Gündem
MHP lideri Bahçeli: Birinci Meclis kurucu akıldır
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Son günlerde hiç durmadan yinelenen vakitsiz seçim çağrısı; basiretsiz muhalefetin ayak oyunlarıdır. Seçim diye tutturanlar, milletin derdiyle değil, kendi telaşlarıyla konuşmaktadır. Yersiz ve vakitsiz özgüven patlamaları yaşayıp ölçüyü kaçıranların Türkiye’nin gündemini tayin etmeye kalkması boş bir gayrettir. Seçim, siyasi cambazlıklarla, yapay kriz çığırtkanlıklarıyla öne sürülecek bir oyuncak değildir.” dedi.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı (MHP) Devlet Bahçeli partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda Türkiye ve dünya gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Bahçeli'nin konuşmasının satırbaşları şöyle
Sözlerimin başında 106. seneyi devriyesini idrak edeceğimiz 23 Nisan'ın aziz hatırasını hürmetle selamlıyorum.
Mondros’un ardından dalga dalga gelen işgaller, Sevr’de hukuki kılıfa büründürülmek istenen tasfiye tasavvuru ve Anadolu’nun dört bir yanında hissedilen kuşatma iklimi, hamiyetperver milletimizi yalnız mukavemete çağırmamış, aynı zamanda kendi kaderini kendi iradesiyle tayin edecek yeni bir meşruiyet zeminini inşa etmeye sevk etmiştir.
"BİRİNCİ MECLİS KURUCU AKILDIR"
23 Nisan'ı sadece bayram günü olarak anmak onun tarihini daraltır. 23 Nisan kriz karşısında dağılmadan düşünebilme iradesidir. 23 Nisan toplumsal acıyı kurucu bir siyasal akla dönüştürebilme kabiliyetidir.
TBMM'nin açılışı, emperyalizmin istikametini bozan, üzerinde güneş batmayan sözde imparatorluklara diz çöktüren, vesayet dayatmasına ve esaret zincirlerine Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yol başlığında başkaldıran bir milletin kendi mukadderatına bizzat hakim olduğu kutlu dönüm noktasıdır. Yurdun dört bir yanı işgal edilmişken, karayolları ve demiryolları milletin tasarrufundan sökülüp alınmışken, kadınıyla, çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla Türk milleti bir başka devlete maiyet ve mahkûmiyet tehdidiyle çepeçevre sarılmışken, Ankara’da yanan meşale, karanlığı yaran millî uyanışın, esareti reddeden kararlılığın ve Anadolu’da hayat bulacak bir şahlanışın adı olmuştur.
TBMM meşruiyetini Türk milletinin bağrından almıştır. Türk milleti ise egemenlik hakkını şehit kanıyla sulanan toprağından almıştır. O iman bugün de sarsılmazdır.
Gazi Meclisimiz aziz milletimizin istikbal ruhsatı iftihar membahıdır. Ve ilelebet payidar kalacaktır. 23 Nisan'ın gelecek nesillerimize armağan edilmiş olması ne tesadüfü bir iradedir.
Çocuk bir okulun öğrencisi olduğu kadar devletin insan mayasıdır. Çocuk toplumun ahlaki seviyesini gösteren en berrak aynadır. Bir milletin çocuklarına bakışı kendi devletine bakışıdır. İnsan anlayışını ve medeniyet iddiasını da ortaya koyar.
23 Nisan atiye olan ahdimizdir. Eğitim milletin istikbal meselesidir. Okullarımız vatan ve millet sevgisinin minik yüreklere nakşedildği mevzilerdir. Özgürlüğün kıymetinin öğretildiği şahsiyet inşa alanıdır.
OKULLLARDAKİ SALDIRILAR
Bu vahim gelişmeler vicdanlarda yaralar açmıştır. Yalnızca ceza alanının konusu değildir, çok yönlü ele alınmalı. Serinkanlı, sağduyulu bir bakış açısıyla ele alınması zaruridir. Dijitalleşmenin her geçen gün daha da yaygınlaştığı günümüz dünyasında çocukların ekran süresinin artması, akran zorbalığının arkadaş grupları ve sohbet grupları çocuklarımızın ruh sağlığını örselemektedir. Onları sanal dünyaya mahkum etmektedir.
"EVLATLARIMIZ KUŞATMA ALTINDA"
Artan takipçi sayılarıyla itibar kazandıklarını zannetmektedir. Evlatlarımız geleceğiz dijital bir kuşatma altındadır.
Dijital mecraların, sohbet odalarının masum bir haberleşme alanı olmaktan çıktığı, haya yoksunlarının ellerinde suç ve suçluyu övmenin bir ifsat hattına dönüştüğü artık inkar edilemez bir hakikattir. Karşımızdaki tehlike, suçu meşrulaştıran dijital bir bozgunculuk iklimidir. Bozguncu yapılara, haysiyet yoksunlarının çağrılarına terk edemeyiz. Çocuklar sosyal medya yitip gitmekte.
