Aktüel
Açık düşman şeytan izcisi
Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan 'Açık düşman şeytan izcisi' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan'ın kaleme aldığı o yazı;
Açık düşman, Rabbimiz kitab-ı keriminde müteaddit yerlerde bize bundan bahseder. Bizi bu dünyaya göndermiş, özen bezen yaratmış, onca nimetle donatmış, hayatımız için ne gerekiyorsa yeryüzünü bir beşik gibi çok rahat döşemiş, kurt, kuşlardan daha çok rızıklanmışız, onlar bile bizim için yaratılmış, dünya donatılmış.
Hiç çalışmadan bile kişi başı neredeyse aylık kaba bir hesapla, beşeri hesapla, yüz bin liraya aylık tekabül edecek bizim için bir kazanç, yeryüzüne Rabbimiz koymuş. Belki daha fazla, biz her tarafı keşfedemedik henüz daha. Ama şu anda ekmek arslanın midesine. Tabii ki bu işte açık düşman diye tanımladığı, bizi sadece göndermekte bırakmayıp arkamızdan alo, kulum ne haber, o tağıyı gördün mü? Alak suresinde dercesine açık açık tembihleye tembihleye defaatle açık düşman tanımlaması yapmış.
Ve adını da şeytan koymuş, tuğyan koymuş, tağıyı de şeytan olarak tanımlamış. Ve o sizin için açık düşmandır. Asla onun peşine takılmayın.
Sizi kandırır, iğva eder. Çocukları şekerle kandırdıkları gibi büyüklerin de muhakkak kanacağı bir şeyler var. Büyük çocukların oyunu var da büyüklerin yok mu? Şu andaki bizim hayat diye yaşadıklarımız gerçek hayata göre sanal.
Oyun ve eğlence, büyüklerin oyunu. İşte o oyun üzerinden insi ve cinni olan şeytanlar büyük çocukları kandırır, peşine takar. Öyleyse tanıyın onu.
Onu en iyi kim tanıtır? Allah tanıtır çünkü onu da yaratan, onu da bizden iyi bilen, bizi de bizden iyi bilen. Allah yanılacağımızı, nerede takılacağımızı bizden iyi bilen. O veli nimet, büyük nimet verici.
Yani ne ana ne baba ne ata hiç kimse Allah'ın yerini tutamaz. Onların bile bize ikramı Allah'ın ikramının iletimidir sadece. İletim, başka bir şey değil, aracı.
Onları da elçi kılan da Allah'tır. Öyleyse Rabbimizi böyle bilerek ona kulak kesilmemiz, göz kesilmemiz lazım. Ve döne döne bu, şeytan sizin için açık bir düşmandır.
Onun ayak izlerini takip etmeyin, onun hatalarını takip etmeyin, ona tabi olmayın. Daha büyük planda onun tebası olmayın. Peki yani iblis o şeytan Rabbimize şükredenler dışında kimseyi rahat bırakmayacak. İnsanların çoğunu şükreder bulmayacaksın. Bir taraftan da kendi cennetten indirilişini atamız Adem'e fatur ediyor. Alakası yok, alakası yok ama yansıtma mekanizması.
Dolayısıyla bir intikam peşinde, o da var. Bütün bunları düşünün cinni planda, insi planda da daha başka intikamlar, daha başka çıkarlar, daha başka motivasyonlar devreye giriyor. Kısa vadeli çıkarlar, menfaatler... ve içinden çıkılmaz hale geliyor.
Ve bugün işte şeytan kimdir, iblis kimdir, tuğyan kimdir? Kabaca iki örnek göstererek bunu çoğaltmanızı isteyeceğim. Ben siyonizm için şunu diyorum. Şeytan ete kemiğe büründü, siyonizm diye göründü. Siyonizmin çıkış noktası iblisin, ben üstünüm, ben ateşten o çamurdan. Siyonizmin ana çıkış noktası da budur. Her şeye rağmen ben seçkinim. Bunu kabul etmeyen nebileri katletmeye kalkıyorlar. Bunu kabul etmeyen Allah'ı, haşa ona alternatif siyon tanrısını ihdas ediyorlar. Buzağı tapıcılığı yapıyorlar. Ben diyorum ki iblisten insani planda, birey hatta toplum olarak bu tayfa ihaleyi almıştır ve bütün dünyada şeytanizmi, tuğyaniliği yaygınlaştırmakta ve şeytanın düdüğünü öttürmektedir. Baktığımız zaman dini de buna kullanır, devleti de bunun için kullanır.
Peki dünyada diğer taraflar, diğer taraflarda da aslında nasıl o iblis bütün dünyaya hükmediyorsa aslında o açıdan da siyonizm bütün dünyayı bir şekilde o şeytani hilelerle ele geçirmiş. En başta maddi gücü elde etmiş. İşte riba, tefecilik. Diğer ülkeleri, şirketleri, halkları haraca bağlayarak, ribaya bağlayarak onları, bir defa para, dolar başta onlara çalışıyor. Onların önde gelen ailelerine çalışıyor. Ve bununla bütün dünyayı satın almaya kalkmışlar. Bütün palazlanan şirketleri satın almaya.
Bütün işte inkişafı, keşifleri bastırıp parayı. Bir de haksız rekabet düşürebiliyor musunuz? Ticarette bile haksız rekabet kabul edilemez. Onun kuralları vardır. Ama küresel planda haksız rekabet almış başını gidiyor.
