Gündem
Türkiye oyun kurucu ülke
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetiminde ticari yeteneğini, siyasi ağırlığını, askeri kabiliyetini artıran Türkiye’nin, 32 devlet ve hükümet başkanını Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesinde bir araya getirmesi, Ankara’nın diplomasi üssü olduğunu tescilledi.
BUĞRA KARDAN İSTANBUL
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yönetiminde ticari yeteneğini, siyasi ağırlığını, askeri kabiliyetini artıran, yüzde 80 yerli savunma sanayiiyle ilk 10’da bulunan Türkiye’nin küresel bir güç hâline geldiği 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’yle teyit edildi. 32 lideri buluşturan zirveyle Ankara’nın diplomasi üssü olduğu tescillenirken savunma alanında 50 milyar dolarlık iş birliğine imza atılmasına ortam oluşturan Erdoğan’ın dünyaya üstünlüğü kabul edildi.
Erdoğan’ın yoğun temposu, ABD Başkanı Donald Trump’la görüşmesi dış basında büyük yankı uyandırdı. Trump’ın gerek CAATSA yaptırımları gerek F-35’lerle ilgili açıklamaları Yunan ve İsrail haber sitelerine panik manşetleri attırdı. Ynet, Maariv ve Haaretz’te Türkiye’nin NATO için vazgeçilmez ülke olduğuna işaret edildi. Trump’ın, “İsrail, Türkiye’yi sevmiyor. Bu, çok doğal. Çünkü Türkiye, çok büyük bir askeri güç. Şimdi F-35’leri de alacak” cümleleriyle Binyamin Netanyahu ve Kriakos Miçotakis karalar bağladı. Almanya, İtalya, İspanya dahil Avrupa devletlerini yerden yere vuran Trump’ın yükselişini görmezden gelemediği Türkiye’nin hem sahada hem masada etkin olduğu; yeni dünya düzenini şekillendiren aktörlerin başında bulunduğu 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’yle daha da alenileşti. Dünyadan Ankara’ya ve Erdoğan’a övgü yağadursun askeri stratejistlerde, dış siyaset analistlerinde “Türkiye’nin merkez konumunu perçinlendi” yorumu hakim oldu.
ARTIK OYUNCU DEĞİL OYUN KURUCUYUZ
Akit’e konuşan Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Barış Adıbelli, şunları kaydetti: “Türkiye, ekonomik ve siyasi tercih değildir. Türkiye, jeopolitik zorunluluktur. Hem Avrupa hem Asya ülkesidir. Japon Denizi’ne kadar tüm Asya, Türkiye’nin hinterlandındadır. Buna İslâm ülkeleri de dahildir. Yine Türkiye, Avrupa’ya çok yakındır. Balkan ülkelerinin yanındadır. Böyle bir şey yoktur. En mühimi Türkiye, bölgede oyun kurucudur. Oynanan oyunda oyuncu değildir, oyun kurucudur. Bölgesel güçtür. Küresel etkisi olan büyük aktördür. Bu gerçek, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne yansımaktadır. Cumhurbaşkanımız’ın da rolüyle ülkemiz çok iyi bir statüdedir. Askeri kapasitesiyle, ekonomik ve siyasi kuvvetiyle, nüfuzuyla kıymetlidir. Yani Trump’ın açıklamaları ortadadır. Trump, Türkiye’nin milyonlarca askeri olduğunu söylemiştir. Türkiye’nin bünyesinde NATO’nun ikinci büyük ordusunu barındırdığını vurgulamıştır. F-35’lerin Türkiye’ye verileceğini bildirerek de İsrail ve Yunanistan’ı fena kızdırmıştır. Miçotakis, öyle kalakalmıştır. Netanyahu da bas bas bağırmaya başlamıştır. Ama İsrail kim ki! ABD’den yardım alan, bir avuç büyüklüğü olan bir ülke ne yapar ki!
