Gündem
Destici'den İslam dünyasına Lübnan uyarısı! "Sıra Suriye ve Suudi Arabistan'a gelecek!"
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında hem iç hem de dış politikaya dair sert açıklamalarda bulundu. Özellikle İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırgan tutumuna dikkat çeken Destici, İslam dünyasının sessizliğini bozması gerektiğini vurguladı. Siyonist rejimin durdurulmaması halinde işgalin tüm Orta Doğu'ya yayılacağı uyarısında bulunan Destici, acil bir ittifak çağrısı yaptı.
This browser does not support the video element.
BÜYÜK Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, “Gazze'ye seyirci kalan İslam ülkeleri bugün Lübnan'a da seyirci kalırlarsa, yarın sıranın Suriye'ye, Ürdün'e, oradan Suudi Arabistan'a, oradan diğer İslam ülkelerine geleceğinden hiç şüphe etmesinler. Onun için Gazze'de seslerini çıkartamadılar ama en azından Lübnan'da bir haykırışa geçmeleri gerekmektedir. İsrail'e karşı oluşturulacak güçlü bir ittifak bugün mutlaka ama mutlaka yerine getirilmelidir. Bunun da öncülüğünü İslam İş birliği Teşkilatı yapmalıdır. Buraya Arap olan Müslüman ülkelerin yanı sıra Arap olmayan İslam ülkeleri de dahil edilmelidir” dedi.
BBP lideri Mustafa Destici, partisinin genel merkez binasında düzenlediği basın toplantısında konuştu. Destici, “İşçi kardeşlerimizin 1 Mayıs İşçi Bayramı'nı şahsım ve camiam adına kutluyorum. 1 Mayıs'ın işçi bayramı olarak kutlanmasıyla ilgili çok sayıda bilgi ve tarihe geçmiş yine çok sayıda hadise ve olay vardır. 1 Mayıs tüm dünyada 130 yılı aşkın bir süredir işçi ve emekçinin bayramı olarak kutlanmaktadır. Ülkemizde ilk kez Cumhuriyetimizin kurulduğu 1923 yılında İşçi Bayramı kutlanmıştır. 2008 yılının nisan ayında 1 Mayıs tarihinin emek ve dayanışma günü adıyla kutlanması Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilmiştir. 1 Mayıs günü tatil ilan edilmiştir. Bu süre içerisinde elbette Türkiye olarak çalışma hayatı ile ilgili önemli ilerlemeler kaydettik. Başta sağlık hizmetleri olmaya göre Avrupa ülkeleri ve ABD'ye dahil dünyanın pek çok ülkesinin önünde olduğumuz alanlar mevcuttur. Bununla birlikte işçilerimizin ağır ve önemli problemleri olduğunu kabul etmek, bu problemlerin çözümü için var gücümüzle çalışmak zorundayız.
Milletçe çok ağır ekonomik şartları yaşıyoruz. Özellikle asgari ücretle çalışanların, emeklilerin hele ki bir birikimleri yoksa, başka bir gelirleri yoksa, kira ödemedikleri bir evleri yoksa, bugünkü gelirleriyle emeklerimizin ve asgari ücretlerimizin sadece aldıkları maaşla ya da ücretle hayatlarını idame ettirmeleri, hanelerini geçindirmeleri asla ve kat’a mümkün değildir. Onun için bir kere daha söylüyoruz. Büyük Birlik Partisi olarak kamuoyuyla paylaştığımız, hükümet yetkilileri ile paylaştığımız asgari hane geçim rakamı, tespit komisyonunun bir an önce kurularak, bölgelerimize göre bir asgari hane geçim rakamının belirlenmesini ve bu rakamın altında kalan hanelere o rakamla elde ettikleri gelir arasındaki farkın ister kira yardımı ister çocuk yardımı ister sosyal yardım adı altında ödenmesi uygulamasına bir an önce başlatmasını istiyoruz. Bu 20 bin lira maaş alan ya da belirlenecek olan asgari hane geçim rakamının altında maaş alan emeklilerimiz içinde geçerlidir. Çünkü bugün en büyük mağduriyeti yaşayan kesimlerimizin başında düşük maaş alan emeklilerimiz gelmektedir” diye konuştu.
