AKİT MENÜ

Dünya

İran dünyanın internetini kesebilir!

İran’ın, Hürmüz Boğazı’ndan geçen deniz altı internet kablolarını stratejik baskı unsuru olarak gündeme taşıması, küresel dijital altyapıya yönelik endişeleri artırdı. Uzmanlar, bölgedeki olası bir gerilimin internet ve veri akışında küresel çapta etkiler oluşturabileceğine dikkat çekiyor.

Haber Merkezi

İran’ın, Hürmüz Boğazı’ndan geçen deniz altı internet kablolarını stratejik baskı unsuru olarak gündeme taşıması, küresel dijital altyapıya yönelik endişeleri artırdı. Uzmanlar, bölgedeki olası bir gerilimin internet ve veri akışında küresel çapta etkiler oluşturabileceğine dikkat çekiyor.

İran'ın Hürmüz Boğazı’ndan geçen deniz altı internet kabloları üzerinden ücret alma planını gündeme taşıması, küresel dijital altyapıya yönelik yeni bir jeopolitik baskı stratejisinin işareti olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre Tahran artık petrol tankerleri ve enerji koridorlarının yanında dijital veri akışını da stratejik güç unsuru olarak görüyor.

İran Silahlı Kuvvetleri Operasyon Komutanlığı Sözcüsü İbrahim Zülfükari’nin yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’ndan geçen deniz altı kablolarının kullanımından ücret alınabileceğini duyurması bölgede dikkatleri yeniden Basra Körfezi’nin dijital altyapısına çevirdi.

Bu açıklama, İran’ın yalnızca enerji yollarını değil, küresel internet trafiğini taşıyan kritik veri hatlarını da kontrol alanının parçası olarak gördüğünü ortaya koydu.

 

Hürmüz artık sadece petrol geçiş noktası değil

18 Mayıs’tan bu yana Hürmüz Boğazı’nın yönetimi, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi tarafından oluşturulan “Basra Körfezi Boğaz İdaresi” adlı yeni yapı tarafından yürütülüyor. Tahran bu oluşumu, ABD öncülüğünde nisan ayında başlayan deniz ablukasına karşı geliştirdi.

Yeni yapı, İran’ın belirlediği denizcilik kurallarının uygulanmasını denetlerken, Tahran artık Hürmüz Boğazı’nı yalnızca askeri ve enerji açısından değil, dijital altyapı bakımından da kendi stratejik kontrol bölgesi olarak tanımlıyor.

Uzmanlara göre bu yaklaşım, İran’ın bölgesel güç mücadelesinde yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor.

İlk işaret 2019’da verilmişti

İran medyasında deniz altı internet kabloları konusu ilk kez 2019 yılında gündeme geldi. Devlet kontrolündeki IRIB kanalında konuşan bir uzman, Hürmüz Boğazı’ndaki kablolara yönelik olası bir saldırının dünya internet trafiğinin yüzde 70’ini etkileyebileceğini açıklamıştı.

Her ne kadar bu oran abartılı bulunsa da, İran’ın o tarihten itibaren dijital altyapıyı stratejik baskı unsuru olarak değerlendirmeye başladığı belirtiliyor.

O dönemde Körfez ülkeleri bu açıklamaları ciddiye almamıştı. Ancak bugün yaşanan gelişmeler, Tahran’ın dijital altyapıyı uzun süredir jeopolitik hesaplarının parçası haline getirdiğini ortaya koyuyor.

İran’ın hedefinde Körfez’in dijital bağımlılığı var

2026 yılında konu yeniden gündeme taşındı. Devrim Muhafızları’yla bağlantılı Tesnim Haber Ajansı, Basra Körfezi’ndeki internet kabloları ve bulut altyapılarını detaylı biçimde haritalandıran bir analiz yayımladı.

Raporda özellikle Körfez ülkelerinin deniz altı internet hatlarına İran’dan çok daha bağımlı olduğu vurgulandı. Bu durumun savaş veya kriz anlarında büyük kırılganlık oluşturabileceği ifade edildi.

İran devlet medyası daha sonra, Hürmüz’den geçen kabloları kullanan yabancı teknoloji şirketlerinden ücret alınması gerektiği yönünde yayınlar yapmaya başladı.

Ancak mesele yalnızca ekonomik gelir değil. Tahran’ın planı, aynı zamanda dijital altyapı üzerinde düzenleyici denetim kurmayı da içeriyor. Buna göre büyük teknoloji şirketleri ve operatörlerin İran kurallarına uyması, bakım ve onarım faaliyetlerinin de İran kontrolüne bırakılması hedefleniyor.

 

Deniz altındaki kritik hatlar

Hürmüz Boğazı’nın deniz tabanında yedi ana iletişim sistemi bulunuyor. Ancak bunlar toplamda yaklaşık 17 farklı kablo hattına ayrılıyor.

