Aktüel
İlahi Egemenlik, Çocuk Bayramı
Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan 'İlahi Egemenlik, Çocuk Bayramı' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan'ın kaleme aldığı o yazı;
İlahi Egemenlik ve Çocuk Bayramı, buyruk Rabbimizin dedik. Niye? Çünkü Allah'ın kürsüsü, Allah'ın egemenliğini ifade eden o ayet el kürsi, kürsi ayeti çok mühim, Nebi aleyhisselamın da üzerinde titrediği o ayeti kerimenin, merkez cümlesi budur. Allah'ın kürsüsü, Allah'ın egemenliği gökleri ve yeri kuşatmıştır.
Onun gücü, kudreti, ilmi, takdiratı oralarda işlemektedir. Şu anda geçtik semavatı, yeryüzündeki fiziki ayetler, kimyevi ayetler ve biyolojik ayetler Allah'ın yasalarıdır, egemenliğidir. Buna dokunabilecek var mı? Böyle süper gücüz, şöyleyiz böyleyiz, astığımız astık, kestiğimiz kestik diyenler bile Allah'ın o teknolojisini kullanarak, bu ayetlerini kullanarak caka satıyorlar.
Allah'ın imkanlarıyla onlara karşı durmaları mümkün mü? Onlara karşı durmaları, işte bedendeki biyolojik ayetlere karşı durması demek, bedeni öldürmesi demek. Bu hayatla bağdaşmaz, ölüm demektir yani. Öyleyse haddimizi bilelim, haddimizi bilelim.
Ve ilahi egemenlik diye bir şey var. Hükmüllah, Allah'ın hükmü diye, egemenlik diye bir mefhum var. Dolayısıyla biz bu varken, hak hakikat buyken, doğrusu buyken biz yalan yanlış olur olmaz şeylerin peşine takılamayız.
Bu hakikat anayasal bir ayettir. Hak budur, hakikat budur. Dolayısıyla kardeşler biz bu hakikati yeniden dillendiriyoruz.
Yeniden Allah'ın hükmü, buyruk Allah'ın ve egemenlik Allah'ın. Hak bu. Buna karşı hiç kimse şu ana kadar, ya yerçekimi varsa ben bunu iptal ediyorum.
Güneş oradan doğuyorsa ben bunu iptal ediyorum, buradan doğduruyorum. Biyolojik yasalar buysa ben onu ikra ediyorum, okuyorum ve tersine çeviriyorum. Bu mümkün değil.
Bu muhal ve bunun iddiası da olmamıştır. İddia da ispat ister. Hal buyken haddimizi bilelim.
Peki, olay bu. Şu anda yeniden milli egemenlik ve çocuk bayramı. Bakın, eğri oturup doğru konuşalım.
Başta milli egemenlik, daha çok milli kavramı dinidir. Milleti İbrahim, din adınadır. Ama buradan o mu kastediliyor derseniz o tartışmalı.
Çünkü zaten milli egemenlikle de kalmamış. Peşinden ne dönmüş? Ulusal egemenlik. Yani ulus bile desek bu ırki egemenlik.
Bir şahsın, bir grubun, bir etnisitenin, bir cinsin hakimiyeti. O da beşerden bir beşer. Allah'ın egemenliği dururken.
Allah'la kayıtlıysa eyvallah. Peki biz bunu mu anlıyoruz? Bağımsızlık tabiri de kullanılıyor. Eğer bağımsızlıksa Yunandan, İngiliz'den, Fransız'dan, İtalyandan bağımsızlık.
Eyvallah deriz. Ama öyle de görünmüyor. Bakın, ilk etapta Yunan alfabesi.
İngiliz dil bütün her tarafta, hakim bütün okullarda. İngiliz kültürü, Batı kültürü. Hani bağımsızlık? Camilere kilit, ezandan on bir defa Allah ismi geçer, onu kaldırmak.
Sonra hafta sonu tatilini, cumayı, pazara. Yani o Batı'nın paganist anlayışına tebdil hilafeti kaldırıp. Allah'a, yani Allah'a kayıtlılığın adıdır hilafet.
Yani Allah adına. Allah ne buyurduysa o. Dört dörtlük olur olmaz. Ama sözde bile olsa, sözde bile olsa bir şey var yani.
Mesela saltanatta bile, saltanatta bile nedir? Saltanat dersiniz, saltanatta bile bir şeyhülislamla bağımlılık, kayıtlılık vardır. Şeyhülislam aksi hüküm verir, padişah ona uymak zorunda. Burada parazitler olabilir. O ayrı.
