AKİT MENÜ

Aktüel

'Şeytan bunun neresinde?'

Kadir Bekil Mirat Haber'de yazdı: İnsanlık tarihi boyunca şeytanın en büyük başarısı, insanları günaha sürüklemesi kadar, onları günahın kaynağını göremez hâle getirmesi olmuştur.

Haber Merkezi

Kadir Bekil Mirat Haber'de yazdı: İnsanlık tarihi boyunca şeytanın en büyük başarısı, insanları günaha sürüklemesi kadar, onları günahın kaynağını göremez hâle getirmesi olmuştur.
Kur’ân-ı Kerîm’de şeytanın insanın apaçık düşmanı olduğu haber verilmiş (Fâtır, 35/6), onun insanı adım adım kötülüğe sevk ettiği bildirilmiştir (Bakara, 2/168).

Halk arasında anlatılan ibretlik bir kıssa da bu gerçeği çarpıcı bir şekilde gözler önüne sermektedir.

Rivayete göre şeytan bir gün bir köye gelir. İnek sağmakta olan bir kadın görür. Bu sırada ineğin buzağısı biraz ileride bir kazığa bağlı durmaktadır. Şeytan, şeytanlık yapacak ya; buzağının ipini biraz gevşetir.

Karnı aç olan buzağı, annesinin sağılmasına daha fazla dayanamaz. Debelendikçe boynundaki ip gevşer ve sonunda bağından kurtularak annesini emmek için ona doğru koşar. Bu esnada süt kovasına çarpar ve kovadaki bütün süt yere dökülür.

Sağdığı sütün ziyan olduğunu gören kadın çok öfkelenir. Eline geçirdiği odunla buzağının kafasına vurur. Yavru, kanlar içinde yere yığılır.

Bunu gören inek hiddetlenir ve attığı bir tekmeyle kadını yere serer. Ardından üzerinde tepinerek onun ölümüne sebep olur.

Gürültüleri duyan kadının kayınpederi ahıra koşar. İneğin gelinini öldürdüğünü görünce eline geçirdiği tüfekle ateş eder ve ineği öldürür.

Silah sesini duyan kadının kocası da ahıra doğru koşar. Bir de ne görsün! Hanımı kanlar içinde yerde yatmakta, babasının elinde ise tüfek bulunmaktadır. Olayı yanlış anlayan adam, silahını çekerek babasının üzerine mermileri boşaltır.

Daha sonra hakikati öğrenen adam, pişmanlığın ağırlığı altında aklını yitirir ve intihar ederek hayatına son verir.

Şeytan bile bütün bu olanlar karşısında şaşkınlığını gizleyemez. Ellerini açıp şöyle der:

“Allah’ım, olanlara Sen şahitsin! Ben sadece birazcık ipi gevşettim…”

Elbette bu bir kıssadır. Ancak kıssanın vermek istediği mesaj son derece önemlidir.

 

Şeytanın Yöntemi

Şeytan çoğu zaman insanı büyük günahlara bir anda çağırmaz. Önce küçük bir kapı aralar. Önemsiz görünen bir ihmali büyütür. Küçük bir öfkeyi körükler. Basit bir zannı besler. Bir yanlış anlamayı derinleştirir.

Nitekim Kur’an’da:

«“Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının.” (Hucurât, 49/12)»

buyurulmuştur.

Çünkü nice büyük fitneler, doğruluğu araştırılmayan bir haberle başlamıştır. Nice aileler, nice dostluklar ve nice topluluklar acele verilmiş hükümler sebebiyle zarar görmüştür

 

Günahlar Birbirini Doğurur

Bu kıssada dikkat çeken hususlardan biri de şudur:

Felaket tek bir olayın sonucu değildir.

Öfke öfkeyi,
zan zannı,
hata hatayı,
acele hüküm başka bir acele hükmü doğurmuştur.

Nihayetinde küçük görülen bir başlangıç, büyük bir yıkıma dönüşmüştür.

İslâm âlimleri günahların birbirini çağırdığını ifade etmişlerdir. Tıpkı iyiliklerin iyiliği doğurması gibi, kötülükler de yeni kötülüklere kapı aralar.

Bu sebeple mümin, sadece büyük günahlardan değil, büyük günahlara götüren yollardan da sakınmakla yükümlüdür.

 

Öfke ve Aceleciliğin Tehlikesi

Kıssadaki kişilerin ortak özelliği, öfkelerine teslim olmaları ve gerçeği araştırmadan hareket etmeleridir.

Hâlbuki Allah Teâlâ:

«“Ey iman edenler! Size bir fâsık haber getirdiğinde onu araştırın.” (Hucurât, 49/6)»

buyurmuştur.

Resûlullah (s.a.s.) Efendimiz de:

«“Teenni (bir işi aceleye getirmeden, iyice düşünüp tartarak, temkinli ve ihtiyatlı bir şekilde yapma) Allah’tan, acele ise şeytandandır.”

Buyurarak düşünmeden verilen kararların doğuracağı sonuçlara dikkat çekmiştir.

Mümin, gördüğü her şeyi olduğu gibi kabul etmez; araştırır, soruşturur ve adaletle hükmeder.