Çözüm yalnızca okul kapısında bekleyecek güvenlik görevlisi değildir. Mesele daha vahimdir. Biz bu meselenin üstünü örtenlerden değil, kökünü kazıyanlardan olacağız. Aile çocuğun ilk mektebidir, okul çocuğun ikinci evidir. Bağ zayıflarsa çocuk yalnızlaşır. Yalnızlaşan çocuk sosyal medya kalabalığında arar. Hayat sevgisi yerine şiddet merakı bulabilir. Onları dinlemek, anlamak, güvenli bir anlam dünyası içinde büyütmek gerekir. Çocuk güven isteyen bir emanettir.
Öğretmeni sıradanlaştıran bir anlayışın eğitim anlayışı ölü doğmuştur. Minik elleri tutan bilgilerle zihnini açan gözlerindeki ışığı güçlendiren öğretmenlerimizdir. Öğretmeni zayıflayan bir milletin geleceği güçlü olamaz. Ailelerin desteklenmesi de aynı derecede hayatidir. Aile yalnız kaldığında çocuk da yalnız kalır. Aileyi güçlendirmek, okul-aile-devlet işbirliğini güçlendirme gerekir. Çekişme dili üretmemelidir. Bürokrasi kurumlar arasındaki eşgüdüm güçlendirilmelidir. Ailelerin dijital farkındalık kapasiteleri çoğaltılmalıdır.
23 Nisan'ın bugünkü anlamı işte bu dengede saklıdır. Millet adına karar alan herkes çocuğu güvenliği ve geleceği konusunda tarih önünde sorumludur. Bugünkü çağrımız sağduyu çağrısıdır. Sağduyu toplumun kendisini kaybetmeden kendisini onarma iradesidir.
"EVLATLARIMIZ İSTİKBALİMİZDİR"
Olayların bütün yönleri açıklığa kavuşmadan sarf edilen her peşin hüküm, kurulan her fırsatçı cümle, yapılan her siyasi savrulma; hakikatin üzerini örtmekten, acıyı istismar etmekten, çocuklarımızın hayatlarına bir yara daha açmaktan başka bir işe yaramayacaktır.
Hiç kimse evlatlarımızın canı üzerinden söz devşirmeye, milletin gözyaşı üzerinden siyaset üretmeye, böylesi elim hadiseleri günübirlik polemiklerin harcına katmaya heves etmemelidir. Bizim talebimiz açıktır, bizim beklentimiz nettir, bizim çağrımız gecikmeye tahammülü olmayan bir mecburiyettir: Sebepler sonuna kadar araştırılmalıdır. İhmaller varsa birer birer ortaya çıkarılmalıdır. Sorumluluk zinciri saklanmadan tespit edilmelidir. Okul güvenliğini, çocuklarımızın ruh sağlığını, öğretmenlerimizin ve ailelerimizin huzurunu koruyacak kalıcı tedbirler vakit kaybetmeksizin alınmalıdır.
"SEÇİM OYUNCAK DEĞİLDİR"
Mücadelemiz devam ederken, vaziyet açıkça ortadayken, çıkıp da ara veya erken seçim teraneleriyle suları bulandırmak, milletimizin iradesine gölge düşürmeye çalışmak, sandık hesaplarıyla gündemi karıştırmak; küçük ihtirasların aklı felce uğratmasından başka bir şey değildir.
Son günlerde hiç durmadan yinelenen vakitsiz seçim çağrısı; basiretsiz muhalefetin ayak oyunlarıdır. Seçim diye tutturanlar, milletin derdiyle değil, kendi telaşlarıyla konuşmaktadır. Yersiz ve vakitsiz özgüven patlamaları yaşayıp ölçüyü kaçıranların Türkiye’nin gündemini tayin etmeye kalkması boş bir gayrettir. Seçim, siyasi cambazlıklarla, yapay kriz çığırtkanlıklarıyla öne sürülecek bir oyuncak değildir. Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir. Ara formüllere, dolambaçlı yollara, keyfi oyunlara mahal verilmeyecektir.
"HİÇ KİMSE BU YÜRÜYÜŞÜ DURDURAMAYACAKTIR"
Ara veya erken seçim diye tutturanlara diyeceğimiz de budur: Türkiye’nin istikbaliyle oynatmayız, istikrarı tartışmaya açmayız, ikbal hesaplarına huzurumuzu peşkeş çekmeyiz, milli iradeyi istismar siyasetine kurban etmeyiz.
Türkiye yoluna devam edecektir. Ve hiç kimse bu yürüyüşü durduramayacaktır. Çünkü bu yürüyüş, bir partinin değil; bir milletin yürüyüşüdür.
Sözlerime son verirken, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Birinci Meclis’in bütün kahramanlarını, İstiklal Harbi’nin aziz şehitlerini, gazilerimizi ve vatan uğruna fedakârlık gösteren bütün büyüklerimizi rahmet, minnet ve hürmetle anıyorum.
Her koşulda vazifesine sadakat gösterecek fedakâr öğretmenlerimizi, Evladını daha iyi yetiştirmek için gecesini gündüzüne katan; gerekirse rahatından, rızkından, uykusundan kısan cefakâr ana ve babalarımızı hürmetle ve sevgiyle selamlıyorum. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun. Allah milletimizi birlikten, devletimizi ferasetten, çocuklarımızı huzurdan, emniyetten ve merhametten ayırmasın."