Ama peki yeni durumda ne? Yeni durumda şeyhülislam var mı? Hilafetlik var mı, halifelik var mı? Onu kaldırıyor. Niye diyor? Asıl bağımsızlık nereden sonunda? Bağımsızlık Batı'dan, işgalci güçlerden mi? Haşa Allah'tan mı? Öyle mi? Bakın Allah'ın yasalarını kaldır, o düşman ettiğin, bağımsızlaştığın, kurtuldun dediğin Batı'nın siyoni, laikçili anlayışı, hilafeti kaldır, melaneti getir. Melaneti getir.
Peki bunun neresi bağımsızlık? Bu Batı'ya bağımlılık. Bağımsızlık değil, bağımlılık. Bağımsızlıksa nereden bağımsızlık? Hilafeti kaldır, ilahi yasaları kaldır, meşruiyeti kaldır.
Dolayısıyla Allah'tan haşa Allah'ın egemenliğinden bağımsızlık. Bakın bize zokayı yutturmuşlar. Ha şey bu, görüntü bu, fiiliyat da bu, icraat da bu.
İslam dini şeyden din olmaktan çıkartılıyor. Devletin dini olmaktan çıkartılıyor. Devlet dinden çıkartılıyor.
Dinsizleştiriliyor. Hatta Hristiyanlık teklifi getiriliyor bakın. Biz hepsine karşıyız değil.
Hak din kaldırılıyor. Yerine Hristiyanlık mecliste teklif ediliyor. Ama geçiremiyorlar.
O günde tabi ki belli muhalefet var. Yeni olan ki meclis daha önce var Osmanlıda. 150 yıldır meclis var Osmanlı'da.
Yeni değil, yeni olan ne? Saltanatın bile bağımlı olduğu Allah'tan bağımsızlaşmak ve babadan oğula bile geçmeyen bir saltanat kurmak. Bakın hem Allah'la bağını ipini koparıyor, hem de babadan oğula bile geçmeyen. Geçiyor mu? Hiç olmazsa saltanatta babası gidiyor, oğlu geliyor.
Oğlu babasına zıt veya muhalif kardeşi geliyor. Arada tezat. Yani 100 yıl devam eden bir padişahın saltanatını gördünüz mü? Bütün resmi dairelerde, parada, pulda, bütün hiyerarşide, işte yönetimde, İlke İnkılap'ta, anayasada, anayasada Bismillah demek yerine, Allah adına demek yerine şu şahsın milliyetçiliği diye bahsedilir.
Mukaddime odur. Dolayısıyla bakın burada düşmandan bağımsızlık değil, düşmana teslimiyet, düşman kültürüne, düşman dinine, düşman düzenine, düşman devletine teslimiyet. Ama Allah'tan, Allah'ın egemenliğinden bağımsızlık.
Bunu Allah müsaade etmese orada yapamaz da Allah denemek amaçlı imtihan. Bakayım kulum ne yapıyor? O devleti ne yapıyor? Milleti ne yapıyor? Eline devlet geçince ne yapıyor? Bu amaçlı suçüstü gerekirse, suçüstü etmek üzere gerekirse önünü açıyor. Ama ilk fırsatta, yani bu yanlışlıklar ilk dakikada gol yeniyor.
Ülke olarak. Dolayısıyla şu anda şu ülke önemli bir ülke. Yani dünyayı kurtaracak kurtarmaya namzet, halifetin, İslam'ın son kalesi.
Dolayısıyla biz buraya daha fazla yüklenmek zorundayız. Burayı düzeltelim ki dünya düzelsin. Burası batarsa dünya batar.
O açıdan milli egemenlik, bakın milli egemenlik bu dini, ilahi değil, ulus halk, ulus egemenliği bağımsızlık. O da değil aslında, uluların egemenliği. Halka yetki değil, halka sana veriyorum diye ağzına bir parmak bal yetkiyi sana veriyorum diye sonra sen bunu yapamazsın.
Senin adına birileri kullanır bunu. Dolayısıyla sana sadece suç ortaklığı kalıyor. Sen sadece suç ortağı oluyorsun.
O suça ortaksın. Ama malı götüren, egemenliği cebine indirenler istediği gibi davranıyor, sen de suç ortağı oluyorsun. Bunun neresi halkçılık? Bunun neresi halkı düşünmek? Bir de Allah'ın yarattıklarını Allah'tan çok mu düşünüyorsun? Hadi oradan, hadi oradan.
Allah'a rağmen, Allah'la inatlaşarak. Bu tam tersine Allah'la kulları arasına girmek. Allah'ın nimetleriyle kulların arasına girmek.
Allah'la kullarının bağını koparmak. Ana babayla evladı koparmaktan çok daha korkunç bir felaket. Yaratıcıyla yaratılmışları birbirinden koparmak.
