Dünya
Mescid-i Aksa büyük bir tehdit altında!
Mescid-i Aksa tarihinin en kritik dönemlerinden birinden geçiyor. Siyonist terör rejimi, “Aksa'da statüyü fiilen değiştirme” amacıyla şiddet ve baskılarını artırırken, Filistin halkı ve direniş grupları Aksa’nın İslami kimliğini korumak için her türlü bedeli ödemeye devam ediyor. Müslüman ülkelerin devam eden sessizliği ise Aksa'nın mevcut yapısını korumayı ‘geri dönülmesi zor’ bir yola sokuyor.
Mescid-i Aksa tarihinin en kritik dönemlerinden birinden geçiyor. Siyonist terör rejimi, “Aksa'da statüyü fiilen değiştirme” amacıyla şiddet ve baskılarını artırırken, Filistin halkı ve direniş grupları Aksa’nın İslami kimliğini korumak için her türlü bedeli ödemeye devam ediyor. Müslüman ülkelerin devam eden sessizliği ise Aksa'nın mevcut yapısını korumayı ‘geri dönülmesi zor’ bir yola sokuyor.
İŞGAL REJİMİ AŞAMA AŞAMA İLERLİYOR
İslam dünyasının en kutsal mekanlarından biri olan Mescid-i Aksa’ya yönelik, fanatik işgalci Yahudilerin baskınları ve siyonist terör rejiminin baskı ve şiddet olayları hızında, benzeri görülmemiş bir tırmanış yaşanıyor.
Siyonist rejim polisinin korumasındaki Yahudilerin Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınları artık münferit olaylar olmaktan çıkarak sistematik bir politikaya dönüştü.
İşgalci israil rejiminin, Aksa’nın içinde yeni bir fiilî durum oluşturma çabalarında daha tehlikeli bir aşamaya geçildiğine dair Filistinli gruplar ve kurumlar tarafından yapılan uyarılara her gün bir yenisi ekleniyor. Kudüs Uluslararası Kurumu'nun değerlendirmelerine göre sözde “Mabedin Yıkılışı Yıldönümü” bahanesiyle yapılan büyük baskın sırasında gerçekleştirilen uygulamalar, Mescid-i Aksa'daki tarihi "statüko"nun aşındırılması açısından yeni bir aşamaya işaret ediyor.
KUDÜS’ÜN İŞGALİNDEN BU YANA EN TEHLİKELİ PLAN!
Kudüs Uluslararası Kurumu, son dönemdeki uygulamaların Mescid-i Aksa'nın mevcut yönetim ve ibadet düzenini değiştirmeye yönelik olduğuna dikkat çekerek bunun; “zaman paylaşımı dayatması, mekânsal bölme girişimleri, dini ritüellerin yaygınlaştırılması ve Kudüs İslami Vakıflarının yetkilerinin sınırlandırılması” şeklinde dört temel başlıkta ilerlediğini belirtiyor.
İşgal güçlerinin ve sözde “Tapınak” örgütlerinin Mescid-i Aksa’da yeni fiili durumlar dayatmaya yönelik çabaları, İbrani takvimine göre Kudüs’ün işgalinin 59. yıl dönümüyle eş zamanlı bir şekilde, baskı ve şiddetin dozunu yükseltilerek artıyor.
Yapılan açıklama ve uyarılarda, Müslümanların ve uluslararası toplumun sessizliğinin sürmesi halinde, ‘Mescid-i Aksa'nın İslami kimliğini koruyan mevcut yapının geri dönülmesi zor biçimde zarar görme riski’ taşıdığına dikkat çekiliyor.