Destici, sözlerini şöyle sürdürdü; “Bunlar milletimizin ve ülkemizin bir gerçeğidir, emeklilerimizin bir gerçeğidir, asgari ücretlilerimizin bir gerçeğidir. Ne kadar bizim dışımızda çok bunu gündeme getiren olmasa da unutturulmaya çalışılsa da bu gerçektir, güneş balçıkla sıvanmaz. Dolayısıyla da biz bu emeklilerimizin uğradığı haksızlık, adaletsizlik ortadan kaldırılana kadar ve asgari hane geçim rakamı tespit komisyonu kurulup, bu asgari hane geçim rakamının altında kalan ailelere bu aradaki fark ödenene kadar biz bunu söylemeye, haykırmaya devam edeceğiz. Çalışanlarımızın haklarını ve problemlerini ülke ekonomisiyle birlikte ve konuyu başta siyasi anlaşmazlıklar olmak üzere tüm ihtilafların üzerinde tutarak değerlendirmek mecburiyetindeyiz. Bunu elbette işçilerimizle birlikte, onların örgütlü yapılarıyla ki bakın bugün hala Türkiye'de 10 işçiden neredeyse sadece bir tanesi sendikalıdır. Bu rakam yüzde 20 dahi değildir. Ülkemizde 1 Mayıs ve 1 Mayıs üzerinden işçi hakları uzun yıllar maalesef marjinal ideolojik grupların istismar sahasına dönüştürülmüştür. Pek çok noktada 1 Mayıs pankartları yerine, işçi sendikalarının amblemleri yerine, pek çok marjinal grupların böyle büyük büyük bayraklarının öne çıkarıldığını, devlete savaş açıldığını, polise taş atıldığını ve bölücü sloganlar atıldığına yine şahitlik edeceğiz. Bunlar olsun istemiyoruz. İşçi bayramı, işçi bayramı olarak kutlansın, işçiler tarafından kutlansın, milletimizin iştirak etmeyen her bir ferdi bu bayram kutlamalarına katılsın ama bunlar kardeşlik, birlik ve dayanışma ruhu içerisinde geçsin. Ve işçilerimizin problemlerinin ve talep ettiği hakların ön plana çıktığı kutlamalar ve konuşmalar olsun istiyoruz.”
Destici, “Kamuoyunda Siyonist İsrail'in Savunma Bakanı Katz'ın terörist İsrail ordusuna Lübnan'ın güneyinde işgal altında tuttukları bölgelerden Gazze şeridinde yaptıkları yıkımın benzerini gerçekleştirme talimatı verdikleri yönünde açıklamalar yer aldı. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Maalesef başta İslam ülkeleri olmak üzere Gazze'deki soykırımı ve yıkımı dünya seyretmiştir. 100 binden fazla masum çocuk, kadın, yaşlı, genç, sivil hayatını kaybetmiştir. Gazze yerle bir edilmiştir. Bugün benzer bir durum Lübnan'ın güneyi ile ilgili söz konusudur. Gazze'ye seyirci kalan İslam ülkeleri bugün Lübnan'a da seyirci kalırlarsa, yarın sıranın Suriye'ye, Ürdün'e, oradan Suudi Arabistan'a, oradan diğer İslam ülkelerine geleceğinden hiç şüphe etmesinler. Onun için Gazze'de seslerini çıkartamadılar ama en azından Lübnan'da bir haykırışa geçmeleri gerekmektedir. Yoksa İsrail birer birer Orta Doğu coğrafyasındaki tüm İslam ülkelerini yerle bir edecek ve elinden gelse bu coğrafyada bir tane dahi Müslüman ya da Siyonist olmayan kimseyi bırakmayacak. Onun için dün gerçekleştirilemeyen birlik, beraberlik, dayanışma ve İsrail'e karşı oluşturulacak güçlü bir ittifak bugün mutlaka ama mutlaka yerine getirilmelidir. Bunun da öncülüğünü İslam İş birliği Teşkilatı yapmalıdır. Buraya Arap olan Müslüman ülkelerin yanı sıra Arap olmayan İslam ülkeleri de dahil edilmeli. Hatta Müslüman olmayan ve İspanya gibi İsrail'in bu katliamlarına, bu soykırımına İslam ülkelerinden daha fazla karşı ses çıkaran İspanya ve benzer ülkeler de dahil edilmeli. Çünkü bu terörist ve soykırımcı İsrail kurdurulmadığı sürece bölgemizde kan da gözyaşı da işgal de savaş da sona ermez. Bölgemizde işgalin, kanın ve gözyaşının sona ermesinin bir tek çaresi vardır. O da İsrail'in ve onun başındaki soykırımcı katil Netenyahu ve kabilesinin durdurulmasıdır” ifadelerini kullandı.