AKİT MENÜ

Gündem

Özdemir: ABD’nin kağıttan kaplan olduğu anlaşıldı

Geçmişte Türkiye’nin Urumiye Başkonsolosluğu’nda ülkemizi temsil eden Emekli Diplomat Vahit Özdemir, ABD/İsrail-İran savaşını Akit’e değerlendirdi. Özdemir, “ABD’nin de özellikle İran savaşıyla birlikte kağıttan kaplan olduğu anlaşılmış oldu” şeklinde konuştu.

Haber Merkezi

Emekli diplomat Vahit Özdemir, İran’da görev yaptığı yıllara ve son gözlemlerine dayanarak ülkenin toplumsal yapısını, direniş dinamiklerini ve bölgesel dengelerdeki yerini değerlendirdi. İran’ın iç bütünlüğünde Şiiliğin rolüne dikkat çeken Özdemir, dış müdahalelere karşı sergilenen direncin arka planını anlattı. ABD ve İsrail’in hesap hatalarına da değinen Özdemir, İran toplumunun kriz anlarında nasıl kenetlendiğine dair çarpıcı örnekler paylaştı. Ayrıca söyleşide, Türkiye tarihine dair önemli bir tartışma başlığı olarak Fevzi Çakmak ile İsmet İnönü arasındaki ilişkiye de yer verildi.

İRAN’IN BİRLİĞİNİ BERABERLİĞİNİ SAĞLAYAN ŞİİLİKTİR

Sayın Özdemir, siz diplomat olarak İran’da çalıştığınız için orayı tanıyorsunuz. ABD ve İsrail’e savaşta önemli direnç gösteren İran’ı anlatır mısınız?

Ben 1978 ve 1982 yılları arasında dört yıl İran’ın Urumiye şehrindeki Başkonsolosluğumuzda ikinci adam pozisyonunda görev yaptım. İran enteresan bir ülke. İran’da sadece Farslar yok. Nüfusun yüzde 45’i Azerbaycan Türkü, Kaşkay Türkleri, Türkmenlerden oluşur. Kaşkay Türkleri, Azerbaycan Türklerinden sonra ülkedeki en kalabalık Türk halkıdır. İran’ın birliğini beraberliğini sağlayan Şiiliktir. Şiiliğin İran’ın birliğini sağlayan bir çimento olduğunu söyleyebiliriz. Ben geçen sene 2025 yılında İran’a bir gezi yapmıştım. O zaman sebze meyvenin kilosu 1 liraydı. Benzinin litresi 80 kuruştu. Bu halk niye isyan etmiyor diye soranlar İran’ı tanımıyorlar. İran halkının karnı doyuyor. Eğitim iyi, sağlık hizmetleri iyi. İran’da bir sürü etnik grup var. Bu dışarıdan bir zayıflık gibi görünse de onları Şiilik birleştiriyor. Biz insanları kılık kıyafetiyle değerlendiriyoruz. Siz bakmayın İranlıların şalvarlı takkeli dolaştığına. Gayet eğitimli ve yurtsever insanlar İranlılar. Bir de şu var; İran’daki etnik grupların ülkelerine ihanet etmeleri, orayı terk etmeleri mümkün değil.

 

ABD VE İSRAİL İRAN’DA YANLIŞ HESAP YAPTI

Azeri Türklerinin ayrılabileceği konuşulur senelerdir bunun bir gerçekliği var mı?

