilahı üç ilahtan biri.Şu anda Allah unutuldu tek İsa kaldı. Hatta İsa da unutuldu, Noel kaldı.Yani sen bu bir şeyi yanlışa başlatırsan arkası gelir çorap sökülür.Öyleyse diyeceğiz bunu. Bu şekilde olmaz arkadaş. Adam gibi şia olacaksın.Muhammed şiası olacaksın. Böyle mi? Kur'an'da Musa şiası diye geçiyor.Sen Ümmeti Muhammed, Milleti Muhammed, Muhammed şiası olacaksın.Bu böyle duygusal olarak, tepkisel olarak oluşmuş olan kirleri, pasları atacaksın.
Öbür taraftan Sünni tayfaya da sen statükocu, Amerikancı, işte devletçi, ırkçı anlayışları da bırakıp İslam'a göre, tevhide göre bir hal alacaksın.Yani topyekun, işte şu anda bakın birçok Sünni dünyada Amerikancı pozisyonuna gelmiş durumda.Şöyle bir körfez ülkelerine bakın. Körfez ülkelerine bakın. Kendi her şeylerini Amerika'ya teslim.Suudi Amerika, Suudi Siyoni, Arap emirleri değil, Amerika emirleri vs. Oradan pay biçim Türkiye nispeten bu konularda biraz daha, biraz daha müsbet.
Dolayısıyla Türkiye merkezli belki bu anlayışı da hem bu kötülükleri taşları atacağız hem de daha bir üstte taşıyacağız.
Kardeşim mezhepçilik değil, şuculuk buculuk değil, Allah kıbleli, Allah'a dönük, Allah'a veçhederek li veçhillah Allah için li sünnetillah Allah'ın sünnetine dönüp tevhidi bir vahdet biraz seviye kazanalım, yoksa dünya, ahiret halimiz, pürmelalimiz çok sıkıntı deyip bütün bu musibetlerden böyle bir ders çıkartıp, eğer illa bir isimlendirme olacaksa ehl-i sünnet vel şia, fakat bu da bizi temsil etmez, kurtarmaz belki geçici bir tanımlama bir araya gelme, beşeri planda geçiş, ama ilahi kadere yol almak sünnetullaha ve tevhidi bir vahdete. Allah bize müslim demiş daha ne hacet, Allah bize İslam ismini koymuş dolayısıyla orada tevhitte vahdet bir ve beraber olmaya inşallah, bu musibetlerden nasihate ders çıkartmaya inşallah diyoruz.