Gündem
İmamoğlu ve Kavala dosyaları tek parti dönemini hatırlatıyor: Ali Karahasanoğlu CHP’nin 'kapatılan dosyalar' geleneğini yazdı
Yeni Akit Gazetesi Yazarı Ali Karahasanoğlu, kaleme aldığı son yazısında güncel davalar ile tek parti dönemi CHP’si arasında dikkat çeken bir paralellik kurdu. Can Atalay, Osman Kavala ve Ekrem İmamoğlu dosyalarının, CHP’nin iktidar yıllarındaki "örtbas etme" alışkanlığının birer devamı olduğunu savunan Karahasanoğlu, geçmişten çarpıcı örneklerle bugünkü siyasi tavrı eleştirdi.
"Eski alışkanlıklar hortluyor"
Karahasanoğlu, bugün yargı kararlarına karşı sergilenen tavrın yeni bir icat olmadığını belirterek, CHP zihniyetinin geçmişte de benzer dosyaları kapatmak için devlet gücünü kullandığını ifade etti. Ali Şükrü Bey cinayetinden yola çıkarak, CHP’li isimlerin karıştığı olayların nasıl hasıraltı edildiğine dikkat çeken yazar, bugünkü "afra tafra" dolu mahkeme çıkışlarının kökeninin tek parti dönemine dayandığını vurguladı.
Nevzat Tandoğan ve Ekrem İmamoğlu benzerliği
Yazısında Ankara’nın eski valisi Nevzat Tandoğan örneğine geniş yer ayıran Karahasanoğlu, 1946 yılında yaşanan bir cinayet vakasını hatırlattı. Dönemin Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay’ın oğlunun işlediği cinayeti örtbas etmek için Vali Tandoğan’ın devreye girdiğini belirten Karahasanoğlu, Tandoğan’ın mahkemedeki tavrını şu sözlerle eleştirdi:
"Bugün CHP’li Ekrem İmamoğlu duruşma salonlarında nasıl afra tafra yapıyorsa, Nevzat Tandoğan da o tarihte hakime benzer bir tavırla 'Bir sandalye çekin de oturup ifade vereyim' demişti. Ancak mahkeme başkanı 'Senin valiliğin burada sökmez' diyerek bu şımarıklığa izin vermemişti."
Karahasanoğlu, Ekrem İmamoğlu’nun mahkeme heyetine yönelik "Ekranın arkasına saklanma" gibi ifadelerini, bu eski "yargı üzerinde baskı kurma" geleneğinin bir yansıması olarak nitelendirdi.
"Hem katil hem milletvekili hem de akıl hastası!"
CHP milletvekili Recep Zühtü’nün 1935 yılında işlediği bir kadın cinayetine de değinen Karahasanoğlu, adaletin nasıl işlemediğini çarpıcı bir örnekle sundu. Karahasanoğlu’nun aktardığına göre; Recep Zühtü, bir kadını öldürmesine rağmen "akli dengesi yerinde değildir" raporu alınarak cezadan kurtarılmıştı. İşin en ilginç yanını ise yazar şöyle özetledi: Akıl hastası raporu alındı ancak milletvekilliği düşürülmedi. Cinayetten iki gün önce yapılan seçimlerde yeniden vekil yapıldı. Kadın cinayeti işlediği dönem, kadınlara seçme ve seçilme hakkının verildiği ilk yıldı.
"Zihniyet değişmedi"
Ali Karahasanoğlu, bugün Can Atalay gibi isimlerin cezaevinden çıkarılması için milletvekili adayı gösterilmesini, Recep Zühtü olayındaki "şımarıklığın" güncel versiyonu olarak tanımladı. Yazısının sonunda, CHP’nin geçmişte devlet imkanlarıyla kapattığı dosyaları bugün de benzer yöntemlerle etkisiz kılmaya çalıştığını, ancak adaletin önünde bu tür baskıların sonuçsuz kalması gerektiğini belirtti.
Ali Karahasanoğlu'nun yazısını okumak için tıklayın>>>