Azerbaycan Türklerinin İran’dan ayrılıp ayrı bir devlet kurmalarına yönelik görüşler emperyalistler tarafından senelerdir pompalanıyor. Fakat devlet kurmak çadır kurmaya benzemez. Diyelim ki ayrı bir devlet kurdular. Bunlar ne yiyecek ne içecek? Petrol, doğalgaz aşağıda körfeze yakın Arap bölgesinde. Buna karşın oradaki Araplarda da İran’dan ayrılma hevesi yok. Hepsi birlik beraberlik içinde yaşamak istiyorlar. Tabii İran’ın yetişmiş çok iyi bürokratları var. Diplomatları var. Bunları iyi kullandılar. ABD ve İsrail’e karşı sonuna kadar direndiler. Dikkatimi çeken şey, ben dahi savaşın ilerleyen günlerinde İran’dan özellikle Türkiye’ye bol miktarda göç olabilir diye düşünüyordum. Tam tersi oldu. İstanbul’daki İranlılar bile otobüslere doluşarak İran’a döndüler. İran’dan aile dostlarımız gelmişti. Birkaç gün burada kaldılar. Onlara “gitmeyin bir süre burada kalın” dedik. “Hayır. Biz gidelim, ölürsek memleketimizde ölelim” dediler. ABD ve İsrail İranlıların savaşın başlamasıyla birlikte rejimi devireceklerini düşünerek yanlış hesap yaptılar. Bu açıkça ortaya çıktı.

 

ABD DAHA ÖNCE DE YENİLDİ İRAN’DA

ABD ve İsrail’in İran’da çok sayıda ajanları olduğu belirtiliyordu. Onlar nasıl öngöremediler İran halkının nasıl davranacağını?

Ajanları var ama İran’ın birliğini beraberliğini sağlayan ilişkiler toplum içinde kendiliğinden gelişiyor. Eğer Irak İran’a saldırmasaydı, İran İslam Cumhuriyeti rejimi çökebilirdi. Irak’la 8 yıllık savaş hem rejimi güçlendirdi hem birlik ve beraberliği sağladı. Şimdi de benzer bir durum oluştu. Emperyalist ABD ve İsrail’in İran’a saldırması içerideki muhalefeti susturdu ve birlik beraberlik peşine düşmelerini sağladı. ABD bir tür menfaat şirketi. 72 buçuk millet orada toplanmış ABD’nin imkânlarıyla günlerini gün etmenin peşinde. İran’a kara harekatı yapmak hiç kolay değil. İran’ın bu savaşta kaybı da çok oldu ama onurlu bir direniş gösterdi. ABD Başkanı Donald Trump da böyle bir direniş beklemiyordu. O da şaşırdı. Daha önce 1979’da İranlı üniversite öğrencileri ABD’nin Tahran Büyükelçiliği’ni işgal etmişlerdi. ABD o zaman da operasyon yapmaya kalktı. Tahran yakınlarında kendi uçakları çarpıştı, helikopterleri düştü, kum fırtınası çıktı ve rezil oldular. ABD daha önce de yenildi İran’da yani. İran’a kara harekatı yapmak gerçekten çok zor. Neredeyse mümkün değil. İran’ın nüfusu aşağı yukarı Türkiye kadar, ancak yüzölçümü Türkiye’nin iki misli. İran gibi devasa büyüklükteki bir ülkeyi kolay kolay ele geçiremezler. Bir de İran’daki etnik gruplar da fırsattan istifade edip rejimi yıkmaya çalışmadılar.

 

KÜRT GRUPLAR NEDEN İRAN’A KARŞI AYAKLANMADI?

Kürtler neden ayaklanmadı? ABD Kürtlere silah gönderdi, onlara çok güveniyorlardı.

İran’daki Kürt örgütü PJAK yöneticileri, Devrim Muhafızları ve Besic dediğimiz halk ordusunun kendilerini çok sert şekilde bastıracağını biliyorlardı. Savaş ortamı olduğu için acımadan onları yok ederlerdi. İran terörle mücadelede Türkiye gibi davranmaz. En sert şekilde saldırıp dümdüz ederlerdi. Kürt gruplar bunu çok iyi bildikleri için harekete geçmediler.

İRAN’DA KENDİNE ÖZGÜ ÇOK FARKLI BİR REJİM VAR

İran rejiminin yapısı da saldırganları zorluyor değil mi?

