Gündem
Başkan Erdoğan, AB Yüksek Temsilcisi Kallas'ı kabul etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel siyasetin ve bölgesel güvenlik koridorlarının merkez üssü haline gelen Ankara’da vites artırarak diplomatik temaslarını kararlılıkla sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşan tarihi NATO Ankara Zirvesi öncesinde, AB Yüksek Temsilcisi Kallas’ı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kabul etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, diplomatik görüşmelerini sürdürüyor. Başkan Erdoğan son olarak, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'ı kabul etti.
Türkiye’nin caydırıcı gücünü ve ittifak içindeki merkezi rolünü her fırsatta hakkını teslim etmekten geri durmayan Batı dünyasının en üst düzey temsilcilerinden biri olan AB Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ile bir araya geldi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleşen bu kritik kabul, Brüksel ile Ankara arasındaki stratejik iş birliğinin gelecekteki sınırlarını çizmesi açısından tarihi bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti.
Kabulde, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ile Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç da yer aldı.
AB'NİN "GÜÇLÜ TÜRKİYE" İTİRAFININ ARDINDAN İLK TEMAS
Kritik kabulün, AB Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın "Türkiye, İttifak'ın ikinci büyük ordusuna sahip ve çok güçlü bir savunma sanayisi bulunuyor. Ankara Zirvesi bu kez gerçekten tarihi olacak" şeklindeki tarihi itiraflarının hemen ardından gerçekleşmesi gözlerden kaçmadı. Siyasi analistler, Kallas’ın Küre’deki yükselen Türk gücünü tescilleyen bu deklarasyonunun ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesinin, Ankara’nın masadaki elini hiç olmadığı kadar güçlendirdiğini vurguluyor.
MASADA KRİTİK DOSYALAR VAR
Görüşmenin ana omurgasını, bölgesel çatışma riskleri, Hürmüz Boğazı'ndaki küresel enerji koridoru krizleri, terörle mücadelede ortak duruş ve Türkiye’nin yerli-milli savunma sanayisi imkanlarının NATO şemsiyesine sağladığı devasa katkılar oluşturuyor. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki bu kabulün, Avrupa’nın güvenlik mimarisinin yeniden inşasında Türkiye’siz bir formülün imkansız olduğunu bir kez daha kanıtladığı belirtiliyor.