Aktüel
Hızlı ve etkili yargı bakımından istinaf ceza uygulamaları (2)
Cumhuriyet Savcısı Asım Ekren 'Hızlı ve etkili yargı bakımından istinaf ceza uygulamaları (2)' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte Cumhuriyet Savcısı Asım Ekren'in kaleme aldığı o yazı;
Giriş ve Özet
Aynı başlığı taşıyan yazının birinci bölümünde belirtildiği için tekrar edilmemiştir.
İlgili Sorun ve Çözüm Önerileri
A) İstinafta Dosya Birikimi ve Bunun Azaltılması
a-Sorun: İlk (ön) incelemenin ivedilikle yapılmaması, basit bir ön inceleme sonucu mahalline kısa zamanda iade edilebilecek dosyaların uzun sayılabilecek süre inceleme sırasını beklemesi, hem ilk hem de esas incelemenin birlikte veya ilk incelemenin esas hakkında karar verme sırasında ya da kısa bir süre öncesinde yapılması:Yasada ön incelemeye dair düzenleme olmakla (CMK. 279. Md) ve iki incelemenin birleştirilerek yapılmasına ilişkin düzenleme olmamakla beraber, uygulamada dosya istinaf ceza dairesine gelince, çoğunlukla inceleme sırasına alınıyor. Ön incelemeden hemen sonra ise esas inceleme-kovuşturma (ikinci) aşamasına geçiliyor. Başka bir deyişle her iki inceleme birleştirilerek ve peş peşe yapılıyor. Bu durum, basit bir ön inceleme sonucunda ve daha kısa sürede mahalline gönderilebilecek olan dosyaların daha uzun süre beklemesine, kesinleşterme ve infazının yapılmamasına neden olabiliyor.
1.Öneri: Dosyanın daireye gelmesinden sonra olabilecek en kısa zamanda ilk-ön incelemesinin yapılması yararlı olacaktır. Bu şekilde olası yetkisizlik kararı veya istinaf başvurusunun reddi kararı verilmesi gereken dosyalar çok daha erken bir zamanda karara bağlanabilir. Karar verilen dosya ilgili yerlere hemen veya daha erken gönderilebileceğinden dairede fazla beklememiş olacağı gibi ilk derece mahkemesince daha erken kesinleştirilip infaza gönderilebilecektir. Ceza dairesine gelen dosyanın, olabildiğince erken bir sürede ön incelemesi yapıldığında, varsa ilgili daireye görevsizlik ya da ilgili yer istinaf ceza dairesine yetkisizlik kararı verildiğinde dosya yetkili-görevli dairesine daha erken gidecektir. İstinaf süresi kaçırılmış veya istinaf hakkına sahip olmayanlar istinaf etmişse ya da ilk derece mahkemesi kararı yasal olarak kesin ise dosya dairede sıraya girmeden veya fazla beklemeden mahalline iade edilmiş olacaktır. Aksi uygulama halinde dosyanın dairede esası incelenmeyeceği için adeta fazladan beklemesine ve bunun sonucunda olası serzenişlere neden olabilecektir.
2.Öneri: İlk (ön) inceleme biriminin kurulması ve bu birimlerde münhasıran ön incelemeyle görevli hâkimlerin olması, bir-iki aylık süre içinde dosyanın ön incelemesinin bu birimde yapılması, varsa tebligat, belge ile sair basit eksikliklerinin bu birim tarafından tamamlatılması, sırf bu nedenlerle dosyanın ilk derece mahkemesine-mahalline iade edilmemesi, istinaf süresinin kaçırılması, talep edenin başvuru hakkının olmaması, verilen kararın yasal olarak kesin olması gibi nedenlerle ilk inceleme sonucunda istinaf başvurusunun reddini gerektiren yani istinaf koşulları oluşmayan çok sayıdaki dosyanın istinaf taleplerinin bu birimde ret edilmesi, ret kararına itiraz halinde dosyanın görevli dairesine gönderilmesi, dairenin iki hafta içinde ret kararına yapılan itirazı karara bağlaması daha isabetli olabilecektir. Zira bir dosyanın, CMK’nın 279. maddesine göre ön incelemesi, kapsamı ne olursa olsun dakikalar içinde veya çok kısa zamanda yapılabilir. Bu şekilde istinaflara gelen yaklaşık 1/5 oranındaki dosya fazla beklemeden hızlı bir ön inceleme sonunda ilk derece mahkemesine gönderilebilecektir. Böylece dosyaların çok daha erken bir zamanda kesinleşmesi, infaza gönderilmesi ve eğer karar olağan itiraza tabi ise yetkili itiraz makamına gitmesi sağlanabilecektir. Ayrıca sehven başka ceza dairesine gidip yıl ile ifade edilebilecek süreyle bekledikten sonra görevsizlik (gönderme) kararıyla dosyanın dairesine gitmesi ve burada tekrar inceleme sırasını beklemesi de önlenmiş olacaktır.