Elbette. Humeyni 1 Şubat 1979’da Tahran’a geldiğinde ben Urumiye’de görev yapıyordum. Paris’ten uçakla geldiler. Humeyni birkaç ay Paris’te kalmıştır. Paris’ten önce Necef’teydi, daha önce de Bursa ve Ankara’daydı. Mesela Humeyni ile oralarda birlikte olan en yakın adamları ve danışmanları şu veya bu şekilde kısa sürede öldürüldü. Ya asıldı, ya kurşuna dizildi ya da trafik kazasında öldü. Humeyni’nin ilişkilerini bilenler ilk aylarda tamamen ortadan kaldırıldı. Dolayısıyla İran’da kendine özgü çok farklı bir rejim var. Bu nedenle ABD ve İsrail’in savaşla İran’ı çökertmesi çok zor.

 

ABD’NİN KÂĞITTAN KAPLAN OLDUĞU ANLAŞILMIŞ OLDU

40 günlük savaşın ardından barış görüşmeleri sürdürülmeye çalışılıyor. Sizce barış sağlanır mı, yoksa bir süre sonra savaş kaldığı yerden devam mı eder?

ABD’nin İran gibi bir ülkeye karşı başarı sağlaması mümkün değil. Böyle bir savaşı sürdüremez. Sürdürmeye kalkarsa tıpkı Vietnam’da rezil olduğu gibi İran’da da rezil olur. Dikkat ederseniz ateşkesi en çok isteyen ABD’ydi. Hatta İran’ın 10 maddelik ön şartlarını kabul ederek masaya oturmayı kabul ettiler. ABD hezimete uğradı. Geçmişte Sovyetler Birliği’ni gözümüzde çok büyütüyorduk Doğu Bloku dağılmadan önce. Parçalandıktan sonra fazla bir güçleri olmadığı anlaşıldı. ABD’nin de özellikle İran savaşıyla birlikte kâğıttan kaplan olduğu anlaşılmış oldu. İran’ın farklı bir devlet yapısı var. Devlet kurumları arasında alışılmış bir koordinasyon yok. Dini lider, Cumhurbaşkanını dahi görevden alma yetkisine sahip. Cumhurbaşkanının üzerinde. Çok güçlü bir Devrim Muhafızları yapısı var. Besic denilen Devrim Muhafızları’na bağlı paramiliter bir yapı var. Sayılarının 20-30 milyon civarında olduğu söyleniyor. Bunların dışında pek çok farklı güçler var. Çok sayıda silahlı güç, bir yerden talimat almadan hareket edebiliyor. ABD’yi zorlayan da İran’daki bu öngörülemeyen yapılar oldu. Hatta binlerce sivil köprülere, önemli noktalara toplandılar ve “Gelsin ABD bizi öldürsün” diye meydan okudular, direniş gösterdiler.

 

“BATILILARIN KİŞİSEL MENFAATİNE DOKUNMA DA NE YAPARSAN YAP”

Savaşın ilk gününde bir ilkokulun iki kez bombalanıp 165 kız çocuğunun öldürülmesi de emperyalistlere karşı nefreti körükledi değil mi?

Ne yazık ki 28 Şubat’ta kız okulunu bombalayıp günahsız 165 kız çocuğunu vahşice katlettiler. Fakat ne Avrupa Birliği ne diğer batılı ülkeler tepki dahi göstermediler. Bu da batı medeniyetinin ikiyüzlülüğünü bir defa daha dünyaya gösterdi. “Batılıların kişisel menfaatine dokunma da ne yaparsan yap” anlayışı burada bir defa daha kendisini gösterdi.

 

FEVZİ ÇAKMAK İLE İNÖNÜ ARASINDA NELER YAŞANDI?

10 Nisan, Cumhuriyetin kuruluşunda büyük etkisi olan Mareşal Fevzi Çakmak’ın ölüm yıldönümüydü. Çakmak ile İnönü arasında olduğu söylenen kavga neydi?

