Dünya
Netanyahu eceli gelen köpek gibi
Bölgeyi kan gölüne çeviren, soykırımcı İsrail’in, Türkiye ile çatışma riskini göze alarak, Halep yakınlarındaki bir hava üssüne saldırması tansiyonu yükseltti. Mekke Anlaşması’ndan dolayı kimyası bozulan İsrail, Suriye üzerinden Türkiye’ye mesaj vermeye kalktı.
HABER MERKEZİ
Kurulduğu günden beri kuduz köpek stratejisini güden ve bölgedeki ülkeleri hedef alan haydut devlet İsrail, sonunda sınırımıza dayandı. Önceki gün Suriye’nin kuzeyindeki İdlib ilinin doğusunda, Türkiye sınırına 70-80 km mesafedeki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’nı vuran terör devleti İsrail, adeta cami duvarına pisledi. İsrail savaş uçaklarının düzenlediği 8 saldırıda pistin yanı sıra hangarda atıl durumdaki bir yapı hedef alınırken, İsrail Başbakanlığı’nın resmi X hesabından yapılan paylaşımda, “Halep yakınlarındaki bir hava üssüne Türk birliklerinin konuşlandırılmasından” duyulan korku dile getirilirken, Tel Aviv merkezli gazeteler “Türkiye ile çatışma riskini göze aldık” başlıklı haberler yayınladı. ABD Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın, “Türkiye-İsrail arasında çatışma riski var” diye nitelendirdiği saldırı sonrası açıklama yapan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ise “Türkiye, Suriye’de huzur, istikrar ve refahın tesisi için Suriye Hükümeti ile meşru zeminde iş birliği yapmayı kararlılıkla sürdürecek ve Suriye’nin istikrarsızlaştırılmasına asla izin vermeyecektir” ifadesine yer verdi. Arkasına aldığı ABD ile son olarak İran’ın bütünlüğünü hedef alan Siyonist İsrail’in şimdi de rotasını Türkiye’ye çevirmesini Akit’e değerlendiren uzmanlar, “Eceli gelen köpek cami duvarına pislermiş” şeklindeki özdeyişimizi hatırlattı.
İSRAİL, SURİYE ÜZERİNDEN TÜRKİYE İLE GERİLİMİ TIRMANDIRIYOR
Konuyla ilgili gazetemize açıklamalarda bulunan Dr. Mehmet Babacan, İsrail’in Türkiye ile doğrudan karşı karşıya gelmek yerine Suriye üzerinden gerilimi tırmandırmaya çalıştığını söyledi. İsrail’in saldırgan ve revizyonist politikalarının bölgedeki en önemli güvenlik sorunlarından biri haline geldiğini belirten Babacan, yakın dönemde imzalanan Mekke Anlaşması’nın Tel Aviv açısından önemli bir gelişme olduğunu ifade etti. Babacan, bölgenin önemli aktörlerinin dahil olduğu güvenlik odaklı gelişmelerin İsrail üzerinde baskı oluşturduğunu kaydetti. Türkiye’nin bölgedeki gelişmelere ilişkin mesajlarının da dikkate alınması gerektiğini belirten Babacan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, Gazze’de ateşkese rağmen İsrail’in saldırılarını sürdürmesi halinde Türkiye, Mısır ve diğer bölge ülkelerinin daha radikal adımlar atabileceğine yönelik açıklamalarını hatırlattı. Babacan, “Şimdi, kendisini tehdit eden ve güvenlik odaklı bu gelişmelerin etkisi ve baskısı altında, aslında İsrail bir dışa vurum, hezeyanını dile getirme politikası benimsedi. Tabii bunun adresinin Suriye olması şaşırtıcı değil. Çünkü bizim söylediğimiz, hep üstünde durduğumuz bir şey var: İsrail ile Türkiye arasındaki tansiyon ve bölgesel tırmanma, Gazze ve Filistin’in ötesinde yeni cepheleşme olan Suriye’de yaşanacak diyorduk ki bunun belirtileri zaten uzun zamandan beri vardı. Aynı zamanda şunu da hatırlayalım: İran’ı bir ölçüde ABD ile beraber dizginlemeye çalışan İsrail, kendisine yeni bir düşman üretme arayışında. Çünkü bildiğimiz gibi İsrail, evet, nefessiz kalır ama düşmansız kalmaz. Çünkü kendini meşrulaştırmak, kendi kimliğini inşa etmek için sürekli bir ötekine ve düşmana ihtiyaç duyuyor ve