3.Öneri: Her bölge adliye mahkemesinde ön inceleme bürosunun kurulması veya bu birimde ilk (ön) incelemenin yapılmasına alternatif olarak her ceza dairesinde münhasıran bu işle ve örneğin bir aylık süre gibi belli kısa bir zaman dilimi içinde ön inceleme yapmakla görevli (nöbetçi) hakim ya da üye hakimin olması da değerlendirilebilir. Bununla birlikte ön inceleme biriminin Cumhuriyet başsavcılığı nezdinde de oluşturulup oluşturulmayacağı, başvurunun ret edilmesi ve ret kararına itiraz edilmesi halinde ise dosyanın görevli dairesine gönderilmesi, dairenin iki hafta içinde ret kararına yapılan itirazı karara bağlaması yöntemi de tartışılabilir.
b-Sorun: İstinafta dosya tevzi biriminin olmayışı: Dosyanın bölge adliye mahkemesinde tevzi edilmesine ilişkin CMK’nın 278. maddesindeki düzenlemeye uygun olarak bölge adliye mahkemelerinde dosya tevzi birimi henüz kurulmamıştır. Uygulamada dosya, soruşturmadaki sevk-karardaki yasa maddelerine göre ilk derece mahkemesinden doğrudan ceza dairesine gidiyor. Bu nedenle önemli sayıdaki dosya ilgisiz, işbölümüne göre görevsiz daireye gidebiliyor. Bu durum, öncelikle ceza daireleri arasında daha fazla ve önlenebilir görevsizlik-yetkisizlik kararlarına neden olabiliyor. Kimi zaman, bir yılı aşkın süre sonra yetkisiz-görevsiz dairede bulunan dosya, yetkisizlik-görevsizlik kararıyla ilgili (asıl) dairesine gittiğinde, buraya da yeni gittiği için ayrıca-tekrar inceleme sırasına girebiliyor. Bu durum gecikme ve olası serzeniş veya mağduriyetlere neden olabiliyor.
1.Öneri: Her istinafta bir dosya tevzi biriminin kurulması ve bu birimce daireler arasındaki güncel iş bölümüne göre dosyanın ilgili daireye gönderilmesinin sağlanması. Bu şekilde dosya daha kısa sürede ilgili daireye gidecek ve inceleme sırasına girebilecektir. Öneri: Alternatif olarak, ilk derece mahkemesi yazı işleri müdürlerinin görevleri arasına istinafa gidilecek dosyaları güncel iş bölümüne göre dosyanın ilgili ceza dairesine gönderilmesi ve bunun Uyaptan seçilebilmesi imkanı eklenebilir. Böylece yazı işleri müdürleri, görev bilinciyle daha dikkatli bir şekilde dosyanın gideceği ceza dairesini sistemden tam olarak seçebilecektir. Bu şekilde dosyaların daireler arasında gidiş geliş sirkülasyonu azalacaktır.
