Aktüel
Halk merak ediyor: Baraj patladı yalanıyla ırkçı Oğuzhan Uğur yüzünden kaç kişi öldü?
Gladio eskisi JİTEM'ci Kemalist Atilla Uğur'un oğlu Irkçı ve halkı sekülerleştirmekle görevli Oğuzhan Uğur gözaltına alındı. 6 Şubat depremleri, milletimizin tek yürek olduğu, devletin tüm kurumlarıyla sahada olduğu bir seferberlik anıydı. Ancak tam bu noktada, bir "sosyal medya fenomeni"nin, kendi popülaritesini artırmak uğruna devleti ve sahada çalışan on binlerce kahramanı itibarsızlaştırmaya çalışan tavrı, tarihimize büyük bir kara leke olarak geçti. Oğuzhan Uğur ve Babala TV, bu felaketi bir yardım faaliyeti değil, bir "operasyon merkezi" gibi yönetmeye çalışarak büyük bir hadsizliğe imza attı. Gözaltı kararıyla birlikte artık hesap sorulması bekleniyor.
Gladio eskisi JİTEM'ci Kemalist Atilla Uğur'un oğlu Irkçı ve halkı sekülerleştirmekle görevli Oğuzhan Uğur gözaltına alındı. 6 Şubat depremleri, milletimizin tek yürek olduğu, devletin tüm kurumlarıyla sahada olduğu bir seferberlik anıydı. Ancak tam bu noktada, bir "sosyal medya fenomeni"nin, kendi popülaritesini artırmak uğruna devleti ve sahada çalışan on binlerce kahramanı itibarsızlaştırmaya çalışan tavrı, tarihimize büyük bir kara leke olarak geçti. Oğuzhan Uğur ve Babala TV, bu felaketi bir yardım faaliyeti değil, bir "operasyon merkezi" gibi yönetmeye çalışarak büyük bir hadsizliğe imza attı. Gözaltı kararıyla birlikte artık hesap sorulması bekleniyor.
"Devlet Yok" Yalanı ve Algı Operasyonu
Depremin ilk gününden itibaren sahada AFAD, Kızılay, Mehmetçik ve binlerce gönüllü, hayat kurtarmak için saniyelerle yarışıyordu. Bu devasa organizasyonun içinde elbet zorluklar yaşanabilirdi, ancak Oğuzhan Uğur’un yaptığı şey, bu zorlukları birer "yokluk" olarak pazarlayıp kendi kurduğu dijital yapıyı "tek kurtarıcı" gibi sunmaktı. "Devlet yok, biz varız" söylemi, sadece bir gaf değil, devletin otoritesini sarsmaya çalışan bilinçli ve tehlikeli bir manipülasyondu.
İnsanların en savunmasız, en çaresiz anlarında "devlet sizi bıraktı, biz buradayız" algısını pompalamak, bölgede bir kargaşa yaratmaktan başka bir işe yaramadı. Bu, yardımseverlik değil, felaketin üzerine inşa edilmiş bir egodur.
Baraj Yalanı: Kaosun ve İhmalin Zirvesi
Bu kibirli tavrın sonucu, "Hatay’da baraj patladı" yalanıyla ortaya çıktı. Hiçbir teyit mekanizması çalıştırmadan, sadece "hızlı paylaşım yapma" ve "daha çok etkileşim alma" hırsıyla yaydığı bu yalan, o gece bölgede tam bir cehenneme neden oldu. İnsanlar korkuyla yollara döküldü, enkaz bölgesindeki kurtarma çalışmaları durdu, yardımların geçişi engellendi.
Oğuzhan Uğur, o gece milyonların hayatını tehlikeye attı. Bir insan hayatının söz konusu olduğu bir noktada, "biz sadece duyduğumuzu paylaştık" diyerek sorumluluktan kaçmak, sadece korkaklıktır. Gerçek bir yayıncı, toplumu galeyana getirecek bir iddiayı doğrulamadan yayınlamaz. Uğur bunu yaptı; çünkü onun için önemli olan gerçekler değil, o an yaratabileceği etkiydi.
Felaketi "İçerik" Yapma Hırsı
Oğuzhan Uğur’un Ahbap ile kurduğu o "paralel" görüntü, aslında devletin koordinasyonunu bölmeyi amaçlayan bir PR çalışmasından ibaretti. Bir afet anında merkezde olması gereken tek otorite devletken, bir YouTube kanalının sahibi çıkıp "biz yönetiyoruz" edasıyla hareket edemez. Bu, halkın devlete olan güvenini sarsmaya yönelik, devletin kurumlarını basitleştiren ve kendini onların üzerinde gören bir "fenomen kibri"dir.
Oğuzhan Uğur, afet anındaki o kaosu kendi kişisel reklamı için bir sahneye çevirdi. Bugün sormamız gereken soru çok net: "Baraj patladı" yalanıyla yarattığı o kaos ortamında, yardım ekiplerinin geç kalmasına neden olarak kaç kişinin hayatının riske girmesine sebep oldun?
Bu, sadece bir hata değil, bir sorumsuzluk örneğidir. Sosyal medya gücünü, devletin birliğine karşı bir silah olarak kullanan, yalan haberle panik yaratan ve felaketi bir "içerik projesi" gibi yöneten bu zihniyet, yaptıklarının bedelini en azından ahlaki olarak ödemelidir. Bir felaket, hiçbir içerik üreticisinin egosu için bir basamak yapılamaz.