AKİT MENÜ

Avrupa

Avrupalı liderlerden net mesaj ABD ve NATO’dan sıkıldılar

AB Liderler Zirvesi'ni asıl önemli kılan konu Ukrayna değil, Avrupa'nın stratejik özerkliği oldu. AB, ABD'nin yanında yer almak istese de eskisi gibi yalnızca ABD'nin gölgesinde kalan değil onunla sorumluluk paylaşan ve gerektiğinde kendi göbeğini kesebilecek bir aktör olmak istiyor.

AA

İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarık Oğuzlu, 18-19 Haziran'da Brüksel'de yapılan Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi'nin çıktılarını kaleme aldı.

Haziran 2026'da peş peşe gerçekleştirilen iki önemli zirve, Batı dünyasının önümüzdeki yıllarda hangi yönde hareket edeceğine ilişkin önemli ipuçları verdi. Fransa'nın Evian-les-Bains kentinde 15-17 Haziran'da düzenlenen G7 Zirvesi'nin hemen ardından 18-19 Haziran'da Brüksel'de yapılan Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi, yalnızca alınan kararlar açısından değil, transatlantik ilişkilerin geleceği bakımından da dikkatle incelenmeyi hak ediyor.

GÖRÜŞ AYRILIKLARI

Bu iki zirvenin sonuç bildirgeleri, liderlerin açıklamaları ve zirvelerde öne çıkan gündem başlıkları karşılaştırmalı olarak incelendiğinde, ABD ile Avrupalı müttefikleri arasında son yıllarda yaşanan görüş ayrılıklarının önemli ölçüde azalmaya başladığı görülüyor. Ancak daha da önemlisi, Brüksel'deki AB Liderler Zirvesi'nde üye ülkeler Avrupa'nın güvenlik, ekonomi ve dış politika alanlarında nasıl bir gelecek tasavvur ettiğini açık biçimde ortaya koydu.

G7 Zirvesi bu sürecin önemli bir ön hazırlık aşaması oldu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvede liderler, geçmiş yıllarda zaman zaman yaşanan gerginliklerin tekrar etmemesi için özel bir hassasiyet gösterdi. ABD Başkanı Donald Trump'ın öncelikleri dikkate alındı, transatlantik ilişkilerin geleceğini riske atabilecek polemiklerden kaçınıldı ve ortak çıkarları öne çıkaran bir diplomatik dil tercih edildi.

TRUMP’TAN SUÇLAMA HUZURSUZ ETTİ

Macron'un Trump onuruna Versay Sarayı'nda verdiği özel akşam yemeği de bu açıdan sembolik önem taşıdı. İki liderin burada gerçekleştirdiği görüşme, yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, transatlantik ilişkilerin geleceği bakımından da dikkat çekiciydi. Ayrıca, İslamabad Mutabakatı'nın Fransa ziyaretinin sonunda imzalanması, Avrupalı liderlerin de İran konusunda ortaya çıkan transatlantik gerginliği azaltmaya çalıştıklarına işaret etti.

Trump’ın NATO’nun Avrupalı üyelerini ABD'yi İran karşısında yalnız bırakmakla suçladığına şahit olunduğundan tarafların bu durumun ortaya çıkardığı tatsızlığı geride bırakmaya çalıştığını gördük. Zirvede Grönland konusu ve ABD'nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltmaya çalışmasının gündeme gelmemesi de bu minvalde yorumlanabilir.

Ancak G7 Zirvesi'ni asıl önemli kılan, Brüksel'de gerçekleştirilen AB Liderler Zirvesi için ortak siyasi atmosfer oluşturmasıdır. Nitekim, iki zirvenin sonuç bildirgeleri karşılaştırıldığında, Ukrayna, Rusya, Çin, ekonomi, güvenlik ve savunma alanlarında önemli ölçüde benzerlikler olduğu görülüyor.

UKRAYNA’YA SAHİP ÇIKTILAR

Brüksel'deki zirvenin en önemli gündem maddesi Ukrayna oldu. AB liderleri Ukrayna'ya siyasi, ekonomik ve askeri desteğin devam edeceğini açıkladı. Rusya'ya yönelik yaptırımların sürdürülmesi, Ukrayna'nın AB üyelik sürecinin ilerletilmesi ve Avrupa savunma sanayisinin Ukrayna'nın ihtiyaçlarına göre güçlendirilmesi kararlaştırıldı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin G7’den sonra bu zirveye de katılması, bu açıdan önemliydi.