c-Sorun: Kararın doğru ve istinaftan bu şekilde geçileceğine tam kanaat getirilse bile her ne olursa olsun, mutlaka istinafa başvurma anlayışı: Taraflar, verilen kararın doğru olduğunu, yasa ve uygulamanın net olarak öyle olduğunu, istinaf veya temyize gidilse bile sonucun değişmeyeceğini neredeyse kesin olarak ön gördükleri halde, gerek kararın kesinleşmesinin önüne geçilmesi, gerek avukatlı ve özellikle kamu kurumlarının müdahil oldukları dosyalarda sorumluluk doğabileceği endişesi ve sair nedenlerle çok sayıda dosya istinafa gelebiliyor. Bu sorunda kamu kurumu hukukçularının kurum menfaati ile kanun yoluna gidilmediğinde sorumluluk olabileceği anlayışı önemli etkendir. Avukatların kanun yoluna gitmemesinden kaynaklı kimi kararlar nedeniyle Yargıtay’ın ihmal olduğu şeklindeki kararların da bunda etkisi olduğu görülmektedir. Orman, gümrük ve kaçakçılık, kültür ve tabii varlıkları, bankacılık gibi suçlardan kamu davasına katılan kurumlar veya merkezi ile yerel kamu kurumlarının yasa gereği katılan oldukları veya suçtan doğrudan zarar gördükleri hallerde en basitinden eylemin açıkça zaman aşımına uğraması, HAGB süresi içinde suç işlenmemesi-tedbire aykırı hareket edilmemesi gibi nedenlerle verilen düşme kararları bile matbu dilekçelerle istinaf edilmektedir. İş birikimi yanında bu dosyaların posta gideri bile ciddi rakamları tutabilmektedir.
Öneri: Meselenin farklı yönlerden tartışılması, gereksiz işlem, emek, maliyet ve birikimin önüne geçilmesi yararlı olabilecektir.
B) HAGB Kararının Düşürülmesi Uygulaması
Sorun: Bilindiği üzeresanık, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemezse ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranırsa, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesine karar verilir. Yargıtay, bu düşme kararının duruşma açılarak ek kararla verilmesi gerektiği görüşündedir. Her ne kadar bu ek kararın sanık tarafından temyizinde hukuki yarar bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar veriyor ise de gerek katılan gerekse de sanık duruşma sonucunda verilen bu kararı istinaf edebiliyor. Nitekim bu yönden istinafa gelen kararlar da vardır. Böyle bir uygulamanın pratik bir yararı olmadığı gibi işlerin yoğunluğuna neden olabiliyor. Buradaki yasal dayanak, CMK'nın 231/10. maddesidir. Gerçi duruşma açılmasının zorunluluğu madde fıkrasında açıkça belirtmemiş ise de "düşme" kararı, CMK’nın 223. maddesinde hüküm olarak ifade edilmiş ve hükmün de duruşma sonucunda verileceği düzenlendiği için böyle bir sonuç çıkıyor. Yasaya göre hareket etme yönüyle Yargıtay kararları doğru olabilir ama kimi mahkemeler yeniden esasa kayıt bile yaparak, yeni kayıt olmazsa bile tensip, tebligat, duruşma, karar, kanun yolu gibi sonuçları itibariyle bu durum iş yoğunluğuna da haliyle yansıyor.
Öneri: Yukarıda tarif edilen şekilde uygulama yapılmaması mağduriyet veya farklı bir hukuki duruma neden olmadığından yasal düzenleme ile denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmezse ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranılırsa ek karara bile gerek kalmadan adli sicil gibi süre bitimi otomatik olarak sistemden düşürülmesi tartışılabilir.