Her türlü yol mübah. Zorbalık, işte savaş çıkarmak, hatta Epstein adalarıyla hile, desise, kasetini yapmak, görüntüsünü kaydedip onu şantaj, tehdit olarak kullanmak, her türlüsü var. Yetmedi bir de bu kanserin diğer ülkelere sirayet eden uzantıları var.
Bakın bizde de bizim çocuklar darbe yaptı diye açık açık söylediler. Hatta birçok darbecinin mesela Çevik Birler ve birçok darbe yapan paşayı ağlama duvarlarında görürsünüz, görebildiğiniz kadar. Daha göremediğiniz nice niceleri, aslında ülkeleri de darbelerle, başka türlü savaşlarla, ekonomik savaşlarla, her türlü hile, zorbalık, desiseyle ülkelerin yönetimini ele geçirmişler.
Senin aklına gelmez. Çünkü sen öyle yapamazsın. Niye? Çünkü dinin sana bunu yasaklar.
Ama onun dini öylemi? Tevratla alakası yok. Hatta oradan türettikleri, uydurdukları Talmudla bile alakaları yok. Allah'la resülleriyle hiç alakası yok. Hatta kendi ürettikleri beynelmilel, hukuk mecralarını bile, müesseselerini bile tanımazlar.
Adeta kendi yaptıkları putu, kendileri acıkınca yerler. Bu kadar namert. Namertle baş edilmez.
Onun için bunlara karşı, bu açık düşmana karşı ayık olmamız lazım. Ve onların yerli uzantıları ve bu çoğu kere de kavmiyetçilik, milliyetçilik üzerinden, çoğu kere mesela Türkçülük üzerinden, Türklüğü ve Atatürkçülüğü Türkiyede oluşturanlar, Yahudilerdir. Öncüleri Yahudilerdir. Türkçeninki Ermenidir. Bakabilirsiniz. DertleriTürkçülük değil?. Türkçü mü bunlar? Alakası yok. Bugün de kürtçülüğü kullanıyorlar. Hep böyle ve atalar üzerinden, ataların izinde yalanıyla. Ya benim atam Allah'a düşman olur mu? Benim atam Allah'a saygılı atalarına düşman olur mu? Olabilir mi? Ama böyle koskoca bir yalanla ataların izinde.
Şeytanın ayak izlerine, hatalarına tabi olmayın. Onları takip etmeyin ayetine sanki inatla karşı çıkarcasına, koskoca yalan ataların izinde uydurmalarıyla, koskoca bir kavmi, bir ülkeyi, bir milleti şeytanın peşine takarlar. Bu kadar.
Öyleyse bunlara karşı ayık olmamız lazım. Allah Teala açık ediyor. Onu dinlememiz lazım.
Ve o ayetleri güncellememiz lazım.
Hatta onlara kaba bir tabirle, daha büyük planda tebaa olmayın. Tabi olmayın, daha da önemli tebaa olmayın. Ne demektir bu? Bakın çok önemli bir şey. Tabiiyet nedir? Uyruk. Onun uyruğu olmayın.
Daha ileri bir şey söyleyeceğim. Bakın şu anda efendim birçok savmımız, salatamız vesaire yapıyoruz, ediyoruz da kara delikleri kapatamazsak, o kara deliklerden bunlar akıp giderse, boşa giderse nice olacak bizim müflis tüccar halimiz.
Şeytan Allah'a karşı bir eşkiyadır. Teröristtir. Nasıl bir devlete karşı terörist bir örgütün müntesibi olmak? İstersen orada ne kadar güzel amel işlersen işle amelleri neye gider? Güme gider. Peki şeytana tebaa olmak, şeytanın hataları izinden o siyonizmin uzantısı, anlayışların, ideolojilerin tebaası olmak, tabisi olmak bir yerde ilahi devlete karşı eşkiya bir örgütün müntesibi olmaktır. Değil mi? Öyle mi? Sen ne kadar namazınla niyazınla düzeltmeye çalışsan da bu neye yarar? Sadece belki Allah muhafaza cehennemdeki azabını azaltır.
Cennet için önce o kara delikleri kapatmak lazım.
Eşkiya örgütlerden istifa etmek, ayrışmak, hak safa geçmek, hakkaniyetle buluşmak, o şeytani izlerin sözde koskoca yalan, ataların izinde kandırmalarından yakamızı, paçamızı, ülkemizi, devletimizi, milletimizi, neslimizi çekip alıp Allah'a tebaa, Allah'a tabi kılmamız lazım. Asıl problem bu. Asıl mesele bu.
Buna dikkat çekip bu konuda ayıkıp şeytanın ayak izlerinden, şeytanın hatalarına tabi, tebaa olmaktan bir an önce kurtulmak, açık düşman, eşkıya örgütün bir müntesibi pozisyonuna bilerek veya bilmeyerek düşmekten arınmamız lazım. Terörsüz Türkiye anlayışının asıl bu açıdan değerlendirilmesi lazım.
Asıl terör bu. Asıl eşkıyalık bu. Bu terörizme, bu eşkıyalığa karşı terörsüz bir Türkiye, eşkıyasız bir Türkiye, selami islami bir Türkiye ve selami ve islami terörsüz, eşkıyasız bir dünyaya niyet etmemiz lazım. Bunu istememiz lazım.