AKİT MENÜ

Aktüel

Hayal değil hakikat peşinde

Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan 'Hayal değil hakikat peşinde' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Haber Merkezi

İşte Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan'ın kaleme aldığı o yazı;

Ey Rabbimiz, bizi Sırat-ı Müstakîm'e ulaştır. Bize Sırat-ı Müstakîm ile hidayet et.

Rabbimizin bize öğrettiği bu. Rabbimizin öğrettiği duası bu. Hem de Kur'an'ın fatihası olan, açış kapısı olan Fatiha Suresinin merkez ayeti ve bütün rekatlarda, salâda, bütün rekatlarda okunan Nebi Aleyhisselam'ın ifadesiyle namazın da olmazsa olmazı. Fatiha olmazsa namaz olmaz buyurmakta Resûl Aleyhisselam.

Dolayısıyla bizim bildiğimiz, Allah'ın ve Resûlü'nün bize öğrettiği en temel rotalardan birisi. Sırat-ı Müstakîm, istikamet, hak, hakikat, hakkaniyet. Temel hedef, yönümüzü döneceğimiz bireysel olarak, toplum olarak, ülke olarak, halk olarak, devlet olarak, dünya insanlığı olarak Rabbimizin bize işaret ettiği istikamet bu.

Ama maalesef zamanla bu Rabbimizin gösterdiği hedeflerden şaşılıyor. Onun yerine hani şeytan, iblis sana çok azını şükreder bulacaksın dediği gibi çoğu şeytanın, beşeri ve insi ve cinni şeytanların iğvasına, kandırmasına, algı mühendisliğine kapılıp maalesef rotasını, yönünü kaybediyor.

Mesela işte bir hayallerinin peşinden koşmak diye bir tabir var. Sakın hayallerini bırakma, vazgeçme dşye. Hayallerinin peşinden sonuna kadar koş diye şu anda pompalanan, güzel gösterilen bir şey. Evet hayal güzel olabilir ama yani bu hayalin cinni şeytanların veya insi şeytanların iğvası olmadığını kim garanti edebilir? Bunu kim bu konuda bir eman verebilir? Şu anda halk o kadar sıkıntıda, işte medya kanalıyla, sosyal medya kanalıyla, diğer değişik iletişim araçlarıyla, o kadar yanlış dezenformasyon söz konusu ki yalan çok hızlı bir şekilde yayılıyor.

Yanlış hakeza ve insanlar aldatılıyor, kandırılıyor. Basit dünyevi meselelerde bile.

 

Ama bu deruni, uzun soluklu, bir ucu ahirette bir ucu dünyanın yaratılışında olan meselelerde biz bunların bu konularda iblisin veya insi şeytanların bizi iğva etmediğinden nasıl emin olabiliriz? Peki o zaman nasıl insanlara hayallerinin peşine takıl diye nasıl nesli böyle bir hayalin, ham hayalin peşine takabiliriz? Ya bu insanlar beleş mi yani? Bu insanlar değersiz mi yani? Bu gençler, nesiller böyle başıboş bırakılabilir mi? Yani ham hayallerinin peşinde.

Hatta Nebi Aleyhisselam tuli emel diye tanımlar. Yani nedir? Uzun emel, sonu gelmeyen emellerin peşinde, şeytani vesveselerin peşinde, tuğyani vesveselerin, kandırmaların peşinde, hadi yürü git diye nasıl böyle kendi neslimize, hatta kendimize nasıl böyle bir kötülük yapabiliriz? Hakkaniyet dururken. Biz diyoruz ki hakkaniyetin, istikametin peşine takıl, hakkın peşine takıl, hayalin değil, hakikatin peşine takıl, değil mi? Ham hayalin peşine takılınır mı?

Hatta müminler için Allah Teala onlar boş işlerden yüz çevirirler, boş, malayani, oyun, eğlenceden yüz çevirirler buyurur. Biz o kadar değersiz miyiz? Vaktimiz, imkanımız? Boş boş mu geldik, boş boş mu gideceğiz, biz değersiz miyiz? Haşa, boş işler baş işler olmuş, boşuna işler baş iş olmuş, boş iş baş iş olmuş.

İnsanların çoğu hayali peşinde gidiyor, sonucu boş, hatta zarar da olsa. Bu kadar basit mi? Sen buraya bu kadar donanımlı gönderilmişsin, sen geleceğini kazanman lazım, bir istikamet üzere olman lazım, hakkaniyeti kovalaman lazım, istikameti kovalaman lazım. Ama maceralar peşinde, ya macerayı da arayacaksan hakkaniyetin peşinde, maceramı arıyorsun, nebilerin o kadar hakikaten maceralar yaşamış ki, değil mi? ama hakkaniyet üzere, hakikatin peşinde, hayalin peşinde değil.

