AKİT MENÜ

Aktüel

Dilipak'tan hantavirüs hakkında şok yazı!

Abdurrahman Dilipak Haber Vakti'nde yazdı: Ruhi Çenet YouTuber yolcularından bazılarına Hanta Virüs bulaştığı iddia edilen gemiye 1 Nisan'da Arjantin'den binmiş ve ilk ölümün açıklanmasından sonra 24 Nisan'da kendi ve kameramanı St. Helena'da gemiden inmiş. Kendisi virüse yakalanmamış, olayları anlatan röportajlar veriyor. Gemide önlem alınmadığından şikayetçi. Çenet’in sponsoru My Heritage isimli İsrail merkezli, soy ve gen takibi yapan, yapay zekâ üzerinden çalışan bir bilişim firması.

Alican Öztekin

Abdurrahman Dilipak Haber Vakti'nde yazdı: Ruhi Çenet YouTuber yolcularından bazılarına Hanta Virüs bulaştığı iddia edilen gemiye 1 Nisan'da Arjantin'den binmiş ve ilk ölümün açıklanmasından sonra 24 Nisan'da kendi ve kameramanı St. Helena'da gemiden inmiş. Kendisi virüse yakalanmamış, olayları anlatan röportajlar veriyor. Gemide önlem alınmadığından şikayetçi. Çenet’in sponsoru My Heritage isimli İsrail merkezli, soy ve gen takibi yapan, yapay zekâ üzerinden çalışan bir bilişim firması.
Eskiden “çocuktan al haberi” derlerdi, şimdi falcılardan, astrologlardan, The Economist’in kapağından ya da Simpsonların çizgi filmlerden alıyoruz artık haberleri. Yani biraz Papaz büyüsü, az da olsa Çan kulesi gölgesi, biraz BlackRock korosu davulcusundan davul tozu, biraz Hollywood kokusu, biraz Silikon vadisi esintisi ile, artırılmış sanal gerçeklik basamaklarından çıkarak Şeytanın vadettiği cennete doğru, sonu gelmez bir yolculuğa mı çıkartılmaya mı hazırlanıyor kalabalıklar? İlhamını Moloch’tan ve Şeytanın dostlarından alan birileri, ıslah edicileriz diye gelip bozgunculuk yapıp gidiyorlar.

 

Ruhi Çenet YouTuber yolcularından bazılarına Hanta Virüs bulaştığı iddia edilen gemiye 1 Nisan'da Arjantin'den binmiş ve ilk ölümün açıklanmasından sonra 24 Nisan'da kendi ve kameramanı St. Helena'da gemiden inmiş. Kendisi virüse yakalanmamış, olayları anlatan röportajlar veriyor. Gemide önlem alınmadığından şikayetçi. Çenet’in sponsoru My Heritage isimli İsrail merkezli, soy ve gen takibi yapan, yapay zekâ üzerinden çalışan bir bilişim firması. Bu şekilde dünyada kimlerde beni İsrail oğulların ne ölçüde gen olduğunu tespit etmeye çalışıyorlar. Böylece büyük İsrail için nüfus geliştirme projesinin bir parçası da Karay ve Hazara’lar yanında gen taramasıdır. Onu da bu kuruluş yapıyor. Çenet’in sponsoru da bu kuruluş. Yani Genel Merkezi Yahuda/İsrail’de olan İsrail devletinin desteklediği özel bir şirket olan MyHeritage Ltd.’dir. Gemideki diğer Türk yolcular kuş gözlemcisi ve fotoğrafçı Emin Yoğurtçuoğlu ve eşiydi. İşin ucu geldi biraz bize, biraz İsrail’e dokundu!

ABD Ordusu'na ait. “Hanta virüsü” için vaccinia virus vektörlü aşı formülü. 1994'te başvurulmuş, 1997'de onaylanmış. Askeri araştırmalarda kemirgen kaynaklı hastalıklara karşı üzerinde çalışılan bu projenin patent bilgileri şöyle: 1997 Patent (US5614193A). Ayrıca University of Texas tarafından. mRNA teknolojisiyle Hantavirüs Gn/Gc glikoproteinlerine karşı aşı başvurusu 2021 sonunda yapılmış, yayın tarihi Nisan 2025. Bu konuda son bilgiler şöyle: Hantavirüs doğal bir virüs. Kemirgenlerden bulaşıyor, insan-insana bulaşması çok nadir. Burada asıl sorun bunlar H1N1 şasesi üzerinden COVID-19’u üretiyorlar. Yani mikropların genetiği üzerinde oynuyorlar, onu modifiye ediyorlar. Böylece bir biyolojik silaha, savaş aracına dönüştürüyorlar.

