AKİT MENÜ

Gündem

Küstahlığa bakın! Kılıçdaroğlu aradı, telefonu açmayacağını ilan etti

İktisatçı Prof. Dr. Uğur Emek'in Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik çıkışı tepki çekti. Kılıçdaroğlu'nun kendisini aradığını gösteren telefon kaydını sosyal medyada paylaşan Emek, “Kendisinin telefonunu bir daha açmayacağım. Lütfen beni bir daha aramayın” dedi. 27 yıl devlet kademelerinde görev yapan bir akademisyenin, siyasi görüş ayrılığı yaşadığı bir parti genel başkanına yönelik tavrını kamuoyu önünde bu üslupla ilan etmesi “Siyasi eleştiri başka, nezaket başka” dedirtti.

Haber Merkezi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun telefonuna çıkmayan ve bunu hesabından paylaşan Uğur Emek'in sosyal medya paylaşımı tepki çekti.

KILIÇDAROĞLU ARADI, TELEFON KAYDINI YAYINLADI

Emek, Kılıçdaroğlu'nun kendisini telefonla aradığını belirterek arama kaydının görüntüsünü de sosyal medya hesabından yayımladı.

Bununla da yetinmeyen Emek, Kılıçdaroğlu'nun sosyal medya hesabını etiketleyerek şu ifadeleri kullandı:

“Üzülerek söylüyorum. Kendisinin telefonunu bir daha açmayacağım. Lütfen beni bir daha aramayın.”

SİYASİ TEPKİ Mİ, NEZAKET SINIRLARINI AŞAN TAVIR MI?

Elbette Uğur Emek, Kılıçdaroğlu'nu ve CHP yönetimini eleştirebilir.

Kılıçdaroğlu'nun göreve geliş biçimini yanlış bulabilir, kendisiyle siyasi veya akademik ilişki kurmak istemeyebilir.

Ancak tartışılması gereken nokta başka:

Bir kişinin telefonuna cevap vermemek kişisel tercih olabilir. Peki bunu telefon kaydını da yayımlayarak kamuoyuna ilan etmek neyin göstergesi?

Karşınızdaki kişi, beğenin ya da beğenmeyin, yıllarca Türkiye'nin ana muhalefet partisinin genel başkanlığını yapmış ve bugün yeniden CHP'nin başında bulunan bir siyasetçi.

Telefonu açmak, aynı fikirde olmak anlamına mı geliyor?

Dinlemek, desteklemek anlamına mı geliyor?

Siyasi görüş ayrılığı, temel nezaket kurallarını ortadan kaldırıyor mu?

27 YIL DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI'NDA ÇALIŞTI

Üstelik bu tavrı sergileyen isim sıradan biri değil.

Uğur Emek'in yayımlanan özgeçmişine göre, 1989-2016 yılları arasında tam 27 yıl Devlet Planlama Teşkilatı'nda Planlama Uzmanı olarak görev yaptı.

Kamu ihaleleri, kamu-özel işbirlikleri ve rekabet politikası gibi alanlarda çalışan Emek, 2016 yılında Başkent Üniversitesi İktisat Bölümü'ne katıldı, 2017 yılında profesörlüğe yükseldi.

Bugün Başkent Üniversitesi İktisat Bölümü Başkanı olarak akademik hayatını sürdürüyor.

Yani devlet geleneğini, kamu kurumlarının işleyişini ve farklı görüşlerle aynı masa etrafında çalışmanın ne anlama geldiğini bilmesi beklenen bir akademisyenden söz ediyoruz.

TELEFONA ÇIKMAMAK YETMEDİ, BİR DE İLAN ETTİ

Emek'in Kılıçdaroğlu'na yönelik tepkisi yeni de değil.

Daha önce de mevcut CHP yönetimini “antidemokratik” olarak nitelendiren Emek, araştırmalarının ve konuşmalarının bu yönetim tarafından kullanılmasına izin vermediğini açıklamıştı.

Son olarak ise işi doğrudan Kılıçdaroğlu'nun telefonuna cevap vermeyeceğini kamuoyuna ilan etmeye kadar götürdü.

İşte tepki çeken nokta da burada.

Eleştirmek başka, muhatabını küçümseyen bir görüntü vermek başka.

Kılıçdaroğlu'nun siyasetini beğenmeyebilirsiniz.

Genel başkanlığını tanımayabilirsiniz.

Kararlarını en ağır şekilde eleştirebilirsiniz.

Ama bir insanın sizi telefonla aramasını adeta teşhir edercesine paylaşarak, ardından “Telefonunu bir daha açmayacağım, beni aramayın” diye kamuoyuna seslenmek akademik bir eleştiriden çok siyasi gösteriye dönüşmüyor mu?

BU KİBRİN SEBEBİ NE?

Asıl soru şu:

Bir telefon görüşmesine cevap vermek insanı hangi siyasi görüşün mensubu yapıyor?

Kılıçdaroğlu'nun telefonunu açsa ne kaybedecekti?

Dinleyip itiraz etse ne olacaktı?

27 yıl devlet kurumunda görev yapmış bir akademisyenin farklı düşündüğü insanlarla konuşmanın demokratik kültürün temel unsurlarından biri olduğunu herkesten daha iyi bilmesi gerekmez mi?

Prof. Dr. Uğur Emek'in Kılıçdaroğlu'na karşı çıkması kendi tercihidir.

Fakat telefonu açmayacağını ilan ederek bunu kamuoyu önünde bir siyasi tavra dönüştürmesi de eleştiriye açıktır.

Siyasette fikir ayrılığı olur. Muhalefet olur. Sert eleştiri de olur. Ama nezaketin de bir sınırı vardır.

Yorumlara Git

Resmen açıklandı! "Yabancı medya çalışanları askeri hedeftir"

Türkiye'den Akdeniz'de kritik hamle! 4 ülke aynı masada

Mehmet Beyhan yazdı: İsrail’i panikleten nedir?

İsrail'e Suriye'de bir darbe daha! YPG'den sonra Dürzi planı da sallantıda

Haluk Levent'e bir darbe daha! Milyonlarca takipçili hesabı için karar çıktı