Gündem
Siyonist katillerden Lübnan’da katliam çığırtkanlığı! Gözü dönen aşırı sağcı Bakan Ben-Gvir, barış mutabakatına karşı Netanyahu’yu kışkırttı!
İşgalci İsrail’in terör sevici aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Lübnan’daki vahşetin durdurulmasını ve bölgeye huzur gelmesini amaçlayan ABD-İran mutabakatına karşı adeta delirdi. Şer odaklarının sözcülüğünü üstlenen aşırı sağcı Yahudi Gücü Partisi'nin meclisteki haftalık grup toplantısında gürleyen Ben-Gvir, katil ordusunun saldırılara devam etmesini isteyerek barış anlaşmasının acilen çöpe atılması çağrısında bulundu.
İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, "kesin zafere çok yakın olduklarını" iddia ederek, Başbakan Binyamin Netanyahu'dan, Lübnan'ı da kapsayan ABD-İran mutabakatını reddetmesini istedi.
Aşırı sağcı Yahudi Gücü Partisi'nin meclisteki haftalık grup toplantısında konuşan Ben-Gvir, İsrail ordusunun Lübnan’a saldırıları sona erdirmesini de içeren ABD-İran mutabakatına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ben-Gvir, Lübnan’da "zayıf ateşkesler” yerine saldırıların sürdürülmesini isteyerek "Eğer İsrail güvende değilse, Beyrut da Beyt Hanun gibi görünür.” ifadelerini kullandı.
ABD-İran ateşkes anlaşmasına tepki göstermesinin ardından ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in kendisini doğrudan hedef almasına değinen Ben-Gvir, geçmişte Washington yönetiminin yanlarında olmadığı durumlarda bile İsrail'in "zafer kazandığını" iddia etti.
Netanyahu'nun Washington'ın telkinlerine karşı durması gerektiğini savunan Bakan Ben-Gvir, "Netanyahu, Başkan Trump'a gitmeli, onu kucaklamalı ve 'Başkan Trump, teşekkür ederiz ancak ne yapabiliriz, bu anlaşmayı uygulayamayız." demesi gerektiğini kaydetti.
ABD ile ilişkilere değer verdiklerini ancak kendisi için "kırmızı çizginin" İsrail askerleri ve sivilleri olduğunu iddia eden aşırı sağcı Bakan, saldırıların devam etmesi gerektiği yönündeki agresif tutumunu şu sözlerle sürdürdü:
"Benim duruşum nettir. Bin Lübnanlı annenin gözyaşı dökmesi gerekse bile, tek bir İsrailli annenin gözyaşı dökmesine tahammül edemeyiz. Bu yüzden devam etmek zorundayız.”