Yeni salgın / Saldırı bu kez Hindistan üzerinden gelecek sanırım. Hindistan bir yandan İsrail ile kolkola giriyor, öte yandan Uluslararası Siyonist çete ile çok kol kola.

 

Bir ara “Zombi Geyik” salgınından söz ediyorlardı. ABD'de bu mikrop, geyikler arasında çok yayılmış durumda. 36 eyalette yabani geyik popülasyonunda bu mikrop tespit edildi. Yellowstone gibi bölgelerde salgın seviyesinde. Bu mikrop halen Kuzey Amerika, Kuzey Avrupa ve Asya'da görülüyor. Hızla yayılıyor çünkü prionlar toprakta, otta ve suda yıllarca bulaşıcı kalabiliyor. İnsanlara bulaşma konusunda doğrulanmış insan vakası yok. Tabi bu mikrop Gates gibi adamların eli ile pekâlâ modifiye edilebilir. Öte yandan bazı bilim adamları “deli dana” hastalığının insan versiyonu gibi sıçrama potansiyeli olduğunu söylüyor. Maymun deneylerinde ve laboratuvar çalışmalarında, insan geni taşıyan fareler, beyin organoidleri karışık sonuçlar çıktığı da ileri sürülüyor. Bazı akademisyenler ise Avcılar ve enfekte et yiyenler açısından Zombi Geyik mikrobunun risk taşıyabileceğini hatırlatıyorlar.

Konu Simpsonlar’ın 2012 tarihli "A Totally Fun Thing Bart Will Never Do Again" bölümünde anlatılandan ibaret değil. Yeni dalga çok dehşetli senaryolar içeriyor. COVID-19 günlerin bu Şeytani yapı dünyanın gen haritasını çıkarttılar, TeoPolitik bir harita zaten ellerinde var. Dini grupların COVID-19 sürecindeki tepkilerini de biliyorlar. Basının, akademinin, STK’ların, siyasilerin, bürokratlar, sermaye sahiplerinin, muhalif grupların nerede durduklarının farkındalar. Her ülke, her bölge için ayrı mikroplar, ayrı ilaçlar, ayrı aşılar geliştirecekler. Yani iş, mRNA, SinoVac, TurcoVac’la sınırlı kalmayacak. Mikrobu üretenler, aşı(!)sını da ilaç(!)ını da üretecekler/üretiyorlar da.

Yazımın başlığında “Habitat Ağmalüküm” yazıyordu. Önce Habitat’dan başlayalım isterseniz. BM’nin ev sahipliğinde gerçekleşen Habitat Yerleşim, şehircilik, mekân konferansı. Bu konferansın 1.’si 1976’da Vancouver’da yapılmıştı, Habitat-2 ise 20 yıl sonra İstanbul’da düzenlendi. Habitat 3 2016’da yapıldı. Son konferansın ana konusu “Sürdürülebilir kalkınma için ev ve şehir, mekânın yeniden yapılandırılması” idi. Mesela daha sonra İstanbul sözleşmesinde göreceğimiz gibi “Kadınların, dezavantajlı grupların ve yoksulların katılımının artırılması” ana temalardan biri idi.

O konferans olduğu gün ben Taksimdeki Bosna mitinginde konuşuyordum. Daha sonra da “Habitat Ağmalükum” diye bir yazı yazdım. Bu ifade Kur’an-ı Kerimde geçiyor ama tabi söz konusu konferansla doğrudan bir ilgisi yok. Bu beyanın anlamı “Amelleri/yaptıkları iş boşa gitti” şeklinde. İnşallah biz aklımızı başımıza toplayacak olursak, umulur ki Allah’ın yardımı bize ulaşacak ve Allah bizim ellerimizle bu zalimleri cezalandıracak ve mazlumlara yardım edecek. Mekerallahu! Onların kurdukları tuzak kendi başlarına geçirilecek. Tabi biz akıllı, dürüst, cesur olursak, tövbe edersek, Allah’ın rızasını kazanırsak, değilse, onlarla birlikte bizim amellerimiz de boşa gidecek. O zalimleri yakan ateş, bize dokunmakla da kalmayacak, Allah (cc) o zalimleri başımıza musallat edecek ve onları eliyle bu kez bizi cezalandıracak.

