AKİT MENÜ

Gündem

Ailenizin telefonu her an çalabilir! Yapay zeka ile gelen yeni ses tuzağı!

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Karaelmas Siber Güvenlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Semih Çakır, yapay zeka teknolojilerinin gelişmesiyle siber tehditlerin yapısının değiştiğini belirterek, vatandaşlara uyarılarda bulundu.

IHA
Güncelleme Tarihi:

Yapay zeka teknolojilerindeki hızlı gelişim, siber dolandırıcılık tehditlerini daha önce görülmemiş ve tehlikeli bir boyuta ulaştırdı. Sosyal medyadan elde ettikleri kısa ses ve görüntü kayıtlarını yapay zeka ile kopyalayarak gerçeğinden ayırt edilemeyen sahte içerikler üreten dolandırıcılar, aile bireylerini taklit ederek vatandaşları tuzağa düşürüyor. Giderek artan bu manipülasyonlara karşı uyarıda bulunan BEUN Karaelmas Siber Güvenlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Semih Çakır, her dijital içeriğe şüpheyle yaklaşılması ve teyit edilmeden kesinlikle işlem yapılmaması gerektiğini vurguladı.

"İnsanların sesi taklit edilebiliyor, görüntüleri üretilebiliyor"

Siber dolandırıcılık faaliyetlerinin geldiği son noktayı değerlendiren Dr. Öğretim Üyesi Çakır, şunları kaydetti:
"Son dönemde 'siber dolandırıcılık faaliyetleri', 'deepfake' ve 'veri sızıntısı' gibi kavramlar sıkça duyulur hale geldi. Özellikle yapay zeka teknolojilerinin hızla gelişmesiyle birlikte siber tehditlerin yapısı da değişti. Eskiden basit e-posta dolandırıcılıklarıyla karşılaşırken, bugün artık insanların sesi taklit edilebiliyor, görüntüleri üretilebiliyor ve birçok gerçekçi sahte, manipüle edilmiş içerikler oluşturulabiliyor. Bu nedenle artık yalnızca teknik sistemler değil, insanların psikolojisi ve güven duygusu da hedef alınıyor. Şu an en kritik tehditlerden biri yapay zeka destekli deepfake dolandırıcılıklarıdır. Çünkü insanlar artık yalnızca yazılı mesajlarla değil, sesli aramalar, görüntülü görüşmeler ve sosyal medya videoları üzerinden de manipüle edilmektedir."

"Şüphe güvenlik refleksi haline gelmiştir"

Dolandırıcıların sosyal medyadan alınan ses kayıtlarıyla kurguladıkları senaryolara dikkat çeken Çakır, "Örneğin dolandırıcılar kısa bir ses kaydınızı sosyal medyadan alıp, sizin sesinizi taklit edebiliyor. Daha sonra aile bireylerinizi arayarak 'Acil para gönder' gibi senaryolar oluşturabiliyor. Bu durumda klasik dolandırıcılık yöntemlerinden çok daha tehlikeli hale gelmiş oluyor. Öncelikle dijital dünyada şüphe çok önemli bir kavram ve güvenlik refleksi haline gelmiştir. Şüpheyi asıl duymamız gerekiyor. Bir telefon görüşmesi, mesaj veya video ne kadar gerçek görünürse görünsün mutlaka ikinci bir doğrulama yapılması gerekiyor. Örneğin telefonla gelen para talepleri gibi birçok farklı kanaldan bu ifadeleri teyit etmek gerekiyor" dedi.

"En büyük hata fazla veri paylaşımı"

Sosyal medyada aşırı kişisel veri paylaşmanın risklerine değinen Çakır, açıklamasına şöyle devam etti:
"Bilinmeyen bağlantılara tıklamamak, banka bilgilerini telefonda asla ve asla paylaşmamak, sosyal medyada aşırı kişisel veri paylaşmamak artık temel dijital güvenlik kuralları haline gelmiş durumda. En büyük hata fazla veri paylaşımı. Günümüzde görüyoruz birçok sosyal medya kullanan insan sayısı çok fazla ve bu kullanıcılar, yani bizler doğum tarihlerini, çocuklarının okullarını, yaşadığı şehri, yeri, günlük rutinlerini, hatta ses ve görüntülerini kontrolsüz biçimde paylaşabiliyor. Oysa bu veriler, sosyal mühendislik dediğimiz bir kavram var ve sosyal mühendislik saldırılarında kullanılıyor. Siber suçlular artık teknolojiyi psikolojik manipülasyonla birleştiriyor. Yani saldırılar sadece bilgisayarlara değil, insan davranışlarına yönelik gerçekleştiriliyor."