ZAMAN VE MEKAN BÖLME GİRİŞİMLERİ
Mescid-i Aksa'daki mevcut uygulamalara göre alanın yönetimi İslami vakıflara ait bulunuyor ve Müslümanların ibadet mekanı olarak kabul ediliyor. Ancak siyonist rejimin, belirli günlerde Müslümanların girişini kısıtlayarak Yahudilere geniş alan açması, "zamansal bölünme" planının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Bu uygulamanın, işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Halil kentindeki İbrahim Camii'nde uygulanan modele benzetildiği belirtiliyor. İbrahim Camii'nde zamanla ibadet alanlarının bölünmesi ve büyük bir bölümünün Yahudi ibadet alanına dönüştürülmesi, Mescid-i Aksa konusunda da benzer bir sürecin hedeflendiği endişelerini artırıyor.
Yine Siyonist rejimin son baskın sırasında Yahudiler için Mescid-i Aksa'nın avlusuna gölgelik kurması ise “mekânsal bölünme” adına yapılmış yeni bir uygulama olarak değerlendiriliyor.
AKSA'NIN KORUNMASI YALNIZCA FİLİSTİNLİLERİN DEĞİL, TÜM MÜSLÜMANLARIN SORUMLULUĞU!
Kudüs Uluslararası Kurumu, mevcut gelişmeler karşısında İslam dünyasının daha güçlü tepki vermesi gerektiğini belirtiyor. Kurum, Mescid-i Aksa'nın korunmasının yalnızca Filistinlilerin değil, tüm Müslümanların sorumluluğu olduğunu vurguluyor.
Siyonist terör rejiminin geçmişteki (2017'deki "Elektronik Kapılar Krizi" gibi) dayatmalarının Filistin halkının tepkileriyle geri püskürtüldüğü hatırlatılırken mevcut sürecin daha kapsamlı ve sistematik olduğuna dikkat çekiliyor.
Mescid-i Aksa'nın geleceğinin, yalnızca Kudüs'teki gelişmelerle değil İslam dünyasının bu konuya vereceği tepkiyle de yakından bağlantılı olduğu ‘sessizlik’ devam ettiği takdirde ise Aksa'nın tarihi ve İslami kimliğini koruyan mevcut yapının geri dönülmez biçimde riske gireceği belirtiliyor.
Şeyh İkrime Sabri: Filistin halkı Aksa'dan asla vazgeçmeyecek
Kudüs ve Filistin Eski Müftüsü, Mescid-i Aksa İmam Hatibi ve Kudüs Yüksek İslami Heyeti Başkanı Şeyh İkrime Sabri, saldırılar ne kadar şiddetlenirse şiddetlensin Filistin halkının Mescid-i Aksa'dan vazgeçmeyeceğini belirtti.
Filistin halkının büyük fedakarlıklarda bulunduğunu ve tüm zorluklara rağmen Mescid-i Aksa'yı koruma emanetini üstlendiğini vurgulayan Sabri, "Bugün Mescid-i Aksa'da giderek artan ihlaller caydırıcı bir unsurun yokluğunda yaşanmaktadır. Ancak bu durum kanıksanmayacak, kabul edilmeyecek ve Mescid-i Aksa üzerinde hak iddia eden hiçbir zalim güce meşruiyet kazandırmayacaktır” ifadelerini kullandı.
HAMAS: Halkımızın mukaddesatına sahip çıkma kararlılığı kırılamayacak
İslami Direniş Hareketi (HAMAS)’ın önde gelen isimlerinden Macid Ebu Kuteyş, işgal organlarının işgal altındaki Kudüs kentinde yürüttüğü tehlikeli tırmanışın, kentteki Filistin varlığını hedef alan işgal rejimi girişimlerinin bir parçası olduğunu söyledi.
Ebu Kuteyş, yıkım, baskın ve alıkoymaların; mübarek Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlar ve Kudüslülerin evlerinden çıkarılıp evlerinin yıkılması ile gasbedilmesinin eş zamanlı yürütüldüğüne dikkat çekti. Ebu Kuteyş, Kudüslülerin maruz kaldığı uygulamaların onların direncini, topraklarına, evlerine ve kutsallarına bağlılığını kırmayı amaçladığını, ancak Kudüs halkının sarsılmazlığı ve işgalin planlarını boşa çıkarma kararlılığı karşısında bunun başarısız olacağını vurguladı.