AKİT MENÜ

Gündem

İşte 2 kez veto edilen kararnamenin hikayesi: Örtülü yazarın örtü düşmanına desteği duvara tosladı

Ekrem İmamoğlu’nun finanse ettiği Karar gazetesi yazarı Şule Demirtaş, 2000 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Başbakanı Bülent Ecevit arasında yaşanan kararname krizini yazarken algı operasyonu yaptı. Demirtaş, Ecevit’in özellikle devlet içinde yuvalanan PKK’lıları atmak için çıkarmak istediği ve Ahmet Necdet Sezer’in 2 kez veto ettiği kararnamenin devlet kadrolarından daha önce zaten atılmış muhafazakarları hedef aldığı hikayesini uydurarak Ahmet Necdet Sezer’i güzelledi.

Haber Merkezi

28 Şubat zulmünün hukuk dışı uygulamalarını tarihe gömen AK Parti’ye farklı kesimlerden saldırılar devam ediyor. Son olarak Ahmet Davutoğlu’nun kontrolünde olmakla birlikte, Ekrem İmamoğlu’nun finanse ettiği medya organı Karar Gazetesi yazarı Şule Demirtaş, hukuksuzluğun sert estiği 2000’li yılların laikçi ve sol tandanslı cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’i güzellemeye kalkıştı.

2000 YILINDA, BAŞÖRTÜ ÖĞRENCİYE YASAK, MEMURA HAYDİ HAYDİ YASAK..

Demirtaş, 28 şubat sürecinde, memurların başörtü takmasını boşverin, öğrencilere, hatta İlahiyat ve İHL öğrencilerine bile başörtü yasağı uygulandığı gerçeği karşısında, zaten devlet kadrolarında dindar insan sayısı çok çok az olduğu halde, o dönemde sanki dindarlar devlet dairelerinde rahatça çalışabiliyormuş da, Ecevit onları atmak istemiş gibi algı yaparak duvara tosladı..
İşin gerçeğinde yaşanılan; dindarların zaten irtica ve kıyafet gibi gerekçelerle devletten atıldığı, ancak PKK’lıların ise devlette görevlerine devam etmelerinden rahatsızlık duyan iktidar ortağı MHP’lilerin isteği ile Bülent Ecevit’in bir kararname çıkarmak istediği idi..

ECEVİT’iN PKK’LARI ATMA GİRİŞİMİNE SEZER ENGELİ

2000 yılında dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, devlet içinde yuvalanan terör örgütü PKK’lıları atmak için kararname çıkartırken, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, söz konusu kararnameyi veto ederek geri gönderdi. Sezer, Ecevit tarafından kendisine bir kez daha gönderilen kararnameyi ikinci kez veto yetkisi olmamasına rağmen tekrar iade etti.

BAŞÖRTÜLÜ ŞULE DEMİRTAŞ’TAN BAŞÖRTÜ DÜŞMANI SEZER’E ÖVGÜ

28 Şubat zulmünden kalma hukuksuz uygulamalara son veren AK Parti hükümetini hedef alan Karar yazarı, Ecevit’in bölücü terör örgütü mensuplarını memurluktan atma girişimini gizleyerek, Ecevit’in çıkardığı kararnamenin zaten daha önce devlet kurumlarından atılmış muhafazakârları, başörtülü öğrencileri, dindar memurları “irtica” şüphesiyle fişleyeceği iddiasıyla Sezer tarafından veto edildiği hikayesini uydurdu.

ALNI SECDELİ CUMHURBAŞKANINA İFTİRADA, DİN KARŞITLARI İLE YARIŞAN KARARCILAR

Ekrem İmamoğlu üzerinden, “28 Şubat’ta bile böyle hukuksuzluk yoktu” algısı yapmaya kalkışan tesettürlü Şule Demirtaş, o yıllarda başörtülülerin okul kapılarından nasıl hoyratça kovulduğunu çabuk unutmuş olmalı.. Hukuka saygılı diye tanıttığı Necdet Sezer’in imzası ile, sadece başörtüyü serbest bırakmak istedi diye Refah Partisi’nin nasıl temelli kapatıldığını gözlerden kaçırmak isteyen tesettürlü Şule Demirtaş, Tayyip Erdoğan’a saldırayım derken, duvara tosladı.

