Tarih
1 Temmuz 1912: Sâmî Efendi’nin vefatı (Hattat)
Onlar; yaşadıkları döneme çalışmalarıyla, eserleriyle damga vurup iz bırakarak gittiler. Bugün, Sâmî Efendi’yi hayırla yâd ediyoruz.
Asıl ismi İsmâ‘il Hakkî olup Yorgancılar Kethüdâsı Hacı Mahmud Efendi’nin oğlu olarak 1837’de İstanbul’da doğdu. Sıbyân mektebinde okuduktan sonra Arapça ve Farsça öğrenmeye başladı. 1853’te 10 kuruş maaşla Mâliye Kalemi’ne girdi. 1855’te Mâliye Kitâbeti Odası’na nakledildi.
1865’te “nâme-nüvis” ünvânıyla Dîvân-ı Hümâyûn Mühimme Kalemi’ne tayin edildi. “Sâmî” mahlâsı da burada verildi. 1878’te Dîvân-ı Hümâyûn Dâiresi hutût-ı mütenevvi’a muallimliğine ve daha sonra ilâve olarak Nişân Kalemi hulefâlığına getirildi. 1883’te ise mümeyyizliğe terfi etti.
Meşrutiyetin ilânından sonra icrâ olunan umûmî tensikatta tekaüde sevk edilen Sâmî Efendi ûlâ sınıf-ı evveli rütbesine hâiz, üçüncü rütbeden Osmânî ve birinci rütbeden Mecidî nişânlarına malik idi. Ayrıca gümüş iftihâr ve Yunan Muhârebe madalyalarına da sahip idi.
Son zamanlarında türlü sağlık sorunlarıyla boğuşan Sâmî Efendi 1 Temmuz 1912 tarihinde vefât etti. Fâtih Cami hazîresinde medfûn bulunan eşi ile kızının yanına defnedildi.
Seyrekçe ve kır sakallı, esmerce tenli, orta boylu, bir zât olan Sâmî Efendi’nin zeki, hoş-gû, latîfe-perdâz, nüktedân, nedîm-i bezm olup girdiği meclise şetâret bahşettiği, teşerrüf edenlerin beyânâtındandır.