Dünya
Mescid-i Aksa'yı hedef alan kirli tezgah! ABD ve işgalci İsrail'in Kudüs'teki sinsi planın tüm detayları sızdı
Kudüs'ün İslami kimliğini haritadan silmek için kapalı kapılar ardında ittifak kuran terör devleti İsrail ve hamisi ABD, Ürdün'ün tarihi vesayetini bitirerek Mescid-i Aksa'yı işgal etmeyi amaçlayan skandal planı devreye soktu.
Orta Doğu'yu kana bulayan, Gazze'de eşi benzeri görülmemiş bir soykırıma imza atan siyonist terör devleti İsrail ve onun eli kanlı suç ortağı ABD'nin, Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa üzerindeki sinsi planı deşifre oldu. İngiliz basınında (MEE) yer alan şok rapora göre katil ittifak, asırlardır süregelen Ürdün vesayetini sonlandırıp mukaddes mabedi doğrudan işgal yönetiminin eline teslim etmek istiyor. Müslümanların kırmızı çizgisini "çok dinli merkez" kılıfıyla turistik bir alana çevirmeyi amaçlayan bu alçak proje, asıl niyetin 1994'te İbrahim Camii’nde yapılan kanlı katliamın bir benzerini Aksa’da tekrarlayarak camiyi zorla bölmek olduğunu gözler önüne serdi.
ABD ve işgalci İsrail'in Ürdün'ün tarihi vesayetini bitirerek Mescid-i Aksa'yı siyonist çıkarlara teslim etmeyi amaçlayan skandal planın tüm detayları sızdı.
İngiliz basınında yer alan sarsıcı rapora göre, ABD ve işgalci İsrail, Mescid-i Aksa’nın tarihi statükosunu tamamen ortadan kaldırmayı hedefleyen bir plan üzerinde çalışıyor. Middle East Eye (MEE) tarafından üst düzey yetkililere dayandırılan haber, Mescid-i Aksa’daki tarihi Ürdün vesayetinin sonlandırılarak kutsal mabedin doğrudan İsrail'in kontrolüne devredilmek istendiğini gözler önüne serdi. Hedeflenen bu yeni düzenleme, Mescid-i Aksa’nın asırlardır süregelen İslami kimliğini doğrudan hedef alarak, mekanı sözde "çok dinli bir merkeze" dönüştürmeyi ve bölgeyi Siyonist çıkarlarla tamamen uyumlu hale getirmeyi amaçlıyor.
Planda, Mescid-i Aksa’nın idaresinden sorumlu Ürdün destekli İslami Vakfın yetkilerinin yok sayılması ve yerine İsrail hükümetine bağlı yeni bir yapının kurulması öngörülüyor. Kapalı kapılar ardında hazırlanan bu skandal tasarıya göre, Yahudilerin Mescid-i Aksa’ya "eşit erişim" kisvesi altında girmelerine ve büyük gruplar halinde ibadet etmelerine resmi zemin hazırlanacak. İşgal yönetimi bununla da yetinmeyerek cami imamlarının, vaizlerin ve üst düzey vakıf yetkililerinin atanmasını kendi tekeline alacak; dahası, cuma hutbelerinin içeriğini onaylama ve sansürleme sürecine doğrudan dahil olmuş olacak.
EL HALİL’DEKİ MODELİ AKSA’YA TAŞIMAK İSTİYORLAR
ABD'li yetkililerin hazırladığı taslak metin, kutsal mekanın üç dinin ortak kullanacağı turistik bir alana çevrilmesi gibi bir projeyi barındırıyor. Filistinli ve Ürdünlü yetkililer, bu adımın 1994 yılında kanlı bir katliama sahne olan El Halil’deki İbrahim Camii’nde uygulanan ve mekanın zorla bölünmesiyle sonuçlanan işgal politikasının bir benzeri olduğu konusunda uyarılarda bulunuyor.
Öte yandan, plana uluslararası kılıf uydurmak adına Mescid-i Aksa’nın yönetiminin Bahreyn, Mısır, Fas ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Arap ülkelerine dönüşümlü olarak verilmesi teklifinin de gündeme getirildiği belirtiliyor. Ancak söz konusu ülkelerin, Arap ve İslam dünyasında büyük bir infiale yol açacak bu tasarıya açıkça destek vermekten kaçındığı ifade ediliyor.
İngiltere merkezli Middle East Eye sitesinde yer alan harita
RİYAD VE AMMAN’DAN RET
Mescid-i Aksa üzerindeki vesayetini meşruiyetinin temeli ve bölge barışının kilidi olarak gören Ürdün yönetimi, tasarıya kesin bir dille karşı çıkarak 1994 yılında imzalanan barış anlaşmasına dikkat çekiyor. Amman yönetimi, kutsal mekanların Arap, İslam ve Hristiyan kimliğini korumak için uluslararası ortaklarıyla diplomasi yürütürken, Ürdün ile derin tarihi bağları olan Suudi Arabistan'ın da plana şiddetle karşı çıktığı vurgulanıyor.
Körfez kaynakları, Riyad yönetiminin böylesi bir adımın tüm Ortadoğu'yu ateşe vereceğinin farkında olduğunu ve Ürdün'ün vesayetini "bölgesel istikrarın bir sütunu" olarak kabul ettiğini belirtiyor. Haberin yayınlanmasının ardından ABD cephesinden Ürdün'ün vesayetini kaldırmaya yönelik iddialara yalanlama gelse de; İsrail'in Mescid-i Aksa çevresindeki İslami vakıf mallarına yönelik ihlalleri, vakıf görevlilerine uygulanan kısıtlamalar ve artan fanatik Yahudi baskınları, Kudüs'ün İslami kimliğini silmeye yönelik eylemlerin sahada fiilen sürdüğünü kanıtlıyor.