Gündem
Babadan çaldıkları 'uyuşturucu' hayatlarını kararttı: Bağımlılıktan kurtulan gencin ibretlik hikayesi
Trabzon'da henüz çocuk yaşta babasının uyuşturucusunu çalarak bağımlılık girdabına kapılan Kürşat Yeşilyurt, 15 yıl boyunca ailesini ve hayatını paramparça eden o karanlık dönemi anlattı. Aynı süreçte 5 kişilik aileden 4 ferdin aynı anda cezaevine girdiğini, annesinin ise stresten iki kez kanser atlattığını belirten Yeşilyurt, Bağımsız Yaşam Derneği (BAYDER) sayesinde zehri yenerek hayata nasıl pozitif bakmaya başladığını ibretlik hikayesiyle gözler önüne serdi.
Trabzon'da babasının kullandığı uyuşturucuyu çalarak bağımlı hale geldiğini söyleyen Kürşat Yeşilyurt, yıllar süren bağımlılık sürecinde ailesinin parçalandığını, dört aile ferdinin aynı dönemde cezaevine girdiğini ve annesinin yaşadığı stres nedeniyle iki kez kanser atlattığını anlattı.
Bağımlılıkla mücadele doğrultusunda kapsamlı eğitimler veren Bağımsız Yaşam Derneği (BAYDER) sayesinde bağımlılıktan kurtulan Kürşat Yeşilyurt, bağımlılık sürecini, AA muhabirine, anlattı.
15 yıldır uyuşturucu bağımlısı olduğunu anlatan Yeşilyurt, yıllar boyunca farklı işlerde çalıştığını ancak bağımlılık nedeniyle hayatını düzene sokamadığını ifade etti. Yeşilyurt, uyuşturucuyla ilk tanışmasının çocuk yaşta olduğunu söyleyerek, "13-14 yaşlarındaydım. Babamın uyuşturucusundan çaldım. Nasıl içileceğini de bilmiyordum. İnternet kafe işleten bir abi vardı, onun da içtiğini biliyordum. Götürüyordum ona. Sonra merak ettim, ben de içtim." diye konuştu.
Bir süre sonra uyuşturucu satmaya başladığını anlatan Yeşilyurt, zamanla bağımlı hale geldiğini ifade etti. Yeşilyurt, defalarca bırakmaya çalıştığını ancak her seferinde yeniden başladığını dile getirerek, "Ufak bir duygu değişiminde bile tekrar ona sarılıyordum. Önce babamın anlamayacağı kadar çalıyordum. Bir ay geçti, artık bağımlıydım. Elime ne geçtiyse kullanıyordum." dedi.
Uyuşturucunun ailelerini tamamen dağıttığını anlatan Yeşilyurt, beş kişilik ailelerinin dört ferdinin aynı dönemde cezaevinde olduğunu ifade etti. Cezaevindeki görüş günlerinin kendileri için farklı geçtiğini anlatan Yeşilyurt, "Milletin ailesi dışarıdan görüşe geliyordu. Biz ailece içeriden görüşe çıkıyorduk." ifadelerini kullandı.
Hayatındaki en büyük pişmanlığın ailesine yaşattıkları olduğunu vurgulayan Yeşilyurt, bağımlılık döneminde kardeşleriyle ve annesiyle bağlarını tamamen kopardığını söyledi.
Annesinin yaşadığı sağlık sorunlarının büyük kısmının stresten kaynaklandığını vurgulayan Yeşilyurt, "Babam, ben ve kardeşlerim anneme aynı sıkıntıyı çektirdik. Annem iki defa göğüs kanseri atlattı. Boyu kısacık kaldı, zayıfladı. Geçirilebilecek bütün hastalıkları geçirdi stresten." diye konuştu.
“BAĞIMLILIĞIN BİR BEYİN HASTALIĞI OLDUĞUNU ÖĞRENDİM”
BAYDER'e geldiğinde bağımlılığı hala tam anlamıyla kabul etmediğini kaydeden Yeşilyurt, "Ben iradem sağlam, istediğim zaman bırakırım diyordum. Ama burada bunun bir beyin hastalığı olduğunu öğrendim. Psikolog Ahmet hocamız ve eski bağımlı hocalarımız bize bunu kabul ettirdi." dedi.
Derneğin sosyal medya hesabındaki videoları izledikten sonra başvuru yaptığının altını çizen Yeşilyurt, kabul edilmek için formu doldururken yalan bile söylediğini anlattı.
Yeşilyurt, BAYDER'e ilk geldiğinde öfkeli ve sorunlu biri olduğunun altını çizerek, "AMATEM'de yattım ama burası devlet dairesi gibi değil. İçeri girdim, biri çantamı aldı, biri yatağımı hazırladı, biri limonlu su getirdi. Annem bana ne yapıyorsa aynısını yaptılar." şeklinde konuştu.
Dernekte yalnızca bağımlılara değil ailelerine de destek verildiğini anlatan Yeşilyurt, eşler arasında yaşanan sorunlarda da uzmanların devreye girdiğini söyledi.
Tedavi sürecindeki en önemli aşamalardan birinin "basamak dersleri" olduğunu belirten Yeşilyurt, "En rezil sarhoşluğunu yaz diyorsun, yazarken ağlıyorsun. Aileni en çok üzdüğün günü yazıyorsun. Herkes masada ağlayarak basamak çözüyor." diye konuştu.
Yeşilyurt, bağımlılığın ömür boyu süren bir hastalık olduğunu burada öğrendiğini söyleyerek, eski alışkanlıklarını hatırlatacak ortamlardan uzak durması gerektiğini ifade etti.
Tedavi sonrasında da kendilerinin yalnız bırakılmadığını belirten Yeşilyurt, iki yıl boyunca takip edildiklerini ve riskli durumlarda dernek yetkililerinin hemen kendileriyle iletişime geçtiğini söyledi.
“CİNAYET, HIRSIZLIK, GASP HEPSİNİN ALTINDA UYUŞTURUCU VARDIR”
Yeşilyurt, uyuşturucu kullandığı dönemde hayatın güzelliklerini fark edemediğinin altını çizerek, "Kız Kulesi'nin dibine kadar defalarca gittim ama hiç bakmamışım bile. Şimdi vapurla geçerken taşına bile farklı bakıyorum. Uyuşturucusuz hayatın tadını şimdi alıyorum." diye konuştu.
Ailelere de çağrıda bulunan Yeşilyurt, hiçbir ailenin "benim çocuğum uyuşturucu kullanmaz" dememesi gerektiğini belirterek, uyuşturucu bağımlılığıyla mücadelede ailelerin sıkça hata yaptığını, çocuklarını kurtarmak amacıyla sürekli maddi imkan sağlamanın çözüm olmadığını söyledi.
Bağımlının değişim isteği geliştirebilmesi için bazı kayıplarla yüzleşmesi gerektiğini ifade eden Yeşilyurt, "Telefon alayım, araba alayım, hastaneye göndereyim demekle olmuyor. Çocuk onu kandırır yine geri gelir. Gerekirse bavulunu verin, kapının önüne koyun. Bonzaiden öleceğine, cami tuvaletinde eroinden öleceğine bunu yapın. Emin olun birkaç gün sonra gelip 'Ben bırakmak istiyorum' diyecek. Bin kişilik cezaevinde uyuşturucuyla bağlantısı olmayan suçlu çok azdır. Cinayet, hırsızlık, gasp hepsinin altında uyuşturucu vardır." ifadelerini kullandı.