İSLAM
Peygamberimizi anlamaya dünden daha çok ihtiyaç var
Hz. Peygamber’in çağrısı yalnızca bireyin inanç dünyasına yönelik değildi. Bu çağrı, insanın insanla ve toplumla ilişkisini de yeniden şekillendiriