Gündem
Atatürkçülükleri koltuğa kadar
CHP yönetimini, delege oylarını pavyonlarda satın alarak ele geçiren ve “Atatürk’ün partisiyiz”, “Atatürk’ün iki eserinden biri CHP”, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” ifadelerini dilinden düşürmeyen Özgür Özel, ballı koltuktan mahkeme kararıyla kaldırılınca “Atatürk’ün emaneti”, “Baba ocağı” dediği CHP’yi tek kalemde silip dümeni yeni partiye kırdı.
SADECE BİR SÖYLEMMİŞ
İkiyüzlülüğü Akit’e değerlendiren Batı Asya Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Mahmut Yardımcıoğlu şunları söyledi: “Siyasetin en büyük sınavı, zor günlerde gösterilen duruştur. Makam, koltuk ve güç elinizdeyken yüksek sesle ilke ve değerlerden bahsetmek kolaydır. Asıl mesele, o koltuk sallanmaya başladığında aynı ilkelerin arkasında durabilmektir. Yıllarca ‘Atatürk’ün partisiyiz’, ‘Atatürk’ün emaneti CHP’dir’, ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ söylemlerini siyasetin merkezine yerleştirenlerin, bugün yaşanan hukuki tartışmalar karşısında yeni bir parti kurmaları, ister istemez samimiyet sorgulamasını beraberinde getirmektedir. Eğer CHP gerçekten Atatürk’ün emaneti olarak görülüyorsa, en küçük sarsıntıda ondan uzaklaşmayı düşünmek, yıllardır kurulan bütün söylemleri tartışmalı hâle getirir. İlke sahibi siyaset, şartlara göre parti değiştirmek veya yeni adres aramak değildir; zor zamanlarda da savunulan değerlerin arkasında durabilmektir. Siyasette en ağır eleştiri, tutarsızlık eleştirisidir. Çünkü insanlar, rakibinin ne düşündüğünden çok, söylediği ile yaptığı arasındaki uyuma bakar. Söylem başka, icraat başka olursa, inandırıcılık da kaçınılmaz olarak kaybolur. Atatürk’ün adını ve mirasını yıllarca siyasi meşruiyet aracı olarak kullanıp, kritik bir dönemde o mirasın temsil edildiği söylenen partiyi ikinci plana itmek, kamuoyunda ciddi bir güven kaybına yol açmıştır.”
PARTİNİN İÇİNİ BOŞALTTILAR
Gazeteci Yazar Cengiz Alçayır da şunları dile getirdi: “Şu an Özgür Özel ve ekibinin yapmaya çalıştığı yeni parti çalışması, aslında Kemal Kılıçdaroğlu’nu arınmak sürecinin bir başka versiyonu, yani ‘sen bizi arındıramazsın, biz gidiyoruz’ anlamı taşıyor. Düne kadar herkesi ‘CHP baba ocağıdır, baba ocağına gelin’ diye davet eden, ‘burası Mustafa Kemal’in partisi, onun adresi’ diyenler, şimdi ‘Mustafa Kemal’in partisi’nin içini boşaltmaya çalışıyor. Yani ne var, ne yok, alıp gitmeye çalışıyor. Bir nevi Atatürk’e savaş ilan etmiş gibiler. Giderken de şöyle söylüyorlar, ‘Biz hala CHP’liyiz, hala altı oku ve cumhuriyeti içimizde barındırıyoruz’ demeye devam ediyorlar. Yağmur nereye yağsa, tarlayı oraya çekiyorlar kendi kafalarına göre. Bunlar, kendileri istediği zaman Atatürkçü, istemediği zaman başkaları Atatürkçü değil. Atatürk maskesiyle, istismarcılığıyla, maske olarak kullanıp, dilediklerince istismar ediyorlar.
SANAL DON KİŞOTLAR
Toplumu her dediklerine ikna edeceklerini sanıp ‘Özgür Özel ve ekibi yoksa Cumhuriyet yok, laiklik yok, Atatürkçülük yok’ görüşünü empoze etmeye çalışıyorlar. Yani kendilerini, sanal bir Don Kişot yerine koymuşlar. Kendileri neredeyse, Atatürk de sanki onlarla beraber geliyormuş gibi düşünüyorlar. Ekrem İmamoğlu daha dün ‘Ben ülkenin tek kişinin rotasına girmesine asla rıza göstermem. Bu Mustafa Kemal bile olsa’ diyecek kadar cüretkâr birisiydi. Şimdi de bir şekilde CHP’yi böldü. Bunun mutluluğuyla yeni bir oluşuma gidiyorlar. Çünkü bu kirli halleriyle CHP’de kalamazlar. CHP sadece kirli belediye başkanlarından değil, kurumsal olarak beline dolanan o havludan kurtulmak istiyor.”