C) Daire Sayısı-İkiz Daire Uygulaması
a-Sorun: İkiz daire uygulaması, özellikle İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde gerek kuruluşta gerekse de ihtiyaç üzerine daire sayısı artırılırken “ikiz daireler” kurulmuştur. İkiz dairelerin iş bölümüne göre baktıkları konular aynıdır. İsmi “ikiz daire” olmakla birlikte, örneğin İstanbul’da ikiz daire mahiyetinde aynı suç-dava türlerine bakan üçten fazla ayrı ceza dairesi vardır. İkiz daireler arasında doğal olarak yoruma bağlı farklı uygulamalara rast gelmek mümkündür. Örneğin, seri halde açılan çek, orman suçları, kaçakçılık, kabahatten kaynaklanan veya kabahat olduğu anlaşılan davalar farklı dairelere tevzi olabiliyor. Bunun sonucu olarak da tarafları, konusu, istinaf nedeni aynı olan ve farklı dairelere düşen dosyalarda birbirleriyle açıkça çelişen kararlar çıkabiliyor. İkiz daire sayısı artıkça dairelere göre görüşler de farklılaşabiliyor. Böyle durumlarda bu dairelerin sayısı, bakılan işlerin türü gibi nedenlerle daha üretken ve verimli olarak çalışmaları zor olduğu gibi dairelerin uyumlu, ilk derece mahkemelerine yol göstericiliğin sağlanmasında güçlük yaşanabiliyor. Ayrıca dairenin görev alanı geniş mevzuatı kapsadığı için başkan ve üyelerin kendilerini geliştirmeleri de zor olabiliyor. Hatta verilen kararın, hukuki yorum farklılığı nedeniyle “hangi daireye düştüğü şansı” gibi değerlendirmelere bile neden olabiliyor.
Öneri: Çoklu ikiz dairelerin iş bölümüne göre görev alanının daraltılması için işlerin dairelere bölünmesi yararlı olabilecektir. Örneğin, İstanbul’daki mevcut dört-beş ikiz daireler arasında çek, orman, bankacılık, icra ve iflas suçları, kaçakçılık, basın yayın, spor, kabahat, kültür ve tabii varlıklar, askeri ceza, diğer özel ceza yasaları kapsamındaki işlerin daireler arasında bölüştürülmesi halinde farklı kararların çıkması önlenebileceği gibi yetki alanındaki ilk derece mahkemelerine daha yol gösterici ve içtihat geliştirici kararlar verilebilecektir.
b-Sorun: Daire sayısı ve istinaf dairelerinin Yargıtay daireleriyle uyumluluğu yoktur.Farklı yer bölge adliye mahkemesi nezdinde bulunan daireler farklı suçlara bakabilmektedir. Örneğin, Adana ve Diyarbakır’daki (2) veya (4) nolu ceza daireleri (x), (y) ve (z) kapsamındaki suçlara bakarken, İstanbul’da farklı nolu daireler bu suçlara bakabilmektedir. Mahkemenin kurulduğu yerin iş yoğunluğuna bağlı olarak daire kurulduğu için doğal olarak böyle bir sonuç çıkabilmektedir.
Öneri: Yasa yollarında denetimin kolaylaştırılması, daha da etkinleştirilmesi ve uygulama birliğinin sağlanması bakımından tüm bölge adliye mahkemelerinde Yargıtay’ın daire sayısı ve görevleriyle paralel dairelerin oluşturulmasının tartışılması faydalı olabilecektir. Bir yerde istinaf kurulacaksa Yargıtay daireleri ile uyumlu sayı kadar daire ile kurulmalıdır. Örneğin, tüm yerlerdeki (3) nolu ceza dairesinin aynı suçlara bakması. Bunun tüm hukukçular arasında da bu şekilde bilinmesi. İşlerin fazla olduğu bölge adliye mahkemelerinde, ana daire içinde yeteri kadar heyetin oluşturulması, daire başkanının mevcut olan dairenin uyumlu, düzenli çalışmasının sağlanması veya diğer yetkisinin daire içindeki heyetler ve heyet başkanları üzerinde de olması düzenlenebilir. Böyle bir uygulama, dairelerin daha etkin, verimli, tutarlı, ilk derece mahkemelerine yol gösterici olabilecektir. Her bölge adliye mahkemesi ceza daire sayısı Yargıtay’ın aynı suçlara bakan ceza dairesiyle uyumlu olacaktır.
Yukarıdaki Sorunlar İtibariyle Sonuç Olarak,
Belirtilen uygulamaların, daha hızlı ve etkin yargılama bakımından tüm yönleriyle tartışılması yararlı olabilecektir.
Alıntı yapılan kaynak:
Uygulamada İstinaf Ceza El Kitabı, İstanbul, Filiz Kitabevi, 7.Baskı, 2026