Gündem
Prof. Dr. Şahin: Sumud Filosu Müdahalesi İsrail’in Doğu Akdeniz Stratejisini Gösteriyor
İsrail, Gazze ablukasını kırmak için yola çıkan yardım gönüllülerini uluslararası sularda hedef alarak Doğu Akdeniz’i adeta bir terör gölüne çevirdi! Uzmanlar uyarıyor: Bu sadece bir engelleme değil, bölgeyi tamamen ele geçirme planıdır!
SEBAHATTİN AYAN İSTANBUL
İsrail’in Gazze ablukasını kırmak ve bölgeye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na, İsrail donanmasının uluslararası sularda Yunanistan yakınlarında müdahale etmesi ve aralarında Türk vatandaşlarının da bulunduğu çok sayıda aktivisti alıkoyması gündemdeki yerini korurken, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. İsmail Şahin, dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
AÇIK BİR İHLAL
İsrail’in söz konusu müdahalesini uluslararası hukuk açısından “açık bir ihlal” olarak nitelendiren Şahin, olayın yalnızca Gazze ablukasının sürdürülmesi kapsamında değerlendirilmesinin eksik kalacağını belirtti. Müdahalenin gerçekleştiği noktanın, yani Girit açıklarının, İsrail’in Doğu Akdeniz’deki stratejik yayılımını göstermesi bakımından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.
“Bu saldırı, İsrail’in yalnızca abluka uygulayan bir aktör olmadığını, aynı zamanda Doğu Akdeniz’de güvenlik alanını giderek daha batıya taşıdığını ortaya koyuyor” diyen Şahin, saldırının İsrail kıyılarına yaklaşık 1000 kilometre mesafede gerçekleştiğine dikkat çekti.
Bu durumun İsrail’in Doğu Akdeniz’de çok geniş bir deniz sahasında operasyon kabiliyetine ulaştığını gösterdiğini ifade eden Şahin, “İsrail, kendi güvenliğini gerekçe göstererek Doğu Akdeniz’de yaklaşık bin kilometrelik bir derinlikte operasyon düzenleyebiliyor. Bu da İsrail’in bölgede deniz, hava ve teknolojik istihbarat unsurlarını içeren kapsamlı bir güvenlik sistemi inşa ettiğini gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.
ESAS MESELE EGEMENLİK KURMAK
İsrail’in son yıllarda Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan ile geliştirdiği ilişkilerin çoğunlukla enerji ve doğal gaz ekseninde tartışıldığına işaret eden Şahin, meselenin esasen bir güvenlik ve egemenlik meselesi olduğunun altını çizdi.
Şahin, “Uzun zamandır bunun yalnızca enerji iş birliği olmadığını, İsrail’in Doğu Akdeniz’e kendi güvenlik mimarisini taşıma ve bölgede yeni bir stratejik düzen kurma çabası olduğunu ifade ediyoruz. Sumud Filosu’na yapılan müdahale bu tespitleri somut biçimde doğruladı” dedi.
İSRAİL BÖLGE İÇİN GÜVENLİK SORUNU
İsrail’in enerji güvenliği, Avrupa’nın enerji arzı ve bölgesel istikrar gibi başlıkları gerekçe göstererek Doğu Akdeniz’deki hareket alanını genişlettiğini savunan Şahin, bunun yalnızca Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti açısından değil, tüm Akdeniz’e kıyısı bulunan ülkeler açısından önemli bir güvenlik sorunu haline geldiğini kaydetti.
Doğu Akdeniz’de giderek daha agresif bir güvenlik anlayışının hâkim olduğunu belirten Şahin, kıyıdaş ülkelerin ortak refleks geliştirmemesi halinde İsrail’in bölgede diğer aktörlerin hareket alanını daraltabileceği uyarısında bulundu.
Şahin, “İsrail’in geçmişteki deniz müdahaleleri ile bugün Girit açıklarında gerçekleştirdiği operasyonlar karşılaştırıldığında, Doğu Akdeniz’deki etki sahasını sürekli genişlettiği görülüyor. Bu tablo doğru okunmazsa, bölgede giderek büyüyen güvenlik tehdidini gözden kaçırmış oluruz” ifadelerini kullandı.