Şule Demirtaş yazısında şu ifadeleri kullandı:

“Bakıldığında Ahmet Necdet Sezer’in önünde son derece kolay bir yol vardı. Kararnameyi imzalasa dönemin güçlü medya kuruluşları tarafından alkışlanacaktı. İmzalamasa karşısına dikilecek çevreler Türkiye’nin en etkili güç odaklarıydı. Nitekim öyle de oldu. Burada dikkat çekici olan Sezer’in cesaretinden çok daha fazlasıdır. Dikkat çekici olan, 28 Şubat’ın en sert günlerinde bile devlet mekanizması içerisinde hukukun sınırlarını hatırlatan bir refleksin kırıntı düzeyde de olsa var olabilmesidir. Zira o kararname yürürlüğe girseydi hayatı karabasana dönecek olanlar dönemin muhafazakârları, başörtülü öğrencileri, dindar memurları ve “irtica” şüphesiyle fişlenen insanları olacaktı. Başkaca ifadeyle, kararın koruduğu kesimler ile kararın verildiği siyasi atmosfer arasında doğal bir yakınlıktan söz etmek mümkün değildi.”

HUKUKSUZLUĞU HUKUK DİYE TAKDİM ETTİ

Sözlerine devam eden Şule Demirtaş, Ahmet Necdet Sezer’in bölücü PKK’lıların devlet kadrolarından atılmasını sağlayacak kararnameyi yetkisi olmamasına rağmen ikinci kez veto etmesini ‘hukuk’ diye takdim ederken, vesayetçi odaklardan arındırılmış bugünkü hukuk düzeni üzerinden AK Parti hükümetini hedef alarak şu ifadelere yer verdi:

“Muhafazakârlarla hiçbir ortak zemini bulunmayan bir hukukçu, 28 Şubat’ın en sert günlerinde hukukun sınırlarını koruyabiliyorken, aynı dönemin mağduriyetlerini yaşamış insanlar neden bugün aynı hassasiyeti göstermekte zorlanıyor? Yıllarca fişlemelerden, yasaklardan ve ayrımcılıktan şikâyet eden kadrolar neden iktidara geldiklerinde hukuku daha geniş bir çerçeveye taşımak yerine onu kendi siyasi ihtiyaçlarının hizmetine sunuyor? Neden geçmişte kendilerine yöneltilen muğlak suçlamaları eleştirenler, bugün benzer muğlaklıklarla yaşamayı olağan karşılıyor? Halis şekilde tecrübe ettik ki haksızlığa uğramak insana mutlaka adalet öğretmiyormuş aynı zamanda gücün cazibesini ve onun sağladığı konforu da öğretiyormuş. Bu yüzden halkım artık mağduriyet psikozundan çıkarak iktidarın nasıl ne şekilde davrandığı gerçeğine odaklanmalı. İnsan da toplumlar da gerçek karakterini güç elindeyken gösterir. Hukukun değeri Nisa-35 ayetindeki gibidir. “En yakınlarının aleyhine de olsa adaletten şaşma.” Bugün geriye dönüp baktığımda hayatımın en üzücü olaylarını yaşadığım anları aklıma getirmediğimi fark ettim. 28 Şubat gibi hukuk dışılığın sıradanlaştığı bir dönemde dahi devletin içinde hukuku hatırlatan seslerin çıkmış olması artık bana daha enteresan geliyor. Sahi Necdet Sezer o aklı nasıl gösterdi ve kullandı? 28 Şubat’ın en sert günlerinde bile çalışabilen o fren mekanizmaları bugün neden bu kadar sessiz?”

Yorumlara Git

Türkiye'den İsrail'e jet hızında tepki

Son dakika! Ömer Çelik'ten önemli açıklamalar

İletişim Başkanı Burhanettin Duran paylaştı! Türkiye’den kalleş İsrail’e tokat gibi cevap

Bakan Fidan duyurdu: Türkiye Bulgaristan hattında tarihi hamle

CHP’nin sanatçılarından Kılıçdaroğlu’na art arda yasak!