15 Temmuz
Milletin Gücüyle Geleceğe yazılan destan
Dile kolay, tam 10 yıl oldu... Küresel emperyalizmin ve Haçlı-Siyonist ittifakının içimize sızdırdığı o sinsi urun, milletin sinesine kanlı bir hançer saplamaya kalktığı o karanlık gecenin üzerinden tam 10 yıl geçti.
Mehmet Enes Kaçmaz
Akit Medya Grubu Reklam Genel Müdürü
15 Temmuz 2016.
Sadece bir darbe girişimi değil, bu aziz milleti topyekûn esir alma, Anadolu’yu bir müstemleke vilayetine çevirme ve İslam’ın son kalesini içten çökertme projesiydi.
Pensilvanya’daki hoca kılıklı şarlatanın, efendilerinden aldığı talimatla düğmeye bastığı o gece, asrın en büyük ihanetlerinden birine şahit olduk.
Kendi milletinin vergileriyle alınan tankı, uçağı, tüfeği yine bu millete, bu ümmetin evlatlarına doğrultan alçaklar, karşılarında sadece etten kemikten insanlar bulacaklarını sanıyorlardı.
Fakat unuttukları, hesap edemedikleri bir şey vardı.
İmanlı yüreklerin kıyamı!
Başkomutan, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın o tarihi, o yiğitçe çağrısıyla meydanlara dökülen bu aziz millet, adeta bir Bedir, bir Çanakkale ruhuyla şahlandı.
O gece gökyüzünü yırtan F-16’ların, kulakları sağır eden bomba seslerinin karşısında bu milletin elinde ne silahı vardı ne de tankı.
Sadece ve sadece göğsündeki sarsılmaz imanı, dilinde tekbiri ve vatan sevgisi vardı.
Tankların altına yatan yiğitleri, kurşunlara göğsünü siper eden kadınlarımızı, abdestini alıp “Bugün şehadet günüdür” diyerek evinden çıkan babaları hangi maddi güç açıklayabilir?
O gece minarelerden arşa yükselen selalar, aslında bir milletin uyanışının, bir ümmetin dirilişinin habercisiydi.
O selalar, Pensilvanya’daki iblisin ve onun Batılı ağababalarının heveslerini kursaklarında bıraktı.
Ezanları susturan darbelerden, darbeleri susturan selalara şahitlik ettik elhamdülillah.
Bu millet, Ömer Halisdemir gibi alnından vurulmayı göze alan kahramanlarıyla, Erol Olçok ve pırlanta gibi oğlu Abdullah Tayyip gibi vatan sevdalılarıyla, adını buraya sığdıramayacağımız 252 şehidi ve binlerce gazisiyle bir destan yazdı.
Onlar, kanlarıyla bu topraklara yeni bir mühür vurdular.
Bugün, 15 Temmuz’un 10. sene-i devriyesinde, o gece yazılan destanı unutturmaya, FETÖ’cü hainleri aklamaya ve “kontrollü darbe” iftiralarıyla o şanlı direnişi sulandırmaya çalışan içimizdeki kriptolara, gafillere ve Batı’nın taşeronlarına bir kez daha haykırıyoruz.
Başaramayacaksınız!
Bu ezanları susturamayacaksınız, bu bayrağı indiremeyeceksiniz, bu millete diz çöktüremeyeceksiniz!
Su uyur, düşman uyumaz.
Küfrün tek millet olduğu şu dünyada, suret-i haktan görünüp içimizi oymaya çalışan her türlü şebekeye karşı teyakkuzda olmak, 15 Temmuz ruhunu diri tutmak boynumuzun borcudur.
O gece okunan selaların yankısı kulaklarımızdan, şehitlerimizin aziz hatırası yüreğimizden hiçbir zaman silinmesin.
Makamları âli, ruhları şad olsun.
Rabbim bu necip millete bir daha 15 Temmuzlar yaşatmasın, ancak o ruhu da içimizden eksik etmesin!
Amin.