Gündem
Lozan hezimetinin 103’üncü yıl dönümü
Türkiye’nin savaş meydanında kazandığı bir savaşı, masada nasıl kaybettiğinin en somut örneği olarak tarihe geçen Lozan hezimetinin 103. yıldönümü utançla hatırlandı. Milli mücadele sonrası hiçbir diplomatik bilgi ve becerisi olmayan İsmet İnönü’nün başdelege olarak, 24 Temmuz 1923’te imzaladığı skandal anlaşma ile Türkiye başta 12 ada olmak üzere, binlerce şehid verilerek cephede kazanılan Kerkük, Musul, Süleymaniye ve Kıbrıs dahil Misak-ı Milli sınırlarının ekseriyetini terk etti.
HABER MERKEZİ
Türkiye’nin savaş meydanında kazandığı bir savaşı, masada nasıl kaybettiğinin en somut örneği olarak tarihe geçen Lozan hezimetinin 103. yıldönümü utançla hatırlandı. Milli Mücadele sonrası hiçbir diplomatik bilgi ve becerisi olmayan İsmet İnönü’nün başdelege olarak 24 Temmuz 1923 tarihinde imzaladığı skandal anlaşma ile Türkiye; başta 12 ada olmak üzere, binlerce şehid verilerek cephede kazanılan Kerkük, Musul, Süleymaniye ve Kıbrıs dahil Misak-ı Milli sınırlarının ekseriyetini terk etti. Diplomatik ayak oyunları neticesi istediğimizi tam olarak alamadığımız bir anlaşma olarak dikkat çeken Lozan’da, gayrimüslimlere verilen birçok imtiyaz ise günümüzde baş ağrıtmaya devam ediyor.
TOPRAKLARIMIZI KAPTIRDIK
Antlaşması’nın 16. maddesindeki; “Unutulmuş bir arazi, yer ve ada varsa Türkiye onun üzerinde hak iddia edemez” ifadesi ile Türkiye, Ege’deki 16 adayı kaybetti. Limni Adası ise 4 adayla birlikte Türk tarafına verilmesine rağmen Türk Heyetinin zapta geçirmeyi unutması üzerine 16. Madde nedeni ile Yunanlılarda kaldı. Türkiye’nin Yahudi Hayım Naum’un da arasında bulunduğu aciz bir heyet tarafından temsil edildiği Lozan, tarihimize kara bir sayfa olarak geçerken, ülkemizin bu sayfayı kapatması on yıllarını aldı. İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika ve Yugoslavya temsilcileri ile Lozan’da imzalanan anlaşmada, Türk tarafını İsmet İnönü, Rıza Nur ve Hasan Saka temsil etti. Lozan’da sarsılan imajını AK Parti iktidarında çözen Türkiye; bölgede, güçlenen ekonomisi ve İslam dünyasında oynadığı rolle yeniden Osmanlı gibi söz sahibi oldu. Bugün Türkiye’nin küresel çapta başarılarını görmezden gelen malum zihniyet, Lozan’ı zafer olarak lanse ederken, mütareke medyası her yıl “kutlu olsun” manşetleri atıyor.
AKIL TUTULMASI YAŞIYORLAR
Lozan’ı Akit’e değerlendiren Tarihçi Yazar Hasret Yıldırım, şunları söyledi: “Lozan’ın sene-i devriyesinde hâlâ zafer çığırtkanlığı yapmak, bir akıl tutulmasıdır. Biz antlaşmayı, Kütahya’da kümeslere saklanan İsmet İnönü gibi bir askeri, 1. murahhas yaparak kaybetmiştik zâten. Bir röportajda kalitesini ortaya koymuştu: ‘Lozan’a gidince asker çizmesini çıkarıp diplomasi ile tanıştım.’ Peki, Antalya’dan karşıya bağırsan duyulacak Meis Adasının hesâbını kim verecek? Türk toprağı Kerkük ve Musul’un hesabını kim verecek? Kadim Türk toprağı Batı Trakya’nın peşkeş çekilmesinin ve halkımızın gördüğü zulümlerin hesabını kim verecek? Yurttaşlarımız orada zulüm görürken, bugünün bayram olarak kullanması akıl karı değil. Mes’ûlleri ve şakşakçıları her kimse, kemikleri dinlenmesin!”