Büyük felaket, büyük felaket. Ve işte bir türlü düze çıkamıyor, kurtulamıyor. Böyle bir felaket.
Dolayısıyla biz buna itirazımızı iletiyoruz. Önce milli ilahi egemenlik. İlahi egemenliğe saygı, ilahi egemenliğin Allah'ındır.
Kayıtsız, şartsız egemenlik Allah'ındır. Allah'la kayıtlı, ilahi egemenlikle kayıtlı, beşeri planda. Evet belli alanlar Allah açmıştır.
O alanlarda mesafe alınabilir. Ama hadsizleşerek, Allah'la inatlaşarak, cabbarlaşarak, zorbalaşarak. Anid, Cabbarun Anid dediği Kur'an'ın o inatlaşarak halkı da bu suça sürükleyerek.
Olmaz bunu kabul edemeyiz. Ve çocuk bayramı nasıl çocuk bayramı? Çocukları bu defa şiddete, sapkınlığa sevkeder, değil mi? Allah'ın sistemi dışındaki bütün sistemler, özellikle Siyoni laikçi sistem, batıcı, batılcı sistem, beşeri, batıl ideolojiler çocukları işte şiddete atar, şiddetin kucağına atar, sapkınlığın kucağına atar. Dini sapkınlıklar, beşeri, din adamlarının, devlet adamlarının sapkınlıkları, beşeri ideoloji, batıl ideolojinin oyuncağı haline gelir.
İşte bakın 200 yıldır Siyoni laikçi eğitim geldiğimiz hale bakın. Allah'ı tanımaz, ana babasını tanımaz, ülkesini tanımaz, kendini bile tanımaz, kendine bile ihanet eden bir nesille kucaklaşır. Bu işte Allah'tan kopuşun 200 yıldır bu itthat terakkiyle başlayan batıcı, batıl ideolojinin ülkeyi getirdiği ve bir de bir taraftan da ağzına bir parmak bal, bir parmak bal, daha milli efendim, egemenlik ve çocuk bayramı.
Sen çocuğa ihanet ediyorsun, bu ne çocuk bayramı ya? Çocuğu Allah'tan kopartıyorsun. Çocuklar Allah'tan bize emanettir. Allah'ın nimetidir çocuklar, Allah'ın emanetidir.
Sen onu Allah'tan koparıyorsun, adeta at susuz bırakıyorsun, ilahi bilgilerden mahrum ediyorsun, Allah'a düşman yetiştiriyorsun adeta bir çocuğu çalıp anne babasına düşman yetiştirmek gibi Allah'a düşman nesiller yetiştiriyorsun. O nesilin ne devletine ne ülkesine ne ebeveynine ne geçmişine ne geleceğine ne kendisine bir faydası olmaz. Bu bir felakettir.
Hastalığı doğru teşhis edelim ve tedavisini yapalım. Dolayısıyla ben ne dedim ilahi egemenlik ve çocuk bayramı. Çocukların bayram etmesi için ilahi egemenlik olması lazım.
İlahi egemenliğin olmadığı bir yerde çocuklar bayram edemez. Kandırmayın, yalan söylemeyin. Hakikat ortada.
Bir de ahireti düşünün. Daha şu anda foyası ortaya çıkmadı. Şu anda halen aldatmalar, sanal medya, dezenformasyon, karalama, karartma kampanyaları devam ediyor.
Mükezzib bunlar. Yalancı ve doğruluğu yalanlayan, dezenforme eden, siyoni çetenin uzantıları. Dolayısıyla bunlara karşı biz, yok arkadaş bizi kandıramazsınız.
Milli egemenlikle çocuk bayramı diyerek bizi kandıramazsınız. Bunun hakikati ilahi egemenliktir. Ülke yararına, devlet yararına, halk yararına, insanlık yararına, geçmiş ve gelecek yararına, çocukların da yararına.
Bu böyledir, bu böyledir diyoruz. Ve ilahi egemenliğe saygı. İlahi egemenlik Allah'ındır.
Kayıtsız şartsız egemenlik Allah'ındır. Başka bu konuda ehil ve hak selahiyet sahibi yoktur. Bu egemenlikle kayıtlı, beşeri egemenlik alanları işte o zaman Allah zaten açmış alan bize.
Ben bir hüküm koymadıysam, Resulü bir emir irade etmediyse o konuda muhayyersiniz. Ama Allah ve Resulü bir emir, iş ortaya koyduysa bunda insanlığa muhayyerlik yoktur. Çünkü onun başka alternatifi yoktur diyoruz.
Ve egemenlik kayıtsız, şartsız Allah'ındır. Allah'ın egemenliği kürsüsü yeri ve gökleri kuşatmıştır.
İlahi EGEMENLİK ve çocuk Bayramı.