 

Ham hayalin gidiyor adam, çıkıyor dağın başına oraya buraya, ölüsü geliyor, herkes seferber oluyor, devlet seferber oluyor, ne geçiyor eline? Peki madem böyle bir şey peşindesin de, niye hakkaniyetin peşinde olmazsın? Mesela şu anda Filistin konvoyu var veya başka türlü, niye hak hakikatin peşinde, İslam'ı hayata hakim kılmanın peşine düşüp, başına ne geliyorsa onlarla mücadele etmenin, o maceraları yaşamanın, İslam'ın mecrasında akmanın yolunu aramazsın niye? Çünkü oranın sonu boş değil. Ya ölüyorsun, yaralanıyorsun bak elinde bir şey de yok ham hayalin peşinde.

Hakkın peşinde başına ne gelirse gelsin. Sen şehit oluyorsun veya hakkaniyetin peşinde gittiğin için Allah o emeğini zayi etmeyeceğini, onu katbekat vereceğini bu mülkün sahibi Rabbi garanti ediyor, var mı daha ötesi? Peki o ham hayalde ne var? Hayalinin peşinde koştun, benim çocuk hayalini bırak gerçekleştirsin, ya bu kadar basit mi ya? Ya bu işler şeytan süslemesi, tuğyan süslemesi başka deği. Boş işler ne kadar süsleniyor.

Allah'ım bizi hakkaniyete, sıratı müstekime ulaştır ve hakkaniyet peşinde, hayal peşinde değil. Huzur orada ama öbürü süslendiği için aleyhine olan şeye meyledersin, niye o süslendi diye.

Yine başka bir kelime, anı biriktiriyorum, anı, anı biriktiriyorum. Gitmiş oraya ailecek, oraya buraya, çoluk çocuk. Ne yapıyorsun? anı biriktiriyorum.
Bir sürü risk de alıyor başına, para harcıyor, emeğini harcıyor ve zamanını harcıyor ve anı biriktiriyor. Ne? Anı biriktiriyor. Yahu sevap biriktirsene, öyle mi, sevap biriktirsene.

 

Hayal peşinde koşana kadar, anı biriktirene kadar, hakikat peşinde koş, sevap biriktir, puan biriktir, bereket biriktir, gelecek biriktir, cennet biriktir. Ama bakın ne kadar boş işler süslenmiş, yalan yalnış işler süslü püslü ve dolayısıyla kadın, kız, genç, çoluk, çocuk bunların peşinde. Şeytanın iğvası, aldatması bunlar. "Çok azını şükreder bulacaksın.
Sana şükredenler dışında hepsini kandıracapım". Ve bu böyle ve bir intikam peşinde iblis şeytanı ve şu andaki onun uşağı, kölesi şeklindeki diğer şeytanlar.

Öyleyse biz bu akıntıya, bu rüzgara kapılamayız.
Biz o kadar basit değiliz. Biz sokakta bulmadık canımızı, sokakta bulmadık neslimizi, sokakta bulmadık geleceğimizi. Biz akıllı olmak durumundayız. Akıllı insanda fıkhını bilir. Allah kime hayır dilerse onu dinde fakih kılar. Güzel fıkıhlar üzerine, güzel akletme üzerine, güzel istikamet, rota üzerine onun ayaklarını sabit kılar. İnşallah

Müslüman'ın farkı budur, İslam'ın farkı budur, imanın farkı budur, emniyetli. Hem bugünü hem geleceği selamet. Ve Allah'la barışık olmak, yaratıcının işçisi, amelesi olmak, memuru olmak, onunla dost olmak, onunla iş tutmak. Var mı daha ötesi? Bundan güzeli, bundan garantisi, bundan istikametlisi, bundan hakkanisi, diğerleri boş, yalan, dolan.

 

Ve tamamen sonu felaket uyuşturucu, kumar gibi, bağımlılık gibi, tamamen insanların geleceğini yakan, yıkan ve o donanımlı insanı değersizleştiren bir anlayış.

Hülasa tekrar Rabbimize dönüyoruz. Diyoruz ki hayal peşinde değil, hakikat peşinde. Anı biriktirmek değil, sevap biriktirmek. Ya Rab bizi sırati müstakime hidayet et. İhtina sıraatel müstakim.
Her namazın her rekatında bunu söylüyoruz ve bunu inşallah artık anlıyoruz.İstikamet üzere olan sıraata yola. Onun dışındaki yolları bırak. Çok istiyorlarsa oyalananlar oyalansın. Biz önümüze bakarız.

Yorumlara Git

Skandal ifadeler ortaya çıktı! Tahir Sarıkaya'nın savunması akıllara zarar!

'İsrail’e destek veren ülkelerin gemilerini vururuz' demişlerdi: Yemen açıklarında saldırıya uğrayan Hindistan gemisi battı

Suriye ordusundan sınırda flaş karar! Tüm izinler iptal edildi, birlikler teyakkuza geçti!

Hürmüz Boğazı için kritik hamle! İran ile Umman masaya oturdu, rotalar sil baştan belirleniyor!

Anlaşma tamam! Mohamed Salah yarın Trabzon’a geliyor