halkını da bu şekilde konsolide ediyor. Tabii bunun en önemli bir diğer ayağı da iç siyaset. Yaklaşan seçimler var. Netanyahu rejiminin yine kendisini bir dış tehdit üzerinden meşrulaştırma ihtiyacı var. Ve seçim pankartlarına; başta Tel Aviv olmak üzere önemli şehirlerdeki pankartlara baktığımızda, Hizbullah liderinin ve Hamaney’in yanında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da resimlerinin asıldığını ve üzerlerinde “Onlar Netanyahu’nun kaybetmesini istiyor, siz istiyor musunuz?” yazdığını da biz medya üzerinden öğrenmiş bulunuyoruz. Yani uzun lafın kısası, Suriye’de gerçekleşen saldırı başta İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Dışişleri Bakanı ve diğer yetkililer tarafından en güçlü şekilde kınanırken, biz İsrail’in Suriye’de giderek Türkiye ile gerilimi tırmandırmayı seçtiğini, ABD’nin itirazlarına ve engellemelerine rağmen Türkiye ile sürtüşmeyi hızlandırmaya çalıştığını görüyoruz. Burada tabii itidalli ve sağduyulu davranmak bir yere kadar. Çünkü sürekli Türkiye’nin sağduyulu, itidalli davrandığı fakat İsrail’in pervasız davrandığı bir ortamda, tabii ki siz de bir yere kadar bu politikayı sürdürürsünüz. Önemli olan, uluslararası toplumun ve başta ABD olmak üzere küresel aktörlerin İsrail üzerindeki baskıyı artırması ve Tel Aviv’in tekrar Suriye üzerinde, Suriye topraklarında artan saldırılarını dizginlemeye çalışması olacaktır” ifadelerini kullandı.
İSRAİL’İN ASIL RAHATSIZLIĞI SURİYE ORDUSUNUN GÜÇLENMESİ
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Harun Onur Gündüz ise “İsrail’in Ebu Zuhur kışkırtması eli kanlı Netanyahu hükümetinin Ekim seçimleri öncesi İsrail iç siyasetini konsolide etme çabalarımdan ötesi değildir. Türkiye hali hazırda Suriye’nin kuzeyinden Deyr Ez Zor bölgesine kadar çok geniş bir alanda askeri üslere sahiptir. İsrail savunma bakanlığının yaptığı açıklama Türkiye içinde kamuoyunu etkilemek için yapılmış tamamen art niyetli bir açıklamadır. Türkiye Suriye içerisinde hali hazırda onlarca askeri üsse sahip haldedir. Bu üssün Suriye açısından önemi ise şudur, Suriye Hava Kuvvetleri devrim sonrası elinde kalan uçaklarla ilk kez hava tatbikatı gerçekleştirdi ve bu tatbikata TSK helikopterler ve İHA sistemleriyle eşlik etti. İsrail’in asıl rahatsızlığı bu tatbikattır çünkü Suriye ordusu Türkiye’nin büyük desteğiyle beraber hızlı bir şekilde modern güçlü ve deneyimli bir orduya kavuşmaya çok yakın. Mekke Anlaşmasıyla beraber Suudi Arabistan’ın mali desteğiyle Suriye’nin Pakistan’dan savaş uçakları alma olasılığı konuşulmakta ve önümüzdeki günlerde Ahmet el Şara bu konuyla alakalı İslamabad’a ziyarette bulunacağı bilinmekte. Sayın Cumhurbaşkanımızın Şam ziyareti ve Suriye’nin Türkiye önderliğinde hızlı bir şekilde ayağa kaldırılması sonrası İsrail bölgede yaşadığı güç ve nüfuz kaybını bu üsse saldırarak sahte bir algı çalışması içine girmiştir. Nasıl ki Suriye iç savaşı esnasında algı çalışmalarıyla Türkiye’yi savaşın kaybedeni olarak göstermeye çalışanlar günün sonunda hüsrana uğradıysa, bugün Türkiye’yi tepkisizlikle suçlayanlarda aynı hüsranı yaşayacaktır. Türkiye kimsenin kışkırtmasıyla ya da savaş tehdidiyle hareket edecek bir ülke değildir. Ülkemiz için doğru vakit geldiğinde İsrail’e en büyük cevabın Kudüs üzerinde verileceğinden eminimiz. İsrail Türkiye korkusuyla beraber ülkemiz içindeki kardeşlik ve birlik ruhunu bozmaya yönelik çalışmalarına devam edecektir fakat günün sonunda Netanyahu yönetimini Beşar Esad’ın sonu beklemektedir” şeklinde konuştu.