AKİT MENÜ

Okur Postası

Altılı Masadan Tarihin Çöplüğüne

Gazetemiz okurlarından İsmet Adacı / Afyonkarahisar 'Altılı Masadan Tarihin Çöplüğüne' başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Haber Merkezi

Bir zamanlar “Altılı Masa” diye pazarlanan siyasi yapı, bugün dönüp bakıldığında Türk siyasetinin en ibretlik tablolarından biri olarak karşımızda duruyor.
Meral Akşener aktif siyaseti bıraktı. Temel Karamollaoğlu genel başkanlığı devretti. Ahmet Davutoğlu da siyasi hayatını kapattı. CHP ise Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında yaşanan bölünmeyle tarihinin en ağır krizlerinden birini yaşıyor. 2026’da mahkeme kararıyla CHP’nin 2023 kurultayının iptal edilmesi ve Özgür Özel’in genel başkanlığının sona ermesi, ardından Özel ve beraberindeki 90 milletvekilinin yeni bir parti kurması, muhalefetteki parçalanmanın boyutunu açıkça ortaya koydu.

Peki bütün bu hikâyenin ortak noktası neydi?

Erdoğan karşıtlığı.

Bir araya gelmelerinin temel motivasyonu Türkiye’yi nasıl yönetecekleri değildi. Ekonomiyi nasıl büyütecekleri, gençlere nasıl iş imkânı sağlayacakları, Türkiye’yi dünyada nasıl daha güçlü hale getirecekleri, şehirleri nasıl kalkındıracakları konusunda ortak ve inandırıcı bir gelecek tasavvuru ortaya koyamadılar.
Formül basitti:

 

“Erdoğan gitsin.”

Ama siyaset yalnızca birini göndermek üzerine kurulamaz.

Millet, “Peki siz ne yapacaksınız?” diye sorduğunda cevap vermek gerekir.

Çünkü iktidar alternatifi olmak, yalnızca iktidara kızmak değildir. Devlet yönetmek; ekonomi bilmek, dış politika bilmek, güvenlik politikası üretmek, şehirlerin sorununu çözmek, çiftçinin, esnafın, işçinin, emeklinin derdine çare olmak demektir.

Bugün geldiğimiz noktada Altılı Masa’nın siyasi mirası ortada.

 

Masa dağıldı, aktörleri dağıldı, söylemleri dağıldı. CHP kendi içinde parçalandı. Özgür Özel ve beraberindeki 90 milletvekilinin CHP’den ayrılarak yeni bir parti kurması, muhalefetin geldiği noktayı zaten tek başına anlatıyor.

Ekrem İmamoğlu ise bugün yolsuzluk suçlamaları kapsamında tutuklu bulunuyor; kendisi suçlamaları reddediyor.

Burada mesele bir kişinin şahsı değildir.

Mesele, yıllarca “Türkiye’yi biz kurtaracağız” iddiasıyla ortaya çıkanların, kendi siyasi yapılarında dahi düzen ve istikrar sağlayamamasıdır.

Belediyeler konusunda da aynı tabloyu gördük. Seçim dönemlerinde “biz gelirsek her şey düzelecek” denildi. Sonrasında bazı belediyelerde yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları üzerinden soruşturmalar, gözaltılar ve tutuklamalar gündeme geldi. Elbette hukuken kesinleşmiş bir mahkûmiyet olmadan hiç kimse suçlu ilan edilemez. Fakat siyasetin de burada sorması gereken çok basit bir soru vardır:

 

Millete hizmet etmek için verilen makamlar, neden sürekli siyasi kavganın ve adli soruşturmaların konusu haline geliyor?

İşte siyaset tam da burada başlıyor.

Milletin karşısına sadece Erdoğan düşmanlığıyla çıkarsanız, bir süre alkış alabilirsiniz. Manşet olabilirsiniz. Sosyal medyada gündem olabilirsiniz. Ama milletin geleceğine dair bir projeniz yoksa, o alkışların ömrü uzun olmaz.

Çünkü Türk milleti sandıkta yalnızca öfkesini değil, geleceğini de oyluyor.

Millet sizi adam yerine koysa, önünüze sandık koyar; sizi daha büyük bir sorumluluğa taşır. Nitekim Türk siyaseti bunun örnekleriyle doludur. Millet, kendisine güven veren siyasetçiyi de yükseltir, hizmet üretmeyeni de bir kenara bırakır.

 

Bugün yapılması gereken, bu tablodan ders çıkarmaktır.

Siyasetin tek ideolojisi “Erdoğan’ı devirmek” olamaz.

Erdoğan’ı eleştirebilirsiniz. AK Parti’ye karşı çıkabilirsiniz. Farklı bir Türkiye tasavvuru ortaya koyabilirsiniz. Bunların hepsi demokratik siyasetin parçasıdır.
Ama bunun karşılığında millete bir şey söylemek zorundasınız:

“Biz Türkiye’yi nasıl yöneteceğiz?”

Ekonomide ne yapacaksınız?

Savunma sanayiinde ne yapacaksınız?

 

Terörle mücadelede hangi politikayı uygulayacaksınız?

Enerjide Türkiye’yi nasıl bağımsızlaştıracaksınız?

Gençlere hangi geleceği sunacaksınız?

Deprem şehirlerini nasıl yeniden ayağa kaldıracaksınız?

Çiftçiye, esnafa, emekliye ne vereceksiniz?

İşte millet bunları bekliyor.

Sadece “Erdoğan gitsin” diyerek siyaset yapanların ise sonunda karşılaşacağı yer bellidir:

 

Tarihin çöplüğü.

Çünkü tarih, millete sadece düşmanlık vaat edenleri değil; millete bir gelecek kuramayanları da unutuyor.

Ve bugün yaşananlar bize bir kez daha gösteriyor:

Milletin iradesini küçümseyen, milletin aklıyla alay eden ve siyaseti yalnızca makam kavgasına indirgeyenler; eninde sonunda kendi kurdukları siyasi düzenin altında kalıyor.

Gerisi siyasetin değil, tarihin hükmüdür.

Yorumlara Git

Bakan Gürlek duyurdu: Orman yangınlarında hesap vakti! 73 yangında 12 tutuklama

Her iki lafından biri İsrail’e destekti! Almanlar da umudu kesti: Merz gidici

Selçuk Bayraktar’dan Siyonist çetelere rest: ‘Birileri rahatsız olsa da; it ürür, kervan yürür’

Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani: Türkiye’den vazgeçmeyeceğiz! İsrail’e güvenmiyoruz

Aziz Aktaş davasında dananın kuyruğu kopuyor: Gözler mahkeme heyetinde!