Gündem
28 Şubat artıkları, hafızlık icazetini sindiremedi
Ramazan coşkusunun okullara yayılmasından rahatsız olan, Kadıköy Rıhtım’da cami yapılmasına muhalefet eden, havuza başörtülü kadınları sokmayacak ve “Kapalılar imha edilsin” diyecek kadar zıvanadan çıkan azgın azınlıktan skandal bir adım daha geldi.
BUĞRA KARDAN
Zonguldak’ta sahneye sürülen eski Türkiye artıkları, müftülük tarafından hafızlık eğitimini tamamlayan 35 öğrenci için düzenlenen icazet törenini laiklik bahanesiyle protesto etti.
KUR’AN’A BAŞKALDIRI
Bağıra çağıra Atatürk büstünün önüne kadar yürüyen CHP militanları, gerilimi tırmandırmaya çalıştı. Akıllara ise askeri vesayetin hakim olduğu 28 Şubat sürecinde başörtüsüne özgürlük eylemi yapan genç kızların karşısına Atatürk posteriyle çıkan Levanten kökenli Chantal Zakari’nin tahrik girişimleri geldi. Bu tehlikeli girişimler, belleklerde duradursun kendisini ‘Demokrasi Platformu’ olarak tanıtan grubun dün Zonguldak’ta yaptığı provakasyon “Zakari ruhu hortladı” yorumuna yol açtı. Provokasyonun CHP’nin ikiye bölündüğü dönemde devreye sokulması manidar bulundu.
Galiz olayı Akit’e değerlendiren siyasal analist Tunç Taşbaş, bakın neler anlattı: “28 Şubat ruhu hâlâ yaşıyor. Sadece sararmış gazete manşetlerinde değil, kanunlarda daha vahimi zihinlerde yaşıyor. Kendisi gibi olmayanlara tahammül edemeyen; farklılığı bir zenginlik değil de bir tehdit olarak gören o karanlık zihniyet, şekil değiştirerek varlığını sürdürüyor. Bilhassa bin yıl İslâm sancağı taşımış, kıtalara adaletle nizam vermiş bu devlette -kendi öz yurdunda- İslâm karşıtı sözleri fütursuzca sarf edenleri duymak ne acı.
ZİHNİYET TRAVMASI
“Bir kadından ‘Kapalılar imha edilsin’ cümlesini duymak, bir grubun hafızlık icazet törenine ‘laiklik’ bahanesiyle tepki verdiğini görmek ne üzücü. İmar edilen camilerden, tesettüre giren kadınlardan en nihayetinde Kur’an-ı Kerim okumayı öğrenen gençlerden tedirgin olunması ne hazin. Bu tablo, salt bir kutuplaşmadan ziyade derin bir kültürel travmanın yansımasıdır. Tabii bizler, bir asır önce kökleri kesilmek istenen ulu bir ağacın inatla sürgün veren kökleriyiz. Ancak ne kadar budanırsa budansın daha gür yeşeriyor. Bizleri asıl yaralayan içeriden gelen yabancılaşmadır. Sömürü sistemi dünyayı felâkete sürüklerken her zamankinden çok birliğe ihtiyacımız olduğu aşikâr. Ancak bu birlik ve beraberlik arayışı, bir kimliksizleşme veya teslimiyet olamaz.
TAVİZ VERMEDEN YOLA DEVAM
“Yapmamız gereken de belli. Bir kere dik durup dikleşmeden, inancımızdan taviz vermeden yol yürüyeceğiz. Yine eski Türkiye artıklarına uymayacağız. Onların tahriklerine gelmeyeceğiz. Hürriyetleri de teminat altına alacağız. Hukuki tedbirleri hayata geçirerek, 1990’ların, yeni 28 Şubat’ların olmasını önleyeceğiz. İnanç, ibadet özgürlüklerini koruyacağız. Yeni bir dünya kuruluyor. Türkiye, İslâm bayrağını yine önde taşıyacak. Köklerimizden aldığımız o kadim güçle bu yeni dünyada yerimizi alacağız takozlara inat.”