Gündem
Kanaat önderi Abdurrahim Semavi Terörsüz Türkiye’yi Akit’e anlattı! Yasa çıkarsa tasfiyeler hızlanır
Türkiye’de kardeşliği sağlayacak Terörsüz Türkiye’de sona gelinirken gazetemize konuşan Kürt Aktivist Yazar Siyasetçi Abdurrahim Semavi, yasanın önümüzdeki hafta çıkmasını beklediklerini belirterek, “Yasa çıktığında önce Avrupa’dakiler sonra diğerleri gelecek” dedi.
ÖRGÜTÜN ŞAHİDİYİM
Sayın Semavi, ‘Terörsüz Türkiye’ye önemli katkılar sunduğunuz biliniyor. Süreci anlatır mısınız?
SEMAVİ: Örgütün kurulduğu resmi olarak İl Kongresi’ni yaptığı 1978 yılından bu yana örgütü yakinen tanıyan bir insan olarak konuşmakta fayda var. Dolayısıyla örgütün kuruluşu, gelişimi, duraklama dönemleri, farklı süreçleri hepsinin yakın şahidiyim. Yakın bir süreç yaşadığım için bu ülkede belki de örgütü tanıma noktasında değerlendirme yapabilecek nadir insanlardan biriyim. Tabii aynı zamanda 12 Eylül 1980 askeri darbesinde yine bu örgüt üyesi olarak yıllarca cezaevinde yattım ki o zaman 16 yaşındaydım. Gençlik kollarından yargılandım. 18 yıl süren mahkeme sonunda beraat ettim.
7 yıl işkence doğru mu?
SEMAVİ: 7 yıl işkence gördük, evet. O dönemde aralıksız işkence gördük.
Neydi darbecilerin size bu kadar yüklenmelerinin sebebi?
SEMAVİ: 12 Eylül sonrasında Diyarbakır Cezaevi’nde kaldık. O dönem siyasi düşünceye bakmaksızın bölgenin bütün ağaları, şeyhleri, beyleri, siyasetçileri, okumuş insanları hepsini bir şekilde bir bahaneyle içeri attılar ve tabiri caizse onların şahsında Kürtlerin onurunu kırmak gibi bir projeyi dayattılar. İşkencelerle, insan dışkısı yedirmekle, fare yedirmekle, farklı işkence türleri uygulamakla Kürtlerin önde gelenlerini onursuzlaştırma politikasını uyguladılar.
KÜRT OLMAK YETERLİYDİ
Hangi kesimlerden insanlar vardı Diyarbakır Cezaevi’nde?
SEMAVİ: Orada CHP’lisi de vardı. Mesela meşhur bir CHP Belediye Başkanı Feridun Yazar da vardı. Şanlıurfa Belediye Başkanı. Bağımsız seçilen Diyarbakır Belediye Başkanı Mehdi Zana da vardı. Adalet Partisi’nin milletvekilleri de vardı. Selamet Partisi’nden olanlar da vardı. Siyasi görüş ayrımı yoktu. Kürt olması yeterliydi. Ağalar vardı, belediye başkanları vardı, şeyhler, alimler vardı.
Kürtlere işkence yaparak PKK’yı güçlendirmeyi amaçlayan karanlık bir plandan bahsedenler de var. Buna katılır mısınız?
SEMAVİ: Onu şöyle tamamlamakta fayda var. Bütün statükolar kontrol edebilecekleri düşman üretirler. Varlıklarını sürdürmek için. Dolayısıyla orada en çok “Apocular” olarak bilinen ve 1978’de ilk kongresini gerçekleştiren PKK vardı. Ama hiçbir zaman Kürdistan diye bir davası olmadı. Sadece ismi vardı.
PKK yabancı istihbarat servisleriyle ne kadar içli dışlı oldu?
SEMAVİ: Bu tür örgütsel yapıların uluslararası istihbarat servisleriyle içli dışlı olmadan varlıklarını sürdürmeleri imkansız zaten. Kendileri ise menfaat işbirliği, yani amaç birliği olarak yorumlarlar. Bunu devletler de yapar. Onlar devletleri kullanıyoruz diyor, devletler de onları kullanmaya çalışıyor. Türkiye de yeri gelince Amerika’yla, zamanında şu anda baş düşmanı İsrail’le bile işbirliği yaptığı dönemler oldu. Örgüt Avrupa başta olmak üzere İran, ABD, İsrail ve Orta Doğu’nun birçok ülkeleriyle Türkiye üzerindeki hesaplar noktasında işbirliklerine girişti. Fakat Öcalan hiçbir zaman ülkeyi bölmek gibi bir stratejiyi önüne koymadı.
ÖCALAN’IN DERDİ NE?
Nasıl yani? Abdullah Öcalan Türkiye’yi bölmek istemedi mi?
SEMAVİ: Abdullah Öcalan’ın tüm yaşamına baktığınızda, belirli dönemlerde federasyondan bahsederken, bağımsız Kürdistan’dan bahsederken federasyona, sonra konfederasyona, sonra demokratik özerkliğe, sonra bilmem ne, şimdi kültürel değerleri bile istemeyecek noktaya kadar bir kronoloji karşımıza çıkar.
Öcalan ile sık görüşüyor muydunuz?
SEMAVİ: Tabii biz daha önce Suriye’de olsun, özellikle Şam’dayken o dönemlerde defalarca görüşmüşlüğümüz oldu. İlk barış sürecinde, sivil toplum örgütü mensubu olarak defalarca Kandil’e, şuraya, buraya, Avrupa’ya gittim. Diyalog zemininin oluşması için kendi üstümüze düşeni yapmak üzere, örgütü tanıyan birisi olarak gittik.
EN FİTNE FETÖ’YDÜ
Birinci çözüm sürecinin başarısız olmasının sebepleri nelerdi sizce?
SEMAVİ: Birinci sebep çift taraflı bir şeydi. 2016 yılına kadar örgütün aldığı lojistik desteğin en büyük kaynağı FETÖ yapısıydı. Yani Doğu ve Güneydoğu’daki bütün mülki idare amirleri, emniyet güçleri, jandarma, askeri yetkililerin büyük bir ekseriyeti FETÖ’cüydü. Özellikle oraya adam gönderirdi. Özel ilgi gösterdi örgüte. O zaman çözüm süreci FETÖ yüzünden başarısız oldu. Devletin içerisinde bu sürecin başarısız olmasını isteyen kalleş örgüt vardı. Öte taraftan örgütün içerisinde uluslararası baskılara maruz kalan örgüt mensupları da süreci baltalıyordu. O dönemde bir handikap daha vardı. Öcalan’a bu dönemdeki gibi inisiyatif verilmiyordu gereken yönlendirmeyi yapması için. Terörsüz Türkiye sürecindeyse devlet tarafından Öcalan’a her türlü imkân sağlandı.
Terörsüz Türkiye süreci bu sefer başarıya ulaşacak mı?
SEMAVİ: Az kaldı, yasa çıkacak şimdi. Şu anda örgüt bir bütünlük içerisinde Öcalan’ın talimatlarına harfiyen uyabilecek bir zemindedir. Bunu örgüt mensupları, üst düzey yöneticileri birçok açıklamalarında çok net ifade ediyorlar. Önderlik diye tanımlıyorlar Öcalan’ı. Devlet de ona alan açtı. Hatta Mayıs ayında gerçekleştirdikleri son kongrede, yani PKK’nın kendini feshetmesi ve silahların bırakılması kararı alındığı kongrede dijital ortamda Öcalan bile katıldı devletin tanıdığı imkanla. Bunu pek çok kimse bilmese de ya da söylemese bile, konuştu orada. Katılım sağladı ve yönlendirdi. Birkaç gün önce Duran Kalkan, ‘Video mesajları geldi. Hatta ilk süreç başladığında biz farklı düşündük. Yani biz farklı şeyler düşünüyorduk ama başkanlığın mesajları direkt bize gelince durum değerlendirmesi yaptık ve onunla aynı fikirde olma noktasında ittifak ettik’ diye açıklama yaptı. Birinci çözüm süreci döneminde Öcalan’a bu denli inisiyatif verilmediği için örgütün üzerindeki etkisi sınırlı kaldı ve fitneye hem devletin içerisindeki handikaplar hem de örgüt açısından zemin müsaitti ve süreç bozuldu.
ÖRGÜTE KATILIM SIFIRA İNDİ
Örgüte katılımların son yıllarda azalmasını nasıl okuyorsunuz?
