Aktüel
Toplumsal cinnetin eşiğinde gençlik!
Yunus Ekşi Mirat Haber'de yazdı: Urfa ve Kahramanmaraş’ta okullara kadar sızan, gencecik evlatlarımızın ellerine silah alıp rastgele ateş açmasıyla sonuçlanan acı olaylar, münferit birer asayiş vakası değil; toplumsal bir cinnetin dışavurumudur. Okul sıralarının kanla kirlenmesi, sadece bugünümüzü değil, geleceğimizi de bir beka sorunuyla karşı karşıya bırakmaktadır.
Yunus Ekşi Mirat Haber'de yazdı: Urfa ve Kahramanmaraş’ta okullara kadar sızan, gencecik evlatlarımızın ellerine silah alıp rastgele ateş açmasıyla sonuçlanan acı olaylar, münferit birer asayiş vakası değil; toplumsal bir cinnetin dışavurumudur. Okul sıralarının kanla kirlenmesi, sadece bugünümüzü değil, geleceğimizi de bir beka sorunuyla karşı karşıya bırakmaktadır.
Bu şiddet sarmalı; dijital dünyanın gerçeklikten koparan labirentleri, kabadayılığı kutsayan dizi sektörü ve uyuşturucu kıskacının birleştiği çok katmanlı bir krizdir. Ancak bu tablo karşısında “kınama” mesajları yayımlamak ya da polisiye önlemleri artırmak yeterli değildir. Sorun yapısal ise çözüm de köklü ve sistemik olmak zorundadır.
1. Devletin Stratejik Hamleleri ve Yasal Düzenlemeler
Devlet, şiddeti sadece okul sınırları içinde değil, kaynağında kurutacak radikal adımlar atmalıdır. İlk etapta, suçun sanal ortamda meşrulaşmasını engelleyecek denetim mekanizmaları sıkılaştırılmalı; şiddet içerikli oyun ve dijital figürlerin çocuklara erişimi yasal yaptırımlarla kısıtlanmalıdır. Ayrıca, okul çevrelerindeki uyuşturucu trafiği sadece asayiş operasyonuyla değil, “sıfır toleranslı özel güvenlik bölgeleri” yasasıyla ele alınmalıdır.
2. Yerel Yönetimler ve Mahalle Birimleri: Sosyal Müdahale
Belediyeler, sadece fiziksel altyapıdan sorumlu kurumlar olmaktan çıkıp “sosyal onarım” merkezlerine dönüşmelidir. Her mahalleye “Mahalle Psikoloğu” ve “Sosyolog” kadroları ihdas edilerek, risk altındaki gençler ve aileler yerinde tespit edilmelidir. Bu uzmanlar, belediyelerin koordinasyonunda ailelerin içine girmeli, krizi okul kapısına dayanmadan çözmelidir. Yasal düzenlemelerle belediyelere, mahalle bazlı gençlik rehabilitasyon merkezleri açma zorunluluğu getirilmelidir.
3. Okul-Aile İş Birliğinde Yeni Model
Eğitim, dört duvar arasında biten bir süreç olmaktan çıkarılmalıdır. Velilerin okula sadece not sormaya geldiği model çökmüştür. STK’ların da önerdiği üzere, her okul bünyesinde “Aile Eğitim Akademileri” kurulmalı; çocuğun dijital bağımlılığı ve davranış bozuklukları konusunda ebeveynlere profesyonel rehberlik zorunlu kılınmalıdır. Ailenin sorumluluk almadığı bir sistemde, öğretmenin tek başına şiddeti durdurması imkansızdır.
4. Müfredatta Değerler ve Rehberlik Reformu
Eğitim sistemimiz, kuru bilgi aktaran bir “test makinesi” üretim hattından kurtarılmalıdır. Kendi müktesebatımızda yer alan ahlaki değerler, merhamet ve toplumsal sorumluluk bilinci müfredatın merkezine yerleştirilmelidir. Okul rehberlik servisleri, sadece evrak dolduran birimler olmaktan çıkarılmalı; vaka analizi yapabilen, saha deneyimi yüksek uzmanlarla güçlendirilmelidir.
Tehlike büyüktür ve geçiştirilemez. Siyasi partilerden sivil topluma, her bir birey bu yangına su taşımalıdır. Her okul kapısına bir güvenlik görevlisi dikmek vicdanları rahatlatabilir ama zihinlerdeki şiddeti bitirmez. Bizim ihtiyacımız olan; özümüzdeki insani değerleri modern sosyal bilimlerle harmanlayarak mahalleden okula, aileden devlete kadar uzanan “Topyekûn Sosyal Seferberlik” ilan etmektir. Yarın çok geç olmadan, bugün hemen şimdi!
Yunus Ekşi