 

Günümüzde “İpin Gevşetilmesi”

Bugün de şeytan insanların arasına çoğu zaman büyük kapılardan değil, küçük gediklerden girer.

Bir dedikodu…
Bir zan…
Bir kırıcı söz…
Bir ihmal…
Bir öfke patlaması…
Bir sosyal medya paylaşımı…
Bir doğrulanmamış haber…

Bunların her biri başlangıçta küçük görünebilir. Ancak tedbir alınmadığında fitne büyür, kalpler kırılır, aileler dağılır ve kardeşlik bağları zedelenir.

Bu sebeple mümin; diline, öfkesine, zannına ve kararlarına dikkat etmek zorundadır.

 

Netice-i Kelâm

Şeytanın insan üzerinde fizikî bir zorlayıcılığı yoktur. O, sadece çağırır, süsler, vesvese verir ve adım adım insanı günaha sürüklemeye çalışır. Kararı veren ise insanın kendisidir.

Nitekim kıyamet günü şeytan, kendisine uyanlara şöyle diyecektir:

«“Benim sizin üzerinizde hiçbir zorlayıcı gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de bana uydunuz. O hâlde beni değil, kendinizi kınayın…” (İbrahim, 14/22)»

Yine Rabbimiz buyurur:

«“Şüphesiz ki iman edenler ve yalnız Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun hiçbir hâkimiyeti yoktur.” (Nahl, 16/99)»

Ancak insan, çoğu zaman büyük felaketlerin küçük ihmallerden doğduğunu fark edemez.

Bir gevşetilen ip…
Bir anlık öfke…
Araştırılmadan verilen bir hüküm…
Hakikati öğrenmeden yapılan bir zan…

Ve sonunda telafisi mümkün olmayan yıkımlar…

Bu nedenle mümine düşen görev:

– Şeytanın adımlarını takip etmemek,
– Öfkesine hâkim olmak,
– Duyduğu haberleri araştırmak,
– Suizan yerine hüsnüzannı tercih etmek,
– Hüküm vermeden önce hakikati öğrenmeye çalışmaktır.

Unutulmamalıdır ki şeytan kapıyı kırarak değil, kilidi gevşeterek içeri girer.

Şeytan günahları süsler, küçük ve önemsiz gösterir. Nice büyük felaketler, nefsin bir anlık gafleti ve şeytanın küçücük bir telkiniyle başlamıştır.

Müminin dayanağı ise kendi nefsi, iradesi veya ameli değildir. Onun dayanağı Allah’ın tevfiki ve yardımıdır. Bu sebeple mümin, nefsini sürekli muhasebe eder, kalbini zikirle diri tutar ve Rabbine sığınmayı ihmal etmez.

Çünkü şeytan, Allah’ı zikreden ve O’na tevekkül eden kimseler üzerinde bir hâkimiyet kuramaz. Fakat gaflet, öfke, zan ve hevâ nefsin kapısını araladığında vesvese içeriye yol bulur.

Bu yüzden kulun selâmeti; takvaya sarılmasında, nefsini hesaba çekmesinde ve her işinde Allah’ın rızasını gözetmesindedir.

Allah’ım!

Bize hakkı hak olarak göster ve ona tâbi olmayı nasip et. Batılı batıl olarak göster ve ondan uzak durmayı lütfet.

Kalplerimizi şeytanın vesveselerinden, nefsimizin aldatmalarından ve sapmalarından muhafaza eyle.

Bizi öfkesine yenilenlerden, zannıyla hükmedenlerden, araştırmadan konuşanlardan ve hakikati öğrenmeden karar verenlerden eyleme.

Dilimize doğruluk, kalbimize basiret, amellerimize ihlâs nasip et.

Bize şeytanın adımlarını fark edecek feraset, nefsimizi hesaba çekecek muhasebe ve her hâlimizde Sana sığınacak bir teslimiyet lütfet.

Kalplerimizi zikirle diri, gönüllerimizi takvâ ile mamur, yollarımızı Kur’an ve Sünnet’in nuru ile aydınlık eyle.

Bizi fitnelerin açığından da gizlisinden de muhafaza buyur. Ailelerimizi, nesillerimizi ve ümmet-i Muhammed’i şeytanın tuzaklarından muhafaza eyle.

Rabbimiz! Bizi göz açıp kapayıncaya kadar bile şeytan ve nefsimizle baş başa bırakma. Tevfîkini, yardımını ve hidayetini üzerimizden eksik etme.

Âmin.

Kadir Bekil

Yorumlara Git

Çocuk istismarından aranıyordu... Adnan'ın adamı enselendi!

Barış Yarkadaş açıkladı: CHP’den operasyonlara karşı zevahiri kurtarma tepkisi!

Bakan Gürlek üstüne basa basa söyledi “Dünyanın neresine giderlerse kaçamazlar”

Abdulkadir Selvi: Türk milleti İmamoğlu’na niye oy versin? Daha iyi yolsuzluk yapsın diye mi?

İddia Enver Aysever’den! Halk TV’nin yakında ‘arınarak’ Kılıçdaroğlu saflarına geçmesi an meselesi!