Sağlık
Günlük 170 gram yetiyor! Yüksek tansiyonu %30 azaltan reçete
Bilim insanlarının yaptığı son araştırma; fasulye, mercimek ve soya ürünlerini düzenli tüketenlerde yüksek tansiyon riskinin %30'a varan oranlarda azaldığını ortaya koydu.
Bilim insanları, bitkisel protein kaynaklarının kalp ve damar sağlığı üzerindeki etkilerini inceleyen yeni bir araştırmanın sonuçlarını yayımladı.
BMJ Nutrition Prevention & Health dergisinde yayımlanan analizde, düzenli olarak fasulye, nohut, mercimek, tofu ve soya ürünleri tüketen kişilerde yüksek tansiyon gelişme riskinin daha düşük olduğu belirtildi.
Araştırma kapsamında ABD, Avrupa ve Asya’da yürütülen uzun dönemli 12 farklı çalışmadan elde edilen veriler incelendi.
GÜNLÜK 170 GRAM YETİYOR
Araştırmacılar, en fazla baklagil tüketen kişilerde yüksek tansiyon riskinin yüzde 16 daha düşük olduğunu belirledi. Soya ürünlerinde ise risk azalmasının yüzde 19’a ulaştığı aktarıldı.
Analize göre günlük yaklaşık 170 gram baklagil tüketen kişilerde risk azalması yüzde 30’a yaklaşırken, günlük 60-80 gram soya ürünü tüketiminin de tansiyon üzerinde güçlü etki gösterdiği bildirildi. Araştırmacılar, yaklaşık 100 gram baklagilin bir kase pişmiş fasulye, nohut veya mercimeğe denk geldiğini ifade etti.
DAMARLARI GEVŞETEN ÇÖZÜNÜR LİFLER
Araştırmada, baklagiller ve soya ürünlerinin yüksek miktarda potasyum, magnezyum ve lif içermesinin tansiyon üzerinde olumlu etki oluşturabileceği belirtildi.
Bilim insanları ayrıca bu besinlerdeki çözünür liflerin bağırsakta parçalanarak damarların gevşemesine yardımcı olabilecek maddeler üretebildiğini aktardı.
Soya ürünlerinde bulunan izoflavon adlı bitkisel bileşiklerin de tansiyonu düşürmede rol oynayabileceği kaydedildi.
NNEdPro Global Institute baş bilim insanı Sumantra Ray, araştırmanın bitki bazlı beslenmenin kalp sağlığı üzerindeki etkilerine dair önemli veriler sunduğunu söyledi.
Ray, "Bu araştırma, baklagiller ve soyanın hipertansiyonun küresel yükünü azaltabilecek temel beslenme stratejileri arasında yer aldığını gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu.
Araştırmacılar, sonuçların güçlü olduğunu ancak farklı yaşam tarzları ve beslenme alışkanlıklarının etkisini anlamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç bulunduğunu belirtti.