SEMAVİ: 2016’nın 15 Temmuz’una kadar her sene binlerce Kürt genci dağa çıkarken 2016’nın 15 Temmuz’undan sonra bu birkaç yüze indi, yıllar geçtikçe sıfıra indi. FETÖ’nün oradaki ekiplerinin farklı taktikleriyle gençleri dağa çıkmaya teşvik etme metodolojisinin ötesinde başka bir şey yoktu. Hatta o süreç içerisinde, 2009-2014 yılları arasında, 2015’te benim hakkımda örgüte yardım ve yataklık diye bir dava açtılar, uyduruk bir dava ve FETÖ benim Kuzey Irak’ta kullandığım GSM hattını bile yasadışı şekilde dinlemiş. Kayıda almış ve onların söylediklerine göre onlarca kez gitmişim Kandil’e.
Örgüttekiler size ne gözle bakıyor, ne diyorlar sizin için?
SEMAVİ: Sadece belli bir saygınlık içerisinde, insan hakları aktivisti gözüyle yazar, araştırmacı bir insan olarak muhatap alıyorlardı. Bizim bir yerlerden saygı görmeye ihtiyacımız yoktu. Kanaat önderi gibi görüyorlardı. Bizim onların ideolojilerini ve mücadele süreçlerini çok iyi bildiğimizi, devleti de çok iyi bilenlerden biri olduğumuzu bildikleri için ortada bazı şeylerin zemininin oluşmasını sağlama noktasında kendimize sorumluluk hissettik. Tabii o dönemde yine bir insan hakları kuruluşu yönetiminde olduğumdan dolayı kaçırılan birçok askerin getirilmesine de aktivist arkadaşlarla aracılık ettik.
Kimleri geri getirebildiniz o dönemlerde?
SEMAVİ: Hakkari AK Parti il başkanının kaçırılması sonrası aktivistlerden oluşan bir heyetle gidip geri getirdik. AK Partili bir ilçe başkanını getirdik. Kaçırılan birçok taşeronu yine heyetlerle giderek geri getirdik. Askerleri geri getirdik. Biz hep iyilik olsun diyoruz. Tabii bunlar hepsi öyle kolay olmadı. Bin bir türlü zahmetlerle gidip geldik. Tribünlere oynamadık çünkü bize yakışmıyor. Aslında bu son yeni süreçte bile Türk medyasına neredeyse hiç röportaj vermedim. Ama uluslararası medyada süreci ve süreci anlatmak için yüzlerce defa yayına çıktım.
MALAZGİRT KARDEŞLİĞİ
“Terörsüz Türkiye” süreci hakkında halkımıza ne söyleyebilirsiniz? Bulaşanlar affedilecek mi?
SEMAVİ: Önümüzdeki günlerde yasa çıkacak. Şimdi mantık şöyle: Kan davaları oluyor. Her iki taraf da zarar görmüş oluyor. Ama bunları bir tarafa bırakıp bir barışın sağlanması kaçınılmaz olduğu için bazı fedakârlıklar gerekiyor. Şimdi bu Terörsüz Türkiye sürecinde, iki kavmin bin yılları aşan bir kardeşliği, bir hukuku varsa eğer ki vardır. Avrupa’da meşhur bir Yüzyıl Savaşları vardır. 108 yıl sürmüş. Milyonlarca ölüden bahsediliyor. Ama o topluluklar şu anda bir birlik oluşturuyorlarsa AB çatısı altında bizim ittifakımız hay hay olur. Bizim ittifakımız Kudüs’ün Fethi’nde Selahaddin Eyyubi zamanında, Malazgirt’te, İstanbul’un fethinde, Çanakkale’de olmuş. Ne zaman bu olmuşsa dünyanın seyrini değiştirme kabiliyetine sahip olmuşuz. Ne zaman bölündüysek tepe taklak gidiyoruz. Çekilen acıları biz tabii ki unutamayız. Ama buna bir yerden sonra dur demek zorundayız.
Bunu PKK tarafı da anladı mı?
SEMAVİ: Tabii ki. Anlamak zorunda. Öyle dramlarımız var ki aynı ailenin çocukları dağda ve askerlikte yitip gitti.
Diyarbakır anneleri dağdan çocuklarının dönmesini istiyorlar.
SEMAVİ: Tabii ki hepsi gelecek.
ÖCALAN’A EV HAPSİ OLABİLİR
Dönenler için nasıl müeyyideler olacak?
SEMAVİ: Yani şimdi çıkacak yasanın yapısı itibariyle denetimli serbestlik ve ev hapsi uygulaması metotları uygulanacak. Bazı tartışmalar var. Suça karışan-karışmayan şeklinde. O çok absürt bir yaklaşımdır. Örgüte katılım gösteren herkes zaten hukuk nezdinde suçludur. Ayrımını nasıl yapacaksın? Kim tetiği çekti, çekmedi? Ayrım koyarsan suçlu addettiğin insan gelmez.