Kur’ân-ı Kerîm’de (Âl-i İmrân 22)’de “… İşte onlar, amelleri dünyada da ahirette de boşa gitmiş kimselerdir. Onların hiç yardımcıları da yoktur” denir. “Onlar” denilen kişiler Yahudi bilginlerden bir kısmının, “iman ettik” dedikleri kitapları olduğu halde, Allah’ın ayetlerini inkâr etmesi ve peygamberleri öldürmesi nedeniyle amellerinin boşa gittiği belirtilir. (Tevbe 69)’da ise “... İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir” denir. Burada sözü edilen topluluk ise Münafıklardır. Onlar da kendilerinden önceki inkârcılar gibi dünya zevkine dalmaları ve bu yüzden amellerinin boşa çıkması ile onlara yapılan bir göndermedir. (A’râf 147)’de “Allah’ın ayetleri yalanlayanların amellerinin boşa gideceği” haber verilir. (Kehf 105)’de ise Rablerinin ayetlerini inkâr edenlerin amelleri boşa çıkacağı haber verilir. Bu ayetler, geçmiş örnekleri üzerinden bizim için de bir uyarıdır. Bu anlamda bana kalırsa “Uluslararası sistem”in peşinden giderek doğru bir hedefe ulaşmamız mümkün olmadığının burada anlatıldığı gibi, onların kavram ve kurumları ve varmak istedikleri yer, genellikle, gaye ve yöntem olarak bizim ulaşmak istediğimiz yerin önünde bir engel, hatta bir tehdit olarak öne çıkar. Bu ayetlerden alınması gereken ders İnkâr, münafıklık, şirk veya samimiyetsizlik nedeniyle kişinin yaptığı iyi işler bile ahirette karşılıksız kalır / boşa gideceğidir. (Mâide 53)’de “Habitat Ağmalukum” ve “fe ashab-u hasirin”den söz edilir. İman edenler derler ki: “Sizinle beraber olduklarına dair var güçleriyle Allah’a yemin edenler bunlar mıydı?” İşte onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Böylece ziyana uğrayanlardan olmuşlardır”. (Bakara 217) “Sana haram ayı, onda savaşmayı soruyorlar. De ki: “Onda savaşmak büyük günahtır. Fakat Allah yolundan alıkoymak, Allah’ı inkâr etmek, Mescid-i Haram’dan menetmek ve halkını oradan çıkarmak Allah katında daha büyük günahtır. Fitne (zulüm ve baskı) ise öldürmekten daha büyüktür.” Onlar (müşrikler), güçleri yeterse sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. İçinizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, işte onların dünyada ve ahirette amelleri boşa gitmiştir. Onlar cehennemliktir ve orada ebedî kalacaklardır.”

 

İşte bunlardan uzak duralım. Bill Gates bu Şeytani planda önemli bir aktör. Bu planın sacayağındaki diğer isimler, yani Şeytan Üçgenini oluşturan diğer isimler, WEF kurucu başkanı Klaus Martin Schwab, DSÖ başkanı Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, Joe Biden’in tıbbi danışmanı Antoni Fauci.. Bill Gates ve Bill & Melinda Gates Foundation yeni dönemde Hindistan üzerinden yeni huruç başlatacak gibi. Yani Wuhan artık eskide kaldı. Bu arada şunu hemen not edelim, Gates Foundation’ın ABD dışındaki en büyük ofisi Delhi’de. 2003’ten beri aktifler. Gates Hint hükümeti (ICMR, DBT), üniversiteler ve yerel firmalarla ortaklık yapıyorlar. İlgilerinin merkezinde Aşı ve ilaç geliştirme, anne-çocuk sağlığı, tarım ve beslenme projeleri var. Gates fonu Hindistan’da çok büyük bir laboratuvar kurdu ve aşı, ilaç, gıda konularında önemli çalışmalar yapıyorlar. Hatta Hindistan’ın bazı büyük İlaç fabrikaları ile ortak çalışıyorlar. Yani mikrobu da kendileri üretiyorlar, aşısını da ilacını da kendileri üretmek için hazırlık yapıyorlar. Bakarsınız aşı ile bitiremedikleri işi ilaçla tamamlamak isteyebilirler.

