Gündem
Namaza karşı barikat, şiddete karşı sahte feryat: İki yüzlü Eğitim Sen
Türkiye, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’tan gelen evlat acılarıyla sarsılırken, eğitim camiası "güvenlik" çığlığıyla sokağa döküldü. Ancak meydanlarda boy gösteren Eğitim Sen’in sergilediği tutum, kamuoyunda "Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu" dedirten cinsten bir çelişkiyi gözler önüne serdi. Yıllardır okullarda manevi değerlerin ihyasına ve öğrencilerin ibadet hürriyetine savaş açan sendikanın, bugün şiddetten dert yanması büyük bir samimiyet sorgulamasını da beraberinde getirdi.
ÖZEL HABER
Okullarda ahlaki değerlerin güçlendirilmesi, çocukların maneviyatla buluşması ve namaz kılan öğrencilerin varlığına her fırsatta "gericilik" ve "laikliğe aykırı" diyerek barikat kuran Eğitim Sen, bugün okulları kana bulayan şiddet sarmalına karşı sokağa çıktı. Eğitim-Sen eş zamanlı eylemler düzenledi. Binlerce öğretmen iş bırakarak “şiddete hayır” çağrısıyla sokaklara çıktı, okullarda artan güvenlik sorunlarına dikkat çekti.
Ahlaklı nesle "gericilik" damgası vuranlar meydanda!
Toplumun büyük bir kesimi, "Ahlaklı ve inançlı bir nesil yetişmesine engel olanların, o boşlukta filizlenen şiddetten şikayet etmeye hakkı var mı?" sorusunu sormaya başladı.
Değerler eğitimine savaş açtılar, şiddete kapı araladılar
Eğitim Sen'in; ÇEDES ve benzeri manevi gelişim projelerini "pedagojik cinayet" olarak nitelendirip yargıya taşıması hafızalardaki yerini korurken, sendikanın "güvenli okul" talebi inandırıcılıktan uzak bulundu. Maneviyatın olmadığı yerde şiddetin boy vereceğini görmezden gelen zihniyet, bugün okullardaki güvenlik zafiyetinden dem vurarak kendi ideolojik körlüğünü perdelemeye çalışıyor.
Bu tezatlık kamuoyu vicdanında mahkum oldu
Sokaklarda "şiddete hayır" sloganları atan Eğitim Sen yöneticilerine yönelik eleştiriler çığ gibi büyüyor. Bazı sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar; "Öğrencinin alnı secdeye gelince ayağa kalkanlar, bugün şiddeti kınarken aslında o şiddeti besleyen manevi boşluğun mimarlarıdır" diyerek tepkilerini dile getirdi. Eğitimde güvenliğin sadece polis polisiye tedbirlerle değil, ancak ahlaklı ve manevi değerlerine bağlı bir nesille mümkün olacağı gerçeği, bir kez daha bu tezat üzerinden gün yüzüne çıktı.