Türkiye’nin Atatürk’ten sonra 2’nci ve sonuncu Mareşali Fevzi Çakmak 10 Nisan 1950 tarihinde vefat etti. Osmanlı Devleti’nin, TBMM Hükümetinin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin önemli askeri ve siyasi şahsiyetlerinden birisi olan ahlak ve fazilet timsali Mareşal Fevzi Çakmak, Türkiye’nin ilk Milli Savunma Bakanıdır. TBMM Hükümeti’nin İcra Vekilleri Hey’eti Reisidir. (Başbakan) 1921-1944 yılları arasında aralıksız 23 yıl Mareşal rütbesiyle direkt Cumhurbaşkanına bağlı olarak Genelkurmay Başkanı sıfatıyla Aziz Milletimize hizmet etmiştir. Mareşal Çakmak’ın askeri ve siyasi dehası sayesinde Türkiye 2’nci Dünya Savaşına girmemiş ve tarafsız kalmıştır. Fevzi Paşa 1917 yılında Filistin cephesinde Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili tarafından Miralay İsmet Bey’in kurşuna dizilmesini önledi. Mareşal Fevzi Çakmak 11 Kasım 1938 tarihinde İsmet İnönü’nün 2’nci Cumhurbaşkanı seçilmesini sağladı. Fakat Cumhurbaşkanı İnönü kendisini kurşuna dizilmekten kurtaran ve cumhurbaşkanı seçtiren Mareşal Fevzi Çakmak’ı re’sen emekliye sevk etti ve konutuna icra memurları gönderdi. Mareşal Çakmak ölüm döşeğinde Cumhurbaşkanı İnönü ile görüşmedi ve küs olarak vefat etti. Mareşal vefat ettiğinde Cumhurbaşkanı İnönü milli yas ilan etmediği gibi İstanbul radyosunda şarkılı türkülü oyun havaları çalındı ve üniversite gençliği galeyana gelerek radyoyu taşladı.

 

ÇAKMAK ALBAY İSMET BEY’İ KURŞUNA DİZİLMEKTEN KURTARDI

Çakmak’ın İnönü’yü kurşuna dizilmekten nasıl kurtardığını anlatır mısınız?

1917 yılında Miralay İsmet Bey (Albay İsmet İnönü) Filistin cephesinde bir tepeyi ele geçiremez ve pek-çok Mehmetçik şehit düşer. Bu duruma hiddetlenen Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili Enver Paşa savaş usullerine göre Miralay İsmet Bey’i kurşuna dizilmesine karar verir. Enver Paşa ve Fevzi Paşa otomobille seyahat ederlerken bir İngiliz uçağından bomba atılır. Otomobilin önüne düşen bomba infilak etmez. Dini bütün ve mütedeyyin bir insan olan Fevzi Paşa Enver Paşa’ya dönerek, “Paşam düşman uçağından atılan bu bombanın infilak etmemesi yüce Allah’ın bir lütfudur. Lütfen Miralay İsmet Bey’i kurşuna dizmekten vazgeçiniz!” der. Böylece Miralay İsmet Bey Fevzi Paşa sayesinde kurşuna dizilmekten kurtulur. (1917, Filistin cephesi) Bu tarihi olayı Millet Partisi’nin kuruluş aşamasında 1948 yılında bizzat Mareşal Çakmak tarafından Osman Bölükbaşı’ya anlatılmıştır. Yakınım Osman Bölükbaşı müteaddit defa bana ve yakın çevresine bu tarihi olayı nakletmiştir.

 

ÇAKMAK İNÖNÜ’YÜ HASTA YATAĞINDA KABUL ETMEDİ

Peki Çakmak’ın hasta yatağında Cumhurbaşkanı İnönü’yü kabul etmediği doğru mu?