Miçotakis, dayanaksız iddialar ortaya attı
“Şu anda Yunanistan ve İsrail’in hezeyanlarını duyuyoruz. Bu hezeyanların nafile olduğunu biliyoruz. Türkiye’nin yürüyüşünü Tel Aviv ve Atina’nın çığlıklarıyla durdurma imkânı olmadığının farkındayız. Bana göre Trump’ın ‘Türkiye’nin büyük ordusu, milyonlarca ordusu var’ beyanı çok hayatiydi. Burada Netanyahu’ya ‘Oradan buradan toplanan 300-400 bin askerle Türkiye’ye müdahale edemezsin’ iletisi verdi. ‘Karşında ne İran ne Gazze ne Lübnan var’ demeye getirdi. Netanyahu’ya ‘Türkiye meselesini bırak’ çağrısında bulundu.
Hatırlanacağı gibi Ursula von der Leyen’in çıkışı vardı. O, doğuda iki bela olduğunu ifade ediyordu. Bunlardan birinin Rusya, diğerinin Türkiye olduğunu dile getiriyordu. ‘İkisini birbiriyle savaştırmak gerek’ diyordu. Ursula von der Leyen’in o çıkışı boşuna yapmadığını Ankara’dan şu an gelen haberlerle daha iyi anlıyoruz.
Yeri gelmişken Yunanistan’a da değinelim. Miçotakis, Ankara’da da dayanaksız iddialar ortaya attı. Belli ki Miçotakis’in amacı üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek. Ne hikmetse NATO’dan ses çıkmadı. Bu, hiç iyi olmadı. NATO’nun iki üyesinin ihtilafını gideremediği bir defa daha anlaşıldı.
Yunanistan’ın kendinden umulanı yaptığı aşikâr ama Ankara’da, Anadolu’nun göbeğinde 32 ülkenin liderinin buluşturulması çok anlamlıydı. Erdoğan’ın ‘Rusya’yı sert uyaralım’ diyen NATO Genel Sekreterine ‘Diplomasi kanallarını kullanalım’ cevabını vermesi çok olumluydu. Saha gibi masada da başarılı ilerliyor. Savunma sanayiinde ilk 10’da bulunan ülkemizin diplomasinin de parlayan yıldızı olduğu muhakkak. Zaten Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yakınlığı, Türkiye’ye F-35’leri vereceğini deklare etmesi bunun kanıtı değil mi? Trump’ın Erdoğan’ı çok sevdiğini dünyaya ilan etmesi bunun ıspatı değil mi?”
BATILILAR KAPIMIZI AŞINDIRIYOR
Emekli Albay Dr. Eray Güçlüer de şunları söyledi: “Türkiye, şu anda bölgede ve dünyada parlayan yıldız. Bakın, hem ABD’nin hem Avrupa’nın yönü ülkemize döndü. NATO toplantıları, Türkiye toplantıları oldu. 32 ülkenin lideri Ankara’da. Bu bile Türkiye’nin merkez, lider pozisyonunda bulunduğunun işareti. Ülkemizin bölgenin istikrarında ve güvenlik mimarisinde oynadığı rol tartışmasız. Cumhurbaşkanı’mızın yaptığı hamlelerle Türkiye’nin savunma sanayiinde, askeri alanda, diplomaside çok önemli yeri olduğu kuşkusuz. Batılılar, bu nedenle ülkemize geliyorlar. Bu nedenle kapımızı aşındırıyorlar. Bir defa İran’da gücünü yitiren ABD, Ortadoğu’da tutunmak için Türkiye’yle iş birliği yapmanın mecburiyet olduğuna inanıyor. ABD, Avrupa’ya göre hızlı inisiyatif alıyor. Trump’ın sözlerine kulak veriyoruz. Trump, Türkiye’yle ilişkiler düzeltilmediği takdirde Ortadoğu’da ciddi zararlara uğranacağının farkında. İşte o sebeple Halkbank davası hâlledildi. İşte o sebeple Trump, Caatsa ve F-35’lerle ilgili sevindiren açıklamalarda bulundu. Ve gelinen noktada jet motorlarını Türkiye’ye vermek için girişim başlatıldı. F-35’lerle ilgili sorun ise kongre ikna edilerek aşılacak. Caatsa yaptırımlarının kalkması da vakit alacak. ABD böyle. Avrupa da eli kolu bağlı durmuyor. Rusya karşısında bütün olamayan Avrupa da Türkiye’ye ümit bağladı. Doğal olarak Türkiye’ye büyük itimat duyuluyor. Öyle anlaşılıyor ki Türkiye, daha güzel günlere koşacak.”