Gündem
Ceset yok ama cinayet sabit! Yargıtaydan Palu ailesi davasında emsal karar: "Gömüldüğü yer belirsiz olsa da katili belli"
Türkiye’nin kanını donduran Meryem Tahnal cinayetinde Yargıtay, hukuk tarihine geçecek bir karara imza attı. Yapılan tüm kazılara rağmen maktulün cesedine ulaşılamamış olmasını cinayetin ispatına engel görmeyen yüksek mahkeme, Tuncer Ustael’in mahkumiyetini onarken diğer aile üyeleri için tahliye kapısını araladı.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Kocaeli 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararını incelediği dosyada, Meryem Tahnal’ın sanık Tuncer Ustael tarafından bir odaya kilitlendiği, darp edildiği ve aç bırakılarak eziyete maruz kaldığını tanık beyanlarıyla tescilledi. Ceset bulunamadığı için ölümün "nasıl" gerçekleştiği teknik olarak saptanamasa da, maktulün sanık tarafından öldürüldüğü net bir şekilde kayıtlara geçti.
Maktulün cesedi yapılan tüm kazı çalışmalarına rağmen bulunamamış olsa da, sanık Tuncer Ustael tarafından öldürüldüğü sabit görüldü.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Kocaeli 7. Ağır Ceza Mahkemesinin Palu ailesi üyeleri hakkında verdiği mahkûmiyet kararlarını mercek altına aldı. Dosya içeriğinde yer alan çarpıcı detaylara göre, maktul Meryem Tahnal'ın cesedine ulaşılamamış olması cinayetin kanıtlanmasına engel teşkil etmedi.
Ölüm Sabit Ama Yöntem Belirsiz
Yargıtay ilamında, sanık Tuncer Ustael'in maktulü bir odaya kilitlediği, darp ettiği ve sınırlı yemek vererek eziyet ettiği tanık beyanlarıyla doğrulandı. Olay tarihinde maktulün sanık tarafından öldürüldüğü net bir şekilde saptandı. Ancak ceset bulunamadığı için ölüm nedeninin teknik olarak belirlenemediği vurgulandı.
Yüksek mahkeme, "canavarca hisle veya eziyet çektirme" suçunun oluşabilmesi için öldürme kastının yanında işkence kastının da somut verilerle ispatlanması gerektiğini belirtti. Ceset üzerindeki inceleme eksikliği nedeniyle bu ağırlaştırıcı nedenlerin uygulanamayacağına hükmederek yerel mahkemenin kararını bozdu.
Yardım Edenlere Beraat YoluKararda ayrıca diğer aile üyeleri Ayşe, Emine, Hava, İsa ve Fatih Palu'nun hukuki durumu da netleşti. Sanıkların cinayet anında icrai bir eylemde bulunmadıkları, sadece sessiz kalmalarının veya ihbarda bulunmamalarının "kasten öldürmeye yardım" suçunu oluşturmayacağı ifade edildi. Bu kişilerin eylemlerinin ancak "yardım ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeme" veya "suç delillerini gizleme" çerçevesinde değerlendirilebileceği belirtilerek tahliyelerinin ve beraatlerinin önü açıldı.
Adana'dan Benzer Karar: Nilgün Şimşek Dosyası
Dosyalar arasında yer alan bir diğer emsal kararda ise eşini öldüren Mustafa Şimşek davası dikkat çekti. Bu olayda da maktul Nilgün Şimşek'in cesedi hiçbir zaman bulunamadı. Ancak sanığın maktulün öldüğüne dair çevresine yalanlar söylemesi, çocukların annelerinin ağzından köpükler gelerek öldüğüne dair ayrıntılı beyanları ve maktulün yıllardır hiçbir sağlık kuruluşuyla irtibat kurmaması "hayatın olağan akışı" gereği cinayetin kanıtı sayıldı. Her iki dosya da Türkiye hukuk tarihinde "cesetsiz cinayet mahkûmiyeti" konusunda kritik birer eşik olarak kayda geçti.