AKİT MENÜ

Okur Postası

Siyasetin gölgesi hukukun üzerinden çekilmelidir

Son dönemde kamuoyunu meşgul eden iddialar, belgeler ve tapeler üzerinden yürüyen tartışmalar, ne yazık ki hukuki ve şeffaf bir hesap verebilirlik zemininden hızla uzaklaşmaktadır.

Haber Merkezi
Güncelleme Tarihi:

MEHMET YİĞİT
DAVRANIŞ BİLİMLERİ UZMANI

Ana muhalefet partisinin somut belgelere ve iddialara net yanıtlar vererek kamuoyunu aydınlatması gerekirken, meseleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “rakiplerini eleme operasyonu” gibi yansıtması, yapılabilecek en büyük hatalardan biridir. Bu tür bir yaklaşım ve estirilen bu hava, toplumun adalete olan inancını ve bağlılığını ciddi şekilde aşağı çekmektedir. Hukuki süreçlerin siyasi bir hesaplaşma, bir “mutlak butlan” karmaşası veya bir mağduriyet devşirme alanına dönüştürülmesi; milleti kutuplaşmaya, kin ve nefrete sürüklemekten başka bir işe yaramaz. Sorumsuz açıklamalarla adeta iç karışıklıklara davetiye çıkarılması, bu ülkenin geleceğine yapılabilecek en büyük kötülüktür.

 

Sürecin asıl vahim tarafı ise, ortaya çıkan bu tablonun dışarıdan bir müdahaleyle değil, bizzat CHP’nin kendi içindeki yanlış uygulamalar ve yine kendi içerisindeki birilerinin şikayetleri üzerine şekillenmiş olmasıdır. Yaşanan bu “mutlak butlan” olayı, iddia edildiği gibi bir dış operasyon değil; partinin kendi iç işleyişindeki hataların, kurumsal savrulmanın ve iç hesaplaşmaların hukuki bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Kendi içindeki dinamikleri ve kuralları doğru yönetemeyen bir yapının, faturayı hemen başkalarına kesmeye çalışması inandırıcı olmaktan uzaktır.

 

Kendi iç şikayetleriyle olgunlaşan ve hukuki olarak sakat doğduğu tescillenen bir mevzuyu, sanki iktidarın bir komplosuymuş gibi sunmak hem kamuoyunun aklıyla alay etmektir hem de partinin kendi yanlışlarının üzerini örtme çabasıdır. Kendi hatalarını siyasi bir mağduriyet hikayesine dönüştürerek toplumu germek ve adalet sistemini töhmet altında bırakmak yerine, şeffaf bir özeleştiri verilmesi bu düzlemde çok daha erdemli bir yaklaşım olacaktır. Unutulmamalıdır ki; siyasi pozisyonlar gelip geçici, hukuk ise kalıcıdır. Adalet, sadece güçlünün ya da haklı olduğunu iddia edenin değil, herkesin sığınacağı son kaledir. Siyasetçilerin görevi, adaleti kendi kalkanı veya kılıcı olarak kullanmak değil, onun tarafsızlığına saygı duymaktır. Bugün hukuku zedeleyenler, yarın o hukuka en çok ihtiyaç duyanlar olabilir. Çünkü adalet herkese lazımdır.

Yorumlara Git

CHP’li Yarkadaş’tan fondaş ÇGD’ye tarihi ayar! Gazeteci yumruklayan Ali Mahir Başarır!

ABD’de dikkat çeken anket: Demokrat tabanda siyonist rejime destek sert düştü

Hançerciler Özel’in bu sözünü paylaşıyor! “Dost bildiğimizin ihanetinden gayrı arınacağımız hiçbir şeyimiz yoktur!”

Aracı hasar gören sürücülere müjde: Tazminat hakkınız var!

İZSU’ya ‘ölüm çukuru’ tepkisi büyüyor