Gündem
Sanatçı kisveli provokatörler şimdi de Özel için sahnede
Gezi kalkışmasında ve Saraçhane provokasyonunda ön saflarda yer alan sözde sanatçılar, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin mutlak butlan kararı sonrası sokağı kaşımaya çalışan Manisa Milletvekili Özgür Özel tekrar sahneye çıktı.
Buğra Kardan İstanbul
Yolsuzluktan tutuklu Ekrem İmamoğlu’nun hamilerinden Gani Müjde, Fazıl Say, Sunay Akın, Onur Akın, Zülfü Livaneli, İlyas Salman, Didem Soydan ve Seren Serengil’in ardından çaptan düşmüş oyunculardan Barış Falay Özel’e destek verirken, yeniden CHP Genel Başkanı koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu’nu tefe koydu. Falay’ın sosyal medya hesabından Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafını paylaşıp üstüne “Seni istemiyoruz” diye yazması “Gezici taife yine devrede mi” sorusunu akıllara getirirken Özel yandaşlarının kirli sicilleri tekrar hatırlara geldi. Falay, ambulansların yakıldığı ve dükkânların yağmalandığı Gezi kalkışmasında boy göstermişti. Falay, kalkışma devam ederken Gezi Parkı merdivenlerinde iktidarı hedef alan açıklamalarda bulunmuştu.
GÜRSEL TEKİN’E DE LİNÇ GİRİŞİMİ
Fazıl Say, Gezi protestolarını konu alan eserlerini Almanlara sunmuştu. İmamoğlu döneminde İBB’den nemalanan Sunay Akın ve Onur Akın da Saraçhane provokasyonuna katılmıştı. İmamoğlu için Sunay şiirler okumuş, Onur şarkılar seslendirmişti. Uyuşturucudan gözaltına alınan, esrar kullandığı anlaşılan ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Didem Soydan da Saraçhane’de görüntülenmişti. Gezi tetikçilerinden Gani Müjde, mahkeme kararıyla CHP İstanbul İl Başkanlığı’na atanan Gürsel Tekin’i yerden yere vurmuştu. Zülfü Livaneli ve İlyas Salman ise İmamoğlu için Silivri’ye gitmiş, duruşma salonunda yolsuzluktan tutuklu isimlerin hamiliğini yapmıştı. Eylemden eyleme koşan, nefret ve tahrik dilini bırakmayan bu isimlerin mutlak butlan kararını takiben yaptıkları skandal açıklamalar da infial uyandırdı.
BUNLAR TATLI SU KURNAZI GİBİLER
Akit’e konuşan sanatçı Metin Yıldız ise, şunları söyledi: “Sanatçılar, duyarlı olmalılar. Dillerine, duruşlarına dikkat etmeliler. Provokatif açıklamalarda bulunmamalılar. Toplumu kamplaştırmaktan, kutuplaştırmaktan kaçınmalılar. Dışlayıcı, ötekileştirici ifadeler kullanmamalılar. Linç kampanyalarında yer almamalılar. Sanatçılar, sanatlarıyla görüşlerini dışa vurmalıdırlar. Naif olmalıdırlar. Kabaca paylaşımlarda bulunmamalıdırlar. Böyle paylaşımların kendilerini provokatörlerle aynı noktaya getireceğini bilmelidirler. Yazık ki kimi sanatçılar, tatlı su kurnazı gibiler. Güce göre konum alıyorlar. Örnek çok. İşte ülkeye yönelen tehditlere susanlar olduğunu görüyoruz. Yine Filistinli çocuklar, kadınlar öldürülürken başlarını kuma gömenler olduğunu müşahede ediyoruz. Bu susanlar ve başlarını kuma gömenler, kendilerine konforlu alan bulunca hemen ortalığa atılırlar. Ellerine megafonları alırlar. Birilerini över, birilerini yererler. İşte mutlak butlan kararının ardından beliren tablo ortada. ‘Sanatçı’ olarak anılan bir grup, Özel’i savunurken Kılıçdaroğlu’na demediğini bırakmadı. Bu, ibretlik değil mi? ‘Sanatçı’ olarak anılan bir gruba X ya da Y şahsını dışlamak, linçlemek yakışır mı? Öbür yandan sanatçıda tutarlılık olmalı. Sanaçı, bir o yana bir bu yana savrulmamalı. Dalkavuk da olmamalı. Sanatçı için ‘Kimin kayığına binerse onun küreğini çeker’ denmemeli. İlaveten kendisiyle aynı fikri paylaşmayanlara katlanmalı. Benim başıma gelmeyen kalmadı. Ne linç kampanyalarıyla karşılaştım! O nedenle bunları samimi bulmuyorum. Bunlar yanlış tavırlar.”