Okur Postası
CHP’de Değişen Tek Şey İsimler: Al Birini, Vur Ötekine!
Gazetemiz okurlarından Oktay Yüksel \ Afyonkarahisar 'CHP’de Değişen Tek Şey İsimler: Al Birini, Vur Ötekine!' başlıklı yazısını bizimle paylaştı.
Siyaset kulislerinde bir süredir bitmek bilmeyen bir tiyatro izliyoruz. Falcılara, medyumlara bel bağlayanlar, CHP’nin içindeki koltuk kavgasından büyük idealler çıkaracağını sananlar büyük bir yanılgı içinde. Bir tarafta genel başkanlığı bırakmak zorunda kalan Kemal Kılıçdaroğlu, diğer tarafta “değişim” sloganıyla koltuğa oturan Özgür Özel...
Gelin, bu iki ismi kantara koyalım. Bakalım hangisi diğerinden daha ağır basıyor? Aslında yanıtı baştan vereyim: Birbirlerini pek ağdırmıyorlar.
Ama asıl bomba patladı; Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi, CHP kurultay davasında “mutlak butlan” kararı vererek Özgür Özel ve yönetimini tedbiren görevden uzaklaştırdı, görevi yeniden Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibine devretti! Alın size kaos, alın size kurumsal çöküş!
NE BİR İDEALLERİ VAR NE DE GELECEĞE DAİR BİR SÖZLERİ!
Günlerdir bir “değişim” masalı anlatılıyor; sanki CHP’de isimler değişince partinin o köhne yapısı bir gecede mucizevi bir şekilde dönüşmüş gibi. Geçiniz bunları! İki lider figürünü yan yana getirdiğimizde gördüğümüz tek şey koca bir vizyonsuzluk:
İkisinde de o beklenen lider kumaşı mevcut değil. Halkı peşinden sürükleyecek, toplumsal bir dalga yapacak o yerli ve güçlü enerjiden tamamen yoksunlar.
İkisi de siyasi birer figürandan ibaret, bir gelecek projeleri yok. Toplumun önüne yepyeni bir vizyon belgesi koyamadıkları gibi, insanlara zafer inancı aşılayacak tek bir adım bile atamıyorlar.
İkisi de toplumsal gerçeklikten kopuk. Gelişime, yeniliğe ve bu toprakların insanına odaklanmak yerine; popülist kültürün rüzgarına kapılmış, batı patentli ezberleri tekrarlayıp duruyorlar. Kılıçdaroğlu muhalefet lideriyken topluma ve yabancı ülkelere ne vaat ettiyse, bugün Özgür Özel de tam olarak aynısını yapıyordu. Asgari ücretliye, emekliye, bu ülkenin cefakâr insanına dokunan hiçbir sahici projeleri yoktu. Ne yapıyorlar peki? Sıkışınca dil ucuyla bir şeyler söylüyor, ardından koca koca cümlelerle Atatürk’ü, laikliği ve Cumhuriyeti kendilerine zırh olarak kuşanıyorlar. Toplumun kazanımlarını yok sayıp, kavramların arkasına saklanıyorlar.
MAHKEME KARARIYLA GELEN KOLTUK SAVAŞI
Şu gerçeği artık net bir şekilde görmemiz gerekiyor: Bugün CHP’de fikir yok, ideal yok, çizgi yok, ideolojik bir tavır yok; sadece ve sadece çıkarlar ile kişisel menfaat alanları var.
Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi’nin verdiği bu son “mutlak butlan” kararı, partinin nasıl bir yönetim zafiyeti ve meşruiyet krizi içinde olduğunun tescilidir. Dava sürecini yakından takip edenler bilir; bu davayı açarak fitili ateşleyen, CHP’nin kendi içinden çıkan Lütfü Savaş’tı. Birileri konuyu hemen AK Parti’ye mal etmeye çalışıyor ama yemezler! Bu tamamen CHP’nin kendi içindeki taht savaşıdır, böyle bilinsin.
