AKİT MENÜ

Aktüel

'Bayram değişmedi, biz vazgeçtik'

Şeyma Demircan Namazcı Mirat Haber'de yazdı: Dilimize ne kadar da yer etti şu cümle: “ Nerede o eski bayramlar…”

Haber Merkezi

Şeyma Demircan Namazcı Mirat Haber'de yazdı: Dilimize ne kadar da yer etti şu cümle: “ Nerede o eski bayramlar…”
Her bayramda özlemle tekrar ediyoruz bunu. Ama nedense değişimin suçunu hep yeni nesilde arıyoruz. Oysa bugünün çocukları nereden bilsin eski bayramları? Biz yaşatmadıktan sonra nasıl özlesinler?
Anne baba sohbetlerinde sık sık duyuyoruz bunları: “Ben yedi yaşımda oruç tutuyordum, hiç bozmazdım.” “Bayramlık alınınca günlerce heyecandan uyuyamazdık.”
Sonra aynı kişiler, çocuklarının hafta içi derslerden yorulduğu için oruç tutamadığını, bayram ziyaretlerinde sıkıldığını anlatıyor.

Aslında çocukları eleştirdiğimiz birçok şeyin zeminini biz hazırlıyoruz. Çocuklarımızı hayatın sorumluluklarından uzak büyütüyor, sonra da neden aidiyet hissetmediklerini sorguluyoruz.
Evet, zaman değişiyor. İmkânlar değişiyor. Alışkanlıklar değişiyor. Değişebilir de. Ama bayramı bayram yapan değer değişmez. Bayram; sadece tatil, harçlık ya da yeni kıyafet değildir. Bayram, birlikte aynı sevince yönelmektir. Aynı duaya “âmin” diyebilmektir. Aynı sofrada toplanabilmektir.

 

Bu yüzden belki de çocuklara sürekli eski bayramları anlatmak yerine, onlara yaşayacakları bayramlar bırakmamız gerekiyor.
Mesela bu bayram, ailece erkenden kalkıp bayram namazına gidelim. Çocuklar tekbirleri sadece televizyondan duymasın. Camide omuz omuza saf tutmanın hissini yaşasın. Bayram sabahının telaşını, heyecanını, kokusunu tanısın.

Sonra aynı sofrada oturalım. Uzakta ailesi olanlar için de bayramın kapısı kapanmış değildir. Bayramın gurbeti olmaz. Ailen uzaktaysa komşun vardır. Komşun yoksa aynı safta namaz kıldığın din kardeşin vardır.
Bir de eski bayramların ruhunu hâlâ yaşatan insanlar var. Çoluk çocuk büyüklerini ziyaret eder, küçüğü sevindirir, büyüğü ihmal etmezler. İşte çocuklar bayramı en çok böyle öğrenir: yaşayarak.
Geçen bayram sitenin çocukları kapımıza bayramlaşmaya geldiğinde ne kadar şaşırdığımı fark ettim. Çünkü artık böyle şeylerin tamamen bittiğini sanıyordum. Şimdi bu bayram ben de çocuklar için küçük hazırlıklar yapacağım.
Evet, eskisi gibi değil belki… Komşuluk değişti, çekinceler arttı, insanlar birbirinin kapısını eskisi kadar rahat çalamıyor artık. Ama sınırlar korunduktan, güven gözetildikten sonra güzel adetler hâlâ yaşatılabilir.
Ama bayramı yaşatırken çocukların sınırlarını korumayı da unutmamak gerekir.

 

Çocukları izin almadan öpmek, “Hadi öp bakalım amcanı” diye zorlamak masum bir sevgi gösterisi gibi görülse de çocuklara yanlış bir mesaj verebilir. Çocuk, istemediği bir temasa mecbur bırakılmamalıdır. Sevgi zorla kurulmaz.
Harçlık ya da şeker karşılığında çocuğun mahremiyetini görmezden gelmek de doğru değildir. Çünkü çocuk, bedeninin sınırlarını önce ailesinden öğrenir.
Onlarla konuşurken de dikkatli olmak gerekir. Sürekli sorgulanan, cevap vermeye zorlanan çocuk kendini huzursuz hissedebilir. Bazen bir çocuğa değer vermenin en güzel yolu, onu gerçekten dinlemektir.

Bir başka önemli mesele de şu:

Bayram ziyaretlerinde çocukları tamamen telefonlara teslim ediyoruz artık. Büyükler sohbet ederken çocuklar başka bir dünyaya çekiliyor. Oysa bayram biraz da aynı evin içinde aynı hatırayı biriktirebilmektir.
Çocuklara sadece bayramı anlatmayalım; bayramın içinde yer açalım.
Çünkü bir gün onlar da “Nerede o eski bayramlar…” diyecekler. Mühim olan, anlatacak güzel hatıralarının olması.

 

Yorumlara Git

Gazze'den sonra Lübnan'ı da vurdu

Özgür Özel'i neden desteklediği ortaya çıktı! İspanya Başbakanı Sanchez'in partisine yolsuzluk baskını!

Cumhurbaşkanı Erdoğan Mehmetçikle bayramlaştı: Sizler sayesinde milletimiz güvende

Trump’ın çıkışı sonrası dikkat çeken gelişme: İsrail Beyrut’u bombalamadı

Savaşta rezil oldular ekonomiye saldırıyorlar