Gates Afrika’da da aktif. Yine ana gündemi İlaç, aşı, gıda, tarım. Kenya, Güney Afrika, Senegal, Etiyopya, Nijerya, Malawi, Rwanda Uganda. Tarım projesinin adı “Alliance for a Green Revolution in Africa (AGRA)“ / ”Afrika’da Yeşil devrim için yardım programı”. Milyarlarca dolar harcadığı projenin ortağı kim dersiniz? AGRA, 2006’da Gates Foundation ve Rockefeller Foundation öncülüğünde kuruldu. Bill Gates “refah, sağlık getireceğim” diye geldiği Afrika’da 9 milyon çiftçiye ulaşmış. Tabi ilk girişlerinde lobi yaparak yasal çerçeveyi kendileri oluşturuyor. Tohum yasaları ve subvansiyonlar kendileri belirliyor. Hükümetlere bu hedefe ulaşmak için fon desteği sağlayacaklarını söylüyorlar.

Sonuç felaket. Agro-dealer ağları ile kimyasal gübre, herbisit, pestisit satışı teşvik ediliyor. Dijital toprak haritalama ile “doğru kimyasal”(!) önerisi, İklim dayanıklı mahsul, hayvancılık aşısı, besin takviyeli gıdalar senaryosu gerçek olmadı. Şimdi yerel çiftlik sahipleri Gates Vakfının öğütlediği “kimyasal yoğun, endüstriyel tarım”ın zararından kendilerini korumaya çalışıyorlar.15 yılda açlığı azaltmadı, aksine küçük çiftçileri kimyasal bağımlı hale getirdi, şirketlere pazar oluşturdu. 7 Milyar dolar vadettiler ama sağlık ve tarım alanında verimlilik vaat edildiği gibi %100 değil, sadece %18-29 civarında oldu. Birçok çiftçi, bir yandan onlara bağımlı hale gelirken birçok çiftçi zarar etti ve topraklar el değiştirdi.

Bu arada Açlık azalmadı, aksine %30 arttı. Başka neler oldu dersiniz? Projeleri birtakım şirketlere Pazar oluştururken, çiftçilere zarar verdi. Bayer/Monsanto, Syngenta, Corteva gibi şirketlere Afrikada pazarını açtı. Kimyasal gübre, pestisit ve hibrit tohum satışını artırdı. Küçük çiftçiler borç batağına düştü, geleneksel tohum ve çeşitlilik kaybı yaşandı. Toprak verimliliği azaldı. Bunun üzerine 2024-2025’te 600’den fazla Afrikalı din adamı Gates Foundation’a “tazminat” ödemesi için çağrı yaptı ve geleneksel yapılara zarar vermeden ekolojik tarıma geçiş istedi. Bu Global Resetçi’lere inanmayalım. Bunlar yeni Şeytani planlar peşindeler. Geç kaldılar ve 2030 hedefine ulaşmak için acele ediyorlar. Dikkat edelim ve her söylenene hemen inanmayalım. COVID-19 hatası tekrarlanmasın inşallah. Bu musibetten bir ders alalım, Amelleri boşa giden “Ashab-ı haşirin”den olmayalım. Selam ve dua ile.

NOT: “Ashab-ı Hasirin” kimdir? “Ashab-ı Hasirin” tabiri, halk arasında bu ayette geçen “minel hasirin” ifadesinden yola çıkılarak “ahirette kaybedenler / ziyana uğrayanlar” anlamında kullanılır. Yetimleri gözetmeyenlerin namazları bile kabul olmayabilir. “Vay o namaz kılanların haline ki” diye başlayan ayeti hatırlayalım. Onların yaptıkları boşa gitmiştir. “Minel hasirin” tabiri geçen diğer ayetler ise şöyle: (Yunus 95) “…Sakın Allah’ın ayetlerini yalanlayanlardan olma, sonra ziyan edenlerden olursun.” Kabil’in kıssasında (Maide 30) “... Böylece ziyan edenlerden oldu.” (Fussilet 23): “İşte Rabbiniz hakkında taşıdığınız bu kanaatiniz (bu yanlış zannınız) sizi mahvetti; sonunda ziyana uğrayanlardan (hasirler’den) oldunuz.” (Araf 23) “Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, mutlaka ziyan edenlerden / hasirin’den oluruz.” Bu ayet, Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın (a.s.) işledikleri hatadan sonra yaptıkları tövbe duasıdır. İnşallah yaptığı ibadetler boşa gidenlerden olmayız.

Yorumlara Git

İmamoğlu için yolun sonu! Gözler "Mutlak Butlan" kararında

800 İHA ve füzelerle korkunç saldırı!

İran'dan Hürmüz Boğazı hamlesi: Operasyonel menzil 500 kilometreye çıkarıldı

Xi Trump’ı görkemli törenle karşıladı! 9 yıl sonra ilk ziyaret

Ankara'da iki çocuğu parçalayan köpek de sahibi de serbestçe geziyor!