Zelenskiy zirvede, Ukrayna'nın son dönemde sahada elde ettiği ilerlemeleri anlattı ve ülkesindeki insani yıkımı ayrıntılı biçimde aktardı. G7 Zirvesi'nde başlayan bu diplomatik temasların Brüksel'de de devam etmesi, Ukrayna konusunda ABD ile Avrupa arasındaki koordinasyonun güçlendiğine işaret ediyor. Avrupa'nın son dönemde ABD'yi Ukrayna konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeye teşvik ettiği, Washington'un da geçmişe kıyasla daha yapıcı bir tutum sergilediği görülüyor. Bu bağlamda, hem AB hem de ABD’nin önümüzdeki günlerde Ukrayna’ya daha fazla destek vermesi kimse için sürpriz olmamalı.

AVRUPA’NIN STRATEJİK ÖZERKLİĞİ

Ancak AB Liderler Zirvesi'ni asıl önemli kılan konu Ukrayna değil, Avrupa'nın stratejik özerkliği oldu. AB liderleri zirve kapsamında ortak savunma sanayisinin güçlendirilmesi, askeri üretim kapasitesinin artırılması ve kritik teknolojilerde dışa bağımlılığın azaltılması yönünde önemli kararlar aldı.

Bir tarafta ABD'nin Avrupa güvenliğine bağlı kalmasını isteyen ve NATO'nun sağladığı güvenlik şemsiyesini vazgeçilmez gören bir Avrupa bulunuyor diğer tarafta ise gelecekte ortaya çıkabilecek her türlü senaryoyu hesaba katan ve gerektiğinde ABD'ye ya da NATO'ya bağımlı olmadan kendi güvenliğini sağlayabilecek bir Avrupa inşa etme düşüncesi yer alıyor.

Aslında Avrupa'nın bugün yaşadığı temel ikilem de burada ortaya çıkıyor.

AVRUPA İKİLEM YAŞIYOR

Ancak Avrupa'nın stratejik özerklik arayışını ABD'den uzaklaşma olarak yorumlamak doğru olmaz. Daha doğru bir ifadeyle, Avrupa ABD ile hareket etmek isterken aynı zamanda kendi ayakları üzerinde durabilecek bir kapasite oluşturmaya çalışıyor. Çin konusunda alınan kararlar da bu yaklaşımı destekliyor.

AB, Çin ile ekonomik bağlarını tamamen koparmayı düşünmüyor. Ancak değerli madenler ve yeşil enerji gibi kritik sektörlerde aşırı bağımlılığı azaltmak, alternatif tedarik zincirleri oluşturmak ve ekonomik baskılara karşı daha dirençli hale gelmek istiyor. Bu yaklaşım ABD'nin Çin politikasının birebir benimsenmesi anlamına gelmiyor. Ancak Avrupa'nın Çin'i artık yalnızca ekonomik ortak olarak görmediği ve ekonomik güvenlik konularında Washington'a geçmişe göre daha fazla yaklaştığı açıkça görülüyor.

Sonuç olarak, Haziran 2026'da gerçekleştirilen G7 ve AB zirveleri transatlantik ilişkilerin yeniden güçlenmesinden çok yeniden tanımlanmaya çalışıldığını gösteriyor. Ancak bu yeni dönemin asıl hikayesi artık daha çok Brüksel'de yazılacak gibi görünüyor. AB, ABD'nin yanında yer almak istese de eskisi gibi yalnızca ABD'nin gölgesinde kalan değil onunla sorumluluk paylaşan ve gerektiğinde kendi göbeğini kesebilecek bir aktör olmak istiyor.

Bu nedenle Brüksel'de alınan kararlar, yalnızca Avrupa'nın değil, transatlantik ilişkilerin geleceğini de şekillendirecek gibi görünüyor.

Yorumlara Git

İşte Siyonist katliamın faturası! 4 aylık saldırılarda 3 bin 519 can kaybı

İsrail muhalefetinden siyonistleri tir tir titreten itiraf! Erdoğan, katil Netanyahu'yu terbiye etti

Emekli ve memura zamda senaryo değişti: İşte yeni maaşlar!

CHP’li İBB raydan çıktı

Bakan Kurum Londra’da COP31 hedeflerini açıkladı Enerji dönüşümü hayatımızı değiştirecek