Gündem
Eşkıyalar kapı dışarı
Şaibeli kurultay davasında “mutlak butlan” kararının çıkmasının ardından CHP Genel Merkezi binasını işgal edip boşaltmayacaklarını açıklayarak sözde direniş başlatan Özgür Özel ve ekibi, imtiyazlarını kaybetmemek için bina dışında ve içindeki militanlarını polise saldırttı. Şişeler, sandalyeler havada uçuştu. Manisa Milletvekili Özgür Özel, kendisine iletilen binanın boşaltılmasına yönelik tebligatı yırtıp, şova soyundu. İkna çabalarının karşılık görmemesi üzerine Çevik Kuvvet ekipleri, kapısının arkasına barikat kurulan binaya girdi. Yaşanan arbedenin ardından Özel ve yandaşları yargı kararı gereği dışarı çıkarıldı.
Sebahattin Ayan İstanbul
Erdoğan liderliğindeki Türkiye, özgürlükler alanında önemli mesafeler katederken bürokratlarca getirilmek istenen bazı düzenlemeler, huzur iklimine gölge düşürüyor. 22 Mayıs tarihinde Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’na sevk edilen “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” kamuoyunda tartışmaya sebep oldu. Teklifin 8’inci maddesinde yer alan düzenlemeler, özellikle medya kuruluşlarının istikbalini ilgilendiriyor. Söz konusu teklifte, “Atatürk ilke ve inkılapları aleyhine yayın” yaptığı değerlendirilen medya kuruluşlarına ilan ve reklam kesme cezası uygulanmasının önü açılıyor.
KANUN ELİYLE SANSÜR
Teklifte, hükmünün sınırlarının net biçimde tanımlanmaması, hangi içeriklerin ihlal sayılacağının idari yorumlara bırakıldığı ve bunun da basın kuruluşları üzerinde keyfî yaptırım riskini arttırırken “yoruma açık sansür düzenlemesi” tartışmalarını beraberinde getirdi. Konuyla ilgili gazetemize değerlendirmede bulunan hukukçular, teklif metninde yer alan muğlak ve sınırları net çizilmemiş ifadelerin uygulamada idari mercilere geniş bir takdir yetkisi tanıyabileceğini belirterek, bunun basın özgürlüğü açısından risk oluşturabileceğini ifade etti. Uzmanlar, düzenlemenin bürokratik yorumlara açık yapısının “keyfî uygulama” tartışmalarını beraberinde getirebileceğini savunurken, tıpkı 5816 sayılı kanun gibi laikler eliyle Müslümanlar üzerinde zulüm sopası gibi fikir ve düşünce hürriyetine zincir vurulacağı belirtildi.
ESKİ TÜRKİYE ARTIKLARI
Konuyla ilgili gazetemize konuşan Av. Emre Tekmen, şunları söyledi: “Türkiye’nin sivil siyaset ve demokratikleşme serüveni, ne yazık ki zaman zaman eski Türkiye’nin hayaletlerinin yeniden diriltilme çabalarına sahne oluyor. Son olarak Meclis gündemine getirilen yeni torba yasa tasarısında yer alan bir madde, basın ve ifade hürriyeti açısından tam anlamıyla bir fecaat, hukuki bir garabet barındırmaktadır. Maddenin (a) bendine şu muğlak ve tehlikeli ibare eklenmiş: ‘Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayım yapılamaz.’ Bu son derece geniş, tarihsel, politik ve yoruma açık bir mefhumun yasal bir sansür ve cezalandırma sopası haline getirilmesi, temel hukuk prensipleriyle taban tabana zıttır. Bugün sosyal medya mecralarının yasal düzenlemelerle dijital basın statüsünde değerlendirildiği bir denklemde bu tasarı yasalaştığı takdirde; Bir tarihçinin, akademisyenin veya yazarın Şapka Kanunu’nun sosyolojik yıkımlarını eleştirmesi yasaklanacak mıdır? Harf devriminin kültürel hafızada açtığı yaraları konuşmak, tekke ve zaviyelerin kapatılmasının toplumsal sonuçlarını irdelemek ilke ve inkılaplara aykırılık kılıfıyla suç mu sayılacaktır? Katı jakoben laiklik anlayışını sorgulamak, hilafetin ilgasını tartışmak veya liberal bir serbest piyasa modelini savunmak, sansür kurullarının hışmına mı uğrayacaktır? Kısacası Kemalist ideolojiyi ve CHP’nin tek parti dönemi kurucu değerlerini, dogmatik bir dokunulmazlık zırhıyla hortlatmaktadır.
KANUN HALKI KORUMALI
En acı ironi ise yıllarca bu ideolojik dayatmalardan en çok mağdur olmuş, milletin teveccühünü kazanarak iktidara gelmiş muhafazakâr bir siyasi iradenin, CHP’nin yüzyıl uğraşsa kuramayacağı bir sansür mekanizmasını kendi elleriyle kanunlaştırmasıdır. Statükonun bekçiliğini yapmaya soyunan bu tarz yasal düzenlemeler, AK Parti’nin kendi sosyolojisine ve sivil siyaset vizyonuna yapılmış en büyük haksızlıktır. Hukuk düzeni, resmî ideolojileri veya tarihsel dogmaları korumak için değil; vatandaşın düşünce, eleştiri ve ifade hürriyetini teminat altına almak için vardır. Fikri tartışmaların susturulduğu bir ülkede ne basından ne de demokrasiden söz edilebilir. Gazi Meclis’in ve sağduyu sahibi milletvekillerinin, ifade hürriyetine pranga vuracak, muhafazakâr/eleştirel basının üzerinde Demokles’in Kılıcı gibi sallanacak olan bu vesayetçi maddeyi derhal tasarıdan çıkarması elzemdir. Aksi takdirde, dünün mağdurlarının bugünün sansür mimarlarına dönüştüğü eleştirisi, tarihe kara bir leke olarak geçecektir.”