Doğru. Mareşal’in vefatından kısa bir süre önce Cumhurbaşkanı İnönü hasta yatağında Mareşal Çakmak’ı ziyaret etmek ister. Mareşal’in eşi Fitnat Hanım eşinin odasına gider ve İsmet Paşa’nın ziyaretine geldiğini söyler. 5 dakika sonra Mareşal’in odasından çıkan Fitnat Hanım, “Maalesef Paşa Hazretleri müsait değiller ve sizi kabul edemeyecekler” diyerek İsmet Paşa’yı yolcu eder. Gazeteci Recep Bilginer Cumhurbaşkanı İnönü’yü takip ettiği için bu tarihi olayı kaleme aldığı gibi bana da bizzat anlatmıştır. Mareşal Çakmak’ın eşi Fitnat Hanım Gazeteci Recep Bilginer’e özetle şunları söyler: “Mareşal Çakmak’ın İnönü’ye çok iyilikleri olmuştur. İnönü kocamı re’sen emekliye sevk etti. Konutumuza icra memurları gönderdi. Bize odun ve kömür tahsis ettirmeyerek kara kışı tir tir titreyerek geçirmek mecburiyetinde bıraktı. Bu durumda Mareşal neden İnönü’yü kabul etsin?” Böylece Mareşal Fevzi Çakmak Cumhurbaşkanı İnönü’ye küs olarak öbür dünyaya göç etti. Vefatının 76’ıncı yıldönümünde Büyük Asker Mareşal Fevzi Çakmak’ı rahmetle ve minnetle anıyorum. Mareşal Fevzi Çakmak adına bir üniversite kurulmasını veya Milli Savunma Üniversitesi’nin adının Mareşal Fevzi Çakmak Milli Savunma Üniversitesi olarak değiştirilmesini Sayın Cumhurbaşkanımızın takdir ve tensiplerine sunuyorum.

 

İNÖNÜ MAREŞAL’İN CENAZE TÖRENİ SIRASINDA RADYODA MÜZİK YAYINI YAPTIRDI

Cumhurbaşkanı İnönü neden Mareşal’in vefatı dolayısıyla milli yas ilan etmedi?

Mareşal Fevzi Çakmak 10 Nisan 1950 tarihinde İstanbul’da prostat kanserinden vefat etti. Cumhurbaşkanı İnönü milli yas ilan etmedi. Hatta milli yas ilan etmediği gibi, Mareşal’in cenaze töreni sırasında İstanbul Radyosu sazlı sözlü müzik yayını yaptı. Üniversite gençliği galeyana geldi ve İstanbul Radyosu’nu taşlayarak camlarını kırdı.

İSMET İNÖNÜ’YÜ FEVZİ ÇAKMAK 2’NCİ CUMHURBAŞKANI SEÇTİRDİ

İnönü’yü Fevzi Çakmak’ın Cumhurbaşkanı seçtirdiği doğru mu?

Evet. 10 Kasım 1938 tarihinde Atatürk vefat etti. Mareşal Fevzi Çakmak isteseydi çok rahatlıkla kendisini Cumhurbaşkanı seçtirebilirdi. Osman Bölükbaşı’nın deyimiyle “Mareşal Çakmak, asker olarak doğduğuna ve asker olarak öleceğine inanıyordu. Siyasetten ve ayak oyunlarından anlamıyordu. Tercihini İnönü’den yana kullandı ve Melis’e baskı yaparak İnönü’ye altın tepsi içerisinde cumhurbaşkanlığı makamını sundu” Mareşal Çakmak’ın iyiliklerine karşılık Cumhurbaşkanı İnönü 1944 yılında kırmızı yeşil şeritli İstiklal Madalyası ile taltif edilen ve 23 yıl aralıksız Genelkurmay Başkanı olarak hizmet eden Mareşal Fevzi Çakmak’ı re’sen emekliye sevk etti ve konutuna icra memurları dahi gönderdi.

Yorumlara Git

Özgür Özel’in Özkan Yalım sessizliği: Erdem Atay’dan CHP yönetimine sert sorular

Ecdada hakaretten gözaltına alınan soytarı özür diledi: Fazla şımardım!

9 kişi gözaltına alınmıştı... İzmir'deki vurgunda yeni gelişme!

İTÜ ve TPAO işbirliğiyle teknolojik yerli çözüm Sondaj gemileri çakılı kalacak

CHP’nin basin özgürlüğü koca bir yalan