Şimdi ne olacak? Özgür Özel ve ekibi “tedbiren” kapı dışarı edilirken, Kemal Kılıçdaroğlu ve eski ekibi bavulları toplayıp Genel Merkez’e geri dönüyor. Dün Kemal Bey için canını feda edeceğini söyleyip sonra “Özgürcü” olanların, bugün yeniden Kılıçdaroğlu’na şirin görünmek için nasıl “R” yapacağını hep birlikte izleyeceğiz. Yarın çıkarlar değiştiğinde, hangi İmamoğlucunun “kutsal” gördüğü partiyi terk edip yeni bir yapı kuracağını kimse kestiremez. Bugün mahkeme kararları üzerinden birbirlerine posta koyduklarına bakmayın; yarın seçim tarihi yaklaştığında, kendi çıkarlarını konsolide etmek için yine birleşecekler. Bütün enerjilerini de bu hukuki ve siyasi kayıkçı kavgasında tüketecekler.
TOPLUMUN HAFIZA KAYBI VE DEĞERLER EROZYONU
Peki, bütün bunlar olurken asıl acı olan ne biliyor musunuz? Dönüp son anketlere bakıyorum; CHP ve AK Parti’nin oyları neredeyse baş başa çıkıyor. Yani CHP’nin kendi içinde yaşadığı bu rezillikler, bu kurumsal çöküş aslında toplumun çok da umurunda değil!
Uçakta düzenlenen o rezil partiler, adı taciz ve tecavüz skandallarıyla anılan kadrolar... Tüm bunlar göz önünde dururken, AK Parti’ye kızan gidip hemen CHP’nin kapısını çalıyor. Sanıyorlar ki bugünkü iktidar ne veriyorsa, CHP iki katını verecek. Oysa bilmiyorlar ki CHP gelse, ceplerindekini de alıp götürecek, farkında değiller! Kısacası karşımızda, tamamen maddi beklentilere odaklanmış, değerlerini ve hafızasını yitirmiş bir kitle var. Bu toplum ne çabuk unuttu dün yaşananları? Başörtüsü zulmünü, bu ülkenin atlattığı kanlı darbeleri, o derin ekonomik krizleri nasıl geride bıraktığımızı ne ara hafızasından sildi? Bir dönem Batılılara gıptayla bakan o kitleler, bugün Avrupalıların bile parmakla gösterdiği gıpta edilen o güçlü Türkiye’yi görmezden geliyor. Artık toplum da kamu vicdanını, inanç özgürlüğünü, ekonomik ve sosyal yaşamı kolaylaştıran devasa yatırımları yok sayıyor. Sadece cebine, sadece bugününe odaklanan bir anlayış hakim kılınmaya çalışılıyor. Sonuç mu? Gün geçtikçe kışkırtılmaya, manipüle edilmeye müsait bir toplumsal zemin inşa ediliyor. Öyle ki, dışarıdan birilerinin “demokrasi getireceğiz” masallarına bile kucak açar pozisyona gelen, kendi ülkesinin kazanımlarına kör bir kitle ortaya çıkıyor.
Sonuç Olarak;
Kemal Kılıçdaroğlu’nu zoraki bir “yerli ve milli devlet adamı”, Özgür Özel’i ise çakma bir “demokrasi kahramanı” ilan etmeye çalışanlar aynaya baksın. Biri mahkeme kararıyla geri döner, diğeri itiraz dilekçesi yazar; ama ortada ne bir vizyon kalır ne de topluma umut verecek bir enerji.
Kısacası; ha Kemal Kılıçdaroğlu, ha Özgür Özel... Ha giden yönetim, ha mahkemeyle geri gelen eski yönetim... Al birini, vur ötekine! Ama asıl tehlike, bu vizyonsuz kayıkçı kavgasını göremeyip celladına aşık olan, geçmişin krizlerini unutan toplumsal hafıza kaybındadır. Bu döngüden ülke için hayırlı bir gelecek çıkmasını beklemek, çölde kutup ayısı aramaktan farksızdır.