Avrupa
‘Modern Sultan’ dediler Erdoğan gayri resmi bir halife
Yunanistan merkezli Europost, Türkiye’nin İslam dünyasındaki liderlik arayışında olduğunu iddia ederek; Osmanlı vizyonuna dikkat çekti. Haberde, Ayasofya hamlesi ve Diyanet’in artan nüfuzuna dikkat çekilerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fiiliyatta İslam dünyasının gayriresmî “halifesi” ve modern lideri rolüne soyunduğu iddia edildi.
TAHSİN HAN
Yunanistan merkezli Europost haber sitesi, AK Parti Bursa Milletvekili Ali Şahin’in açıklamaları üzerinden Ankara’nın dış politika ve ideolojik hedeflerini mercek altına alan dikkat çekici bir haber analiz yayımladı. Europost, Şahin’in değerlendirmelerini Türkiye’nin İslam dünyasındaki liderlik arayışı ve “neo-Osmanlı” vizyonunun yeni bir göstergesi olarak yorumladı.
Europost’un haberinde, birçok siyasi analist ve uzmanın bu söylemleri, Müslüman dünyası için tek bir manevi liderlik mekanizmasının ve mülga halifelik kurumunun sembolik olarak yeniden canlandırılması ihtimaline yapılmış bir atıf şeklinde değerlendirdiği aktarıldı.
Haberde, Mustafa Kemal tarafından 1924 yılında lağvedilen Osmanlı Halifeliği’nden bu yana Türkiye Cumhuriyeti’nde resmî bir dini unvan bulunmadığı hatırlatılırken; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fiiliyatta gayriresmî bir “halife” veya “modern sultan” rolü üstlendiği iddiası öne sürüldü.
PAN-İSLAMİZM VE OSMANLICILIK SÖYLEMİ
Europost, yaşanan son tartışmalarla birlikte Türkiye iç siyasetinde ve dış politikasında zaman zaman gündeme gelen Pan-İslamcılık ile Neo-Osmanlıcılık akımlarının yeniden ön plana çıktığını iddia etti. Halifeliğin resmî bir devlet politikası olarak ilan edilmediği not düşülmekle birlikte, konunun Türkiye’deki belirli siyasi ve dini çevrelerde canlılığını koruduğu belirtildi.
Haberde, bu bakış açısını savunan çevrelerin ortak bir manevi liderliğin İslam beldelerindeki birliği pekiştireceğine inandığı; ancak uzmanların Sünni-Şii ayrımı, etnik farklılıklar ve Müslüman ülkelerin çatışan ulusal çıkarları nedeniyle böyle bir senaryonun gerçekleşmesini son derece güç gördüğü ifade edildi.
AYASOFYA VE DİYANET VURGUSU
Ankara’nın son yıllarda Balkanlar, Doğu Akdeniz, Kafkaslar ve Afrika’da nüfuz alanını genişlettiğine dikkat çekilen haberde, Türkiye’nin kendisini küresel ölçekte Müslüman nüfusların ana koruyucusu olarak konumlandırdığı yazıldı.
Europost, bu stratejinin somut adımları olarak şunları sıraladı:
Ayasofya’nın İbadete Açılması: Analistlere göre bu adım, sadece bir ibadethane kararı değil, Ankara’nın İslam dünyasına yönelik güçlü bir ideolojik ve politik mesajıydı.
Diyanet’in Genişleyen Rolü: Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçe ve yetki bakımından artan ağırlığının, Türkiye’nin hem iç hem de dış politikada dini unsuru daha fazla merkeze aldığının bir kanıtı olduğu öne sürüldü.