Bu sistemler arasında:

Hindistan’ı Umman, İran, Katar ve Suudi Arabistan üzerinden Mısır’a bağlayan FALCON sistemi,
Körfez içi veri trafiğinin büyük bölümünü taşıyan Ooredoo Gulf Pathway,
Güneydoğu Asya’yı Orta Doğu ve Avrupa’ya bağlayan SEA-ME-WE 5,
Körfez ülkelerini Hindistan ve ABD dahil küresel ağlara bağlayan TGN-Gulf sistemi bulunuyor.

Bu hatlar yalnızca internet bağlantısını değil; bankacılık sistemlerini, veri merkezlerini, bulut platformlarını, lojistik ağlarını, dijital devlet hizmetlerini ve küresel finans sistemlerini ayakta tutuyor.

İran gerçekten kabloları kesebilir mi?

Askeri uzmanlara göre İran’ın bu altyapıyı tehdit edecek kapasitesi bulunuyor. Çünkü Hürmüz Boğazı oldukça sığ ve yoğun deniz trafiğine sahip. Deniz altı kabloları ise fiziksel olarak hassas yapılar.

Uzmanlar, deniz altı kablolarındaki hasarların çoğunun sabotajdan değil; gemi çapaları, balıkçılık ekipmanları ve navigasyon hatalarından kaynaklandığını belirtiyor.

Bu nedenle İran’ın doğrudan sabotaj yerine “risk ortamı” oluşturarak baskı kurmasının daha olası olduğu değerlendiriliyor.

 

Dijital savaşın ekonomik etkileri

Uzmanlara göre Hürmüz’de yaşanacak büyük çaplı bir kablo krizi Körfez ülkelerinde bankacılık işlemlerini, dijital devlet hizmetlerini, bulut sistemlerini, veri merkezlerini, şirket iletişim ağlarını, mesajlaşma uygulamalarını ve petrol ve lojistik operasyonlarını ciddi şekilde etkileyebilir.

Özellikle AWS, Microsoft ve diğer büyük bulut hizmet sağlayıcılarının Avrupa’daki veri merkezleriyle bağlantılarda yaşanacak kesintilerin Körfez ekonomilerinde büyük aksamalara yol açabileceği belirtiliyor.

Bu durum küresel internetin tamamen çökmesine neden olmasa da, Körfez ülkelerinde ciddi bağlantı sorunları, veri gecikmeleri ve hizmet kesintileri yaşanabileceği ifade ediliyor.

En büyük risk: Onarım yapılamaması

Analistlere göre asıl tehlike tek bir saldırı değil; çatışma ortamı nedeniyle onarım gemilerinin güvenli şekilde çalışamaması.

Çünkü deniz altı kablolarının tamiri için özel teknik gemilerin bölgeye gönderilmesi gerekiyor. Ancak askeri gerilim ortamında bu süreç teknik mesele olmaktan çıkıp doğrudan siyasi ve askeri bir soruna dönüşüyor.

Uzmanlar, Tahran’ın doğrudan veya dolaylı onayı olmadan Hürmüz’de kapsamlı onarım yapılmasının son derece zor olacağını belirtiyor.

Bu nedenle İran’ın kabloları kesmekten çok, “kesilebilir” tehdidini stratejik baskı unsuru olarak kullandığı değerlendiriliyor.

 

Petrolün ardından dijital baskı dönemi

Analistlere göre İran artık yalnızca petrol arzı üzerinden değil, dijital altyapı üzerinden de küresel baskı kurabilecek yeni araçlar geliştirmeye çalışıyor.

Tahran, Hürmüz Boğazı’ndaki internet kablolarını “dijital enerji koridoru” olarak değerlendiriyor ve bölgedeki askeri baskılara karşı elindeki kozları çeşitlendiriyor.

Uzmanlar, kabloların fiziksel olarak hedef alınmasının İran açısından son derece riskli ve çatışmayı kontrolden çıkarabilecek bir adım olacağını vurgulasa da, sadece bu ihtimalin bile küresel teknoloji şirketleri, operatörler ve yatırımcılar üzerinde ciddi baskı oluşturduğuna dikkat çekiyor.

Böylece Hürmüz Boğazı’nda petrol tankerlerinden sonra şimdi de veri akışı, küresel güç mücadelesinin merkezine yerleşmiş durumda.

Yorumlara Git

Ömer Çelik'ten 27 Mayıs mesajı: Lanetliyoruz

Kılıçdaroğlu, Özgür Özel'in 'haram araçları'nı satışa çıkardı!

ABD'liler İran Savaşı'nın bitmesini istiyor Trump tokadı halktan yiyecek

Özgür'ün provokatörü cezasını buldu

Mehmetçikle bayramlaşan Bakan Güler'den Yunanistan'a uyarı: Ege’de oldu-bittiye asla müsaade etmeyiz!