Yasa çıktığında önce kimler gelecek Türkiye’ye?
SEMAVİ: Yasa çıktığında ilk önce Avrupa’daki kesim gelecek. Herhangi bir konuşmadan ya da yardım yataklıktan veya propaganda vesaire gibi meselelerden dolayı ceza alan birçok siyasi var. Sonra diğerleri gelecek.
Öcalan’ın durumu ne olacak?
SEMAVİ: Öcalan’ın kendisi için bir talebi yok. Fakat benim bildiğim kadarıyla ev hapsi uygulamasına dönüşecek. Ama Öcalan İmralı’dan ayrılmak istemiyor. Tabiri caizse devletin de kendi toplumuna karşı eli güçlü olsun diye yakın bir süreçte çıkmak istemiyor İmralı’dan. İmralı’da ev hapsi için bir ev hazırlandı ona. Hukukçu değilim ama müebbet ceza alanlar 25 yıldan sonra serbest bırakılabilir. Öcalan’ın ise içeride 28 yılı dolmuştur. 30 yıl üst sınırdır, o da dolmak üzeredir netice itibariyle.
“Yarın Bahçeli kıyametleri kopartacak” dedim
Süreci cesaretle başlatan Devlet Bahçeli ve Erdoğan hakkında ne dersiniz?
SEMAVİ: 2024’ün Ekim ayında Sayın Bahçeli’nin bu süreci başlatmadan önce yaklaşık bir seneden fazla bir hazırlığı vardı. Yani 2023 seçimlerinden hemen sonra bu işin hazırlığı başladı. Ve devlet bu dönemde çok ketum davrandı. Hatta ilk açıklamayı yapmadan bir gün önce ben açıklama yaptım. “Yarın Bahçeli kıyametleri kopartacak” diye. Bahçeli açıklamayı yaptığında AK Partili ve MHP’li herkes şoka girdi. Tarihi rolü üstlenen Bahçeli durumu çok iyi götürdü. Sayın Cumhurbaşkanı da çok net destek verdi. Zaten birbirlerinden habersiz bir adım yoktu. Ama bu işin misyonunu Bahçeli’nin üstlenmesi çok anlamlıydı. Hem Türkiye’deki sosyolojiye, milliyetçi kesime hitap etmesi açısından çok anlamlıydı. Hem de Kürtlerin marjinalleşmiş kesimi şoke etmek için çok anlamlıydı. Bölgede ‘Serok Bahçeli’ diye insanlar artık muhabbetle yaklaşıyorlar. ‘Öcalan gelsin Mecliste konuşsun’ diyerek tabuları yıktı. Söylemedik bir şey bırakmadı. Öcalan da devletin elini güçlendirmek ve kendi sosyolojisine karşı zor durumda kalmamak için yapıcı olmaya çalıştı.
ERDOĞAN’IN SİYASİ DEHASI
İsrail’in Türkiye’yi karıştırmak istediği, Gazze’de soykırım yaptığı bir dönemde başlatılan süreci nasıl okumak lazım?
SEMAVİ: Çok yararlı oldu zamanlaması. Burada Erdoğan’ın siyasi dehası ve öngörüsü büyük rol oynadı. Yıllar sonrası için tasarladığı birçok şeyi yakın arkadaşları eleştirmiştir. Öngörü noktasında olağanüstü bir dehaya sahip olduğu gerçektir. Tabi ki siyasi dehasının yanı sıra bilgeliğiyle ve herkesin selametini düşünen Bahçeli’nin katkısı da küçümsenecek bir katkı değildir. Gövdesini, kolunu, her şeyini taşın altına koydu. Ama Öcalan da bir o kadar yapıcı katkı sunma çabası içerisine girdi. ‘Hiçbir şey istemiyoruz. Çağın gerekliliği içinde bu örgüt kuruldu. Şimdi dönemimiz bitti. İşlevimiz bitti artık. Örgütü feshetme ve silahları bırakma zamanı geldi” dedi ve dediğini de yaptırdı.
Yasa yakında çıkacak mı sizce?
SEMAVİ: Evet. Önümüzdeki hafta yasa çıkıyor. Bu yasal süreç için ilk adım olacak. Olumlu oy verenler Türkiye’nin birliğine katkı sunacaklar, olumsuz bakıp oy vermeyecekler ise meseleyi anlamayan ve Türkiye’nin kargaşa içerisinde sürüklenmesini isteyenler olacaktır.