Gündem
Barış ve kardeşliğin kalıcı hale gelmesinin yol haritası! Kazanan Türkiye olacak
“Çerçeve yasa teklifi” olarak bilinen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”, Meclis’te geniş bir mutabakatla ve yaklaşık 360 milletvekilinin imzasıyla TBMM Başkanlığı’na sunuldu. AK Parti, MHP, DEM Parti, CHP, HÜDA PAR, Yeni Yol Grubu milletvekilleri teklife imza koyarken, başından beri “Terörsüz Türkiye” sürecine karşı çıkan İYİ Parti, Özgür Özel liderliğinde kurulan Yeni Parti ve Yeniden Refah Partisi ise ülkemizde barış ve kardeşliğin kalıcı hale gelmesinin yol haritası olarak hazırlanan teklife imza vermedi. Türkiye’yi 40 yıl boyunca oyalayarak içine kapanmasına neden olan, 40 binin üzerinde insanın hayatını kaybetmesine, yaklaşık 2 buçuk trilyon dolar maddi kayba yol açan terörün bir daha geri gelmeyecek şekilde ortadan kalkmasına yönelik çabaların meyvesi olan yasa, ülkemiz için büyük önem taşıyor.
AK Parti Erzurum Milletvekili Av. Abdurrahim Fırat konuya ilişkin Akit’e yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bugün Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat durmaktadır. Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’ni, sadece hukuki bir düzenleme olarak değerlendirmemeliyiz. Bu teklif, ortak geleceğimizi kardeşlik, güven ve dayanışma üzerine yeniden inşa etme iradesinin güçlü bir ifadesidir. Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah, ‘Müminler ancak kardeştirler, öyleyse iki kardeşinizin arasını düzeltin’ diye buyurmakta, bizlere ayrışmayı değil, barışı ve kardeşliği emretmektedir. Bizim medeniyet anlayışımız da asırlardır aynı hakikati esas almıştır. Farklılıklarımızı ayrılık sebebi değil, zenginlik olarak gören bir milletiz. Bugün atılan bu adım da işte bu kardeşlik hukukunu daha da güçlendirme iradesidir. Bölgemizin savaşlar, işgaller ve istikrarsızlıklarla kuşatıldığı bir dönemde Türkiye’nin iç birliğini tahkim etmesi stratejik bir zorunluluktur. Zamanlama bakımından da son derece önemli olan bu süreç, yalnızca ülkemizin huzuruna değil, bölgemizde barış ve istikrar arayan tüm kardeş halklara umut olacaktır. Bugün İslam coğrafyasını parçalamaya, toplumları birbirine düşürmeye çalışan senaryolara karşı uyanık olmak zorundayız. Sapkın inanışları doğrultusunda hareket eden İsrail’in çatışmadan beslenen politikalarına da cevap niteliğindedir TBMM gündemindeki kanun teklifimiz. Süreç sonunda kazanan İslam kardeşliği olacaktır. Bu düzenlemeyi bir nihayet değil, bir başlangıç olarak görmekteyiz. İnşallah bundan sonraki süreçte terörün bıraktığı bütün izler, sosyal, ekonomik ve psikolojik boyutlarıyla tek tek ortadan kaldırılacak, milletimiz geleceğe daha güvenle bakacaktır. Bu tarihi iradenin oluşmasına katkı sunan, samimiyetle sorumluluk üstlenen herkese teşekkür ediyor; Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin ülkemize, milletimize ve tüm bölgemize hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.”
Diyarbakır’da PKK tarafından gerçekleştirilen askeri servis aracına yönelik bombalı saldırıda, 17 yaşındaki tek çocuğu olan Eren Şahin’i şehit veren, 24. ve 27. Dönem AK Parti Diyarbakır milletvekili Oya Eronat ise şu görüşleri dile getirdi: “Terörsüz Türkiye hedefinin gerçekleştirilmesi için hazırlanan yasa teklifine ve bu toplumsal barış sürecine destek vermemek, ülkeyi sevmemek anlamına gelir. 2012 sonunda, 2013-2014 yıllarında da Sayın Cumhurbaşkanımız ‘Baldıran zehri de içsem bu sorunu çözeceğim’ demişti. Biz o zaman da iktidar olarak, şehit aileleri olarak elimizi, gövdemizi taşın altına koyduk. Ama o zaman tabii dış güçlerin, emperyalist güçlerin oyunlarıyla bu işten nemalanan büyük emperyalistlerin, büyük teröristlerin oyunlarıyla bu iş sonuca ulaşamadan maalesef bitmişti. Şimdi Sayın Devlet Bahçeli’nin, Sayın Cumhurbaşkanımızın yine kendileri, gövdelerini taşın altına koyarak başlattıkları bu sürece ülkesini seven herkes destek vermeli diye düşünüyorum. Tabii ki bizim gibi şehit ailelerinin de incinmemesi lazım. Şehit yakınlarının, gazilerimizin acılarını kimse dindiremez. Ama biz çok acı çekiyoruz diye bu acılar devam etsin isteyemeyiz. Çünkü terörün devam etmesi, başka şehitler, başka gaziler, başka çocukların ölmesi anlamına gelir. Hem ülkemizin ekonomik kalkınması için gereklidir bu süreç, hem daha da önemlisi, canlarımızın kaybolmaması için gereklidir. Neticede hayatını kaybeden çocuklar da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. Onun Diyarbakırlı, İstanbullu olması bir şeyi değiştirmiyor.”