Ekonomi
Büyük krize hazır olun! Küresel ekonomi ateş çemberinde!
Hürmüz'ün ardından Babülmendep Boğazı'nın da risk altına girmesi, küresel ticaret ve enerji piyasalarına ilişkin endişeleri artırdı. Uzmanlar, iki boğazda yaşanabilecek olası bir krizin petrol fiyatlarını sert şekilde yükseltebileceği uyarısında bulunuyor.
Hürmüz'ün ardından Babülmendep Boğazı'nın da risk altına girmesi, küresel ticaret ve enerji piyasalarına ilişkin endişeleri artırdı. Uzmanlar, iki boğazda yaşanabilecek olası bir krizin petrol fiyatlarını sert şekilde yükseltebileceği uyarısında bulunuyor.
ABD Başkanı Trump’ın gözü kapalı desteklediği Netanyahu planı, 28 Şubat’ta başlayan askeri ve siyasi haydutlukla birlikte bölge sınırlarını aşan küresel bir krize dönüştü. Savaş hırsıyla beslenen bu ittifak, sadece bölgesel istikrarı dinamitlemekle kalmıyor; savaşa devam kararıyla enerji koridorlarını tıkayarak ve tedarik zincirlerini felç ederek bölgesel ve küresel ekonomiyi adeta bile isteye ateşe veriyor.
İran İslam Cumhuriyeti, ABD'nin Hürmüz Boğazı'nda yeniden deniz ablukası uygulamaya başlaması ve Yemen'de gerilimin tırmanmasının ardından bu kez Babülmendep Boğazı'nı kapatma tehdidinde bulundu. Bu açıklama, Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlayan ve Suudi Arabistan'ın petrol ihracatının bir bölümünün yanı sıra küresel deniz taşımacılığının önemli bir kısmının geçtiği stratejik su yolunun kapanabileceğine ilişkin endişeleri artırdı.
İran Devrim Muhafızları, yaptığı açıklamada bölgedeki "diğer enerji ihracat güzergahlarını da kapatabileceklerini" belirterek, ABD'nin "kendisi ve müttefiklerine fayda sağlayan diğer tüm ihracat yollarının da kapanmasına hazırlıklı olması gerektiğini" ifade etti.
İran resmi haber ajansı IRNA'nın aktardığı açıklamada, "Bölgenin enerji ihracatı ya herkes için olur ya da hiç kimse için olmaz." denildi.
Öte yandan Ensarullah Hareketi’nin Siyasi Büro Üyesi Muhammed el-Ferah, yaptığı açıklamada grubun Babülmendep Boğazı'nı kapatmaya hazır olduğunu söyledi.
El-Ferah, böyle bir adımın petrol fiyatlarını varil başına 200 dolara kadar yükseltebileceğini belirtti.
Uzmanlara göre bu kez Babülmendep ve Kızıldeniz'deki durum çok daha tehlikeli olabilir.
Son günlerde İran'a ait bir uçağın Hudeyde Havalimanı'na iniş yapmasının ardından Kızıldeniz kıyısındaki Yemen bölgelerinde gerilim önemli ölçüde arttı.
Uluslararası deniz taşımacılığı şirketlerinin alternatif rotalara yönelmesi, piyasaların bölgeyi yüksek riskli olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Uzmanlar, tedarik zincirlerinin boğazın tamamen kapanmasını beklemeden, yalnızca artan belirsizlik nedeniyle dahi güzergâhlarını değiştirebildiğini ifade ediyor.
Babülmendep'te yaşanabilecek olası bir aksamanın deniz taşımacılığı sürelerini 7 ila 10 gün uzatabileceği, nakliye maliyetlerini ise yüzde 20 ila 40 artırabileceği belirtiliyor. Böyle bir gelişmenin küresel tedarik zincirleri ile ürün fiyatları üzerinde doğrudan baskı oluşturacağı değerlendiriliyor.
Dünya, yalnızca bir deniz koridorundaki olası aksaklıkla değil, aynı anda enerji ve lojistik krizlerinin birleşebileceği en riskli ekonomik senaryolardan biriyle karşı karşıya bulunuyor.
Deniz taşımacılığı sektöründe ise Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gelişmeler nedeniyle mevcut krizin zaten büyüdüğü, artan sigorta ve navlun maliyetlerinin birçok ülkeyi olumsuz etkilediği ifade ediliyor. Orta Doğu ve Kuzey Afrika limanlarına yönelik taşımalarda navlun ücretlerinin yaklaşık 12 bin dolara ulaştığı, deniz yollarındaki gerilimin tırmanması halinde bu rakamın daha da yükselebileceği belirtiliyor.