"Yapay zeka ile saldırılar otomatik hale geldi"

Siber saldırıların yapay zeka ile hızlandığını vurgulayan Çakır, "Yapay zeka oldukça popüler bir alan haline geldi günümüzde, her alanda artık kullanılmakta ve yapay zekayla beraber saldırılar da otomatik hale gelmiş durumda. Eskiden bir dolandırıcının yüzlerce kişiye manuel mesaj göndermesi gerekiyordu, bugün ise yapay zeka sayesinde kişiye özel oltalama dediğimiz mesajlar iletilebiliyor, gerçekçi, sahte e-postalar, otomatik ses klonlamaları, gerçek zamanlı dip fake videoları çok hızlı bir şekilde üretilip bu insanlara ulaştırılabiliyor ve bu ciddi anlamda da tehlike arz etmekte. Bu noktada bazı temel önlemler ciddi aslında fark oluşturuyor. Bunların başında güçlü ve farklı şifreler kullanmak, çok faktörlü kimlik doğrulamalarını aktif hale getirmek, güncellemeleri asla ve asla ertelememek, lisanssız yazılım kullanmamak ve burası çok önemli ortak wi-fi ağlarında hassas işlemleri asla ve asla yapmamak. Hatta şunu söyleyebiliriz bir de dijital her dijital içeriğe sorgulayıcı ve şüpheci yaklaşmak çok önemli. Artık dijital okuryazarlık temel bir yaşam becerisi haline geldi diyebiliriz" ifadelerini kullandı.

"Aileler yasaklayıcı değil, bilinçlendirici olmalı"

Gençlerin de büyük bir risk altında olduğunu belirten Çakır, "Gençler özellikle sosyal medya manipülasyonlarına karşı risk altında. Sahte hesaplar, oyun içi dolandırıcılıklar, veri toplama uygulamaları ve kimlik avı saldırıları çocukları hedef alabiliyor. Ailelerin burada yasaklayıcı değil aslında bilinçlendirici şekilde bu genç bireylere yaklaşması gerekiyor. Çünkü teknoloji artık hayatın bir doğal bir parçası. Bundan bir kaçış yok. Ki hayatımızın artık merkezi haline de gelmiş durumda. Buradaki önemli nokta ise güvenli kullanım kültürünü oluşturabilmektir" değerlendirmesinde bulundu.

"Kişisel bilgilerinizi fiziksel cüzdanınız kadar dikkatli koruyun"

Veri güvenliğinin öneminin altını çizen Dr. Öğretim Üyesi Semih Çakır, sözlerini şöyle tamamladı:
"Dijital dünyada artık en değerli şey biliyorsunuz ki veridir. Yapay zeka içerisinde yapay zeka için de en önemli şey veridir. Veri olmazsa yapay zekadan bahsetmek mümkün değil. Bu anlamda insanlar kişisel bilgilerini fiziksel cüzdanları kadar dikkatli korumalı. Şunu unutmamalıyız, her teknolojik gelişme yeni fırsatlar sunarken aynı zamanda yeni riskler de doğurmaktadır. Bu nedenle bilinçli teknoloji kullanımı, dijital farkındalık ve siber güvenlik kültürü geleceğin en önemli toplumsal ihtiyaçlarından biri olacaktır. Dijital güvenlik konusunda bilinçli olmak artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi. Herkese güvenli dijital yaşam diliyorum."

Yorumlara Git

Trump, ‘O maddelerin alakası yok’! ABD İran arasında mutabakat krizi

Küfürbaz Fatih ile Gürsel Tekin birbirine girdi: Cesaretin varsa bunları yüzüme söyle, kaçmak yok! Çaycıydın, bu mal varlığı nasıl oldu?

Murat Ülker’den Akit Medya’ya ziyaret

ABD'nin İsrail elçisi: İsrail Gazze'deki katliamı Tanrı'nın yardımıyla yaptı

AK Parti 79 yılda yapılanları katladı Eğitimde 24 yılda nereden nereye