Ekonomistler, savaşın genişlemesi halinde Babülmendep Boğazı'nın da çatışmaların merkezlerinden biri haline gelebileceğini değerlendiriyor. Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinde yaşanan ciddi aksaklıkların ardından önümüzdeki günlerin kritik önem taşıdığı vurgulanıyor.
Son dönemde Yemen kıyıları, Kızıldeniz, Umman Denizi ve Aden Körfezi çevresindeki uluslararası deniz yollarında gemilere yönelik saldırıların arttığına dikkat çekilirken, bölgede 10'dan fazla geminin saldırıya uğradığı belirtiliyor.
Uzmanlara göre Babülmendep'te yaşanacak olası bir kriz; deniz taşımacılığı ve sigorta maliyetlerini yükseltecek, enerji ve yakıt fiyatlarını artıracak, küresel tedarik zincirlerini olumsuz etkileyecek ve özellikle enerji ile gıda ithalatçısı ülkelerde enflasyon baskısını artıracak.
EKONOMİ SARSILACAK
Kızıldeniz'i Aden Körfezi üzerinden Umman Denizi, Süveyş Kanalı ve Akdeniz'e bağlayan Babülmendep Boğazı, küresel enerji ve ticaret açısından en stratejik deniz yolları arasında yer alıyor.
Yaklaşık 30 kilometrelik en dar geçiş noktasına sahip olan boğazdan her gün 7 ila 10 milyon varil petrol taşınıyor. Ayrıca Avrupa, ABD ve Asya arasındaki küresel ticaretin yüzde 12 ila 15'i bu güzergâh üzerinden gerçekleştiriliyor. Avrupa'nın sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithalatının yaklaşık yüzde 25'i de bu hat üzerinden sağlanıyor.
Boğazdan yılda yaklaşık 21 bin gemi, günde ise ortalama 57 gemi geçerken, yıllık taşınan yükün değerinin 700 milyar dolar seviyesinde olduğu tahmin ediliyor.
Babülmendep'te yaşanacak ciddi bir aksama, özellikle Hürmüz Boğazı'nın da aynı dönemde devre dışı kalması halinde küresel taşımacılıkta büyük bir krize neden olabilir.
Bu senaryoda Asya ile Avrupa arasındaki deniz yolculuğu süresinin 31 günden 41 güne çıkabileceği, orta ölçekli bir konteyner gemisinin sefer maliyetinin ise 1 milyon dolardan yaklaşık 1,7 milyon dolara yükselebileceği belirtiliyor.
Son yıllarda bölgede artan güvenlik riskleri nedeniyle birçok uluslararası denizcilik şirketi rotalarını değiştirmek zorunda kaldı. Bunun sonucunda boğazdan geçen günlük petrol sevkiyatının önemli ölçüde azaldığı, Süveyş Kanalı'ndan geçen gemi sayısı ve kanal gelirlerinde de ciddi düşüş yaşandığı ifade ediliyor.
Uzmanlar, Hürmüz ve Babülmendep boğazlarının aynı anda kapanmasının enerji arzı ve petrol ihracatı üzerinde ağır baskı oluşturacağını, alternatif ihracat güzergâhlarının da bu durumdan etkilenebileceğini değerlendiriyor.
Böyle bir gelişmenin başta enerji ihracatçısı ve ithalatçısı ülkeler olmak üzere küresel ekonomi üzerinde geniş kapsamlı etkiler oluşturabileceği belirtiliyor.
Ayrıca gemilerin Babülmendep yerine Ümit Burnu rotasını kullanmasının deniz taşımacılığına olan talebi artırdığı, limanlar üzerindeki yükü yükselttiği ve navlun maliyetlerini yukarı çektiği kaydediliyor.
Uzmanlara göre boğazın tamamen kapanması halinde Asya ile Avrupa arasındaki yük taşımacılığı 15 ila 20 gün uzayabilir. Bu durumun yalnızca enerji piyasalarını değil, lojistik sektörünü, küresel tedarik zincirlerini ve temel tüketim ürünlerinin fiyatlarını da olumsuz etkilemesi bekleniyor.
SADECE HÜRMÜZ KAPANDI, DÜNYA KRİZE SÜRÜKLENDİ
Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) Başkanı Fatih Birol, Hürmüz Boğazı'nda yaşanan krizin kısa sürede çözülememesi halinde küresel ekonominin ciddi risklerle karşı karşıya kalacağı uyarısında bulundu.
Colorado'da düzenlenen Aspen Güvenlik Forumu kapsamında Bloomberg'e konuşan Birol, bölgede artan gerilimin petrol, doğal gaz, gübre ve diğer stratejik yüklerin Hürmüz Boğazı üzerinden taşınmasını tehdit ettiğini belirterek, piyasalarda büyük bir belirsizlik yaşandığını söyledi.
"Hürmüz Boğazı kapalı kalırsa küresel ekonomiler, bölge ülkeleri, gelişmekte olan ülkeler ve Asya ekonomileri yeniden ciddi sıkıntılar yaşayabilir." diyen Birol, boğazın aylar değil, haftalar içinde yeniden tamamen ve koşulsuz şekilde ulaşıma açılması gerektiğini vurguladı.
Krizin uzaması halinde enerji ve hammadde sevkiyatındaki aksaklıkların küresel ekonomiye daha ağır yansıyacağını ifade eden Birol, özellikle Asya ülkelerinin büyük risk altında olduğunu söyledi.
Birol Basra Körfezi'nden yapılan enerji ve hammadde sevkiyatındaki kesintilerin Güney Kore ve Japonya gibi ülkeleri etkilediğini belirterek, Bangladeş, Pakistan ve Hindistan gibi ekonomilerin ise bu tür şoklara karşı çok daha kırılgan olduğunu dile getirdi.
PETROL KITLIĞI KAPIDA
Uluslararası Para Fonu (IMF), Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimler nedeniyle küresel stratejik petrol stoklarının azalması konusunda uyarıda bulundu. Fon, ilk arz şokunun stoklar sayesinde hafifletildiğini ancak bu rezervlerin yenilenmemesi halinde gelecekte yaşanabilecek yeni krizlerin çok daha ağır sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
Küresel petrol piyasası mart ayından bu yana milyonlarca varillik arz kaybına yol açan baskılarla yeniden karşı karşıya. Savaş ve devam eden gerilimler nedeniyle stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndaki tanker ve gemi trafiği önemli ölçüde yavaşladı.
Ancak bu kez en büyük fark, ilk şok sırasında fiyatların kontrol altında tutulmasını sağlayan stratejik ham petrol stoklarının büyük ölçüde tükenmiş olması.
IMF'nin çarşamba günü yayımladığı rapora göre, mart-mayıs döneminde günlük yaklaşık 4 milyon varillik arz açığı, stratejik petrol stoklarından yapılan çekişlerle telafi edildi ve piyasalardaki etkisi sınırlandırıldı.Savaş ve gerilim sürecinde, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), fiyatları kontrol altında tutmak amacıyla acil durum rezervlerinden tarihin en büyük petrol salımını gerçekleştirerek piyasaya 400 milyon varil petrol sundu.
Çin de küresel arz açığını hafifletmek için rafineri üretimini azaltırken, uluslararası piyasadan alım yapmak yerine kendi stratejik stoklarını kullandı.
Buna karşın IMF, küresel enerji arzındaki şokları dengeleyen mekanizmanın önemli ölçüde tüketildiğini belirterek şu uyarıda bulundu:
"İlk şokun etkisinin hafif kalmasının nedeni, enerji piyasalarının bunu karşılayabilecek manevra alanına sahip olmasıydı. Ancak stoklar yenilenmezse dünya, bir sonraki arz şokuna çok daha zayıf bir konumda yakalanacaktır."
SADECE ENERJİ VE EKONOMİ DEĞİL BÖLGE TAŞ DEVRİNE DÖNME TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA
ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın müzakere masasına dönmemesi halinde ülkenin enerji altyapısını hedef alacaklarını söyledi.
Fox News'e konuşan Trump, "Gelecek hafta onlar için işler daha da kötüleşecek. Elektrik santrallerini ve köprülerini vuracağız. Masaya oturup anlaşmazlarsa bütün enerji tesislerini devre dışı bırakacağız" dedi. İran ise ABD'nin ülkenin altyapısını hedef alması halinde bölgede ayakta kalan tüm altyapıları vuracağını açıkladı.
Hatemü’l Enbiya’dan yapılan açıklamada; ‘’Amerikan ordusunun İran İslam Cumhuriyeti’nin altyapısını hedef alacağı yönündeki son tehditleri hayata geçirilirse, İran’ın bugüne kadar gösterdiği sağduyu sayesinde hala ayakta kalan ne varsa, yani bölgedeki bütün altyapılar, İran İslam Cumhuriyeti’nin güçlü silahlı kuvvetlerinin çelik darbeleriyle yerle bir edilecektir.
Öyle bir şekilde yok edileceklerdir ki onlardan geriye hiçbir iz kalmayacak, sanki başından beri hiç var olmamış gibi olacaklardır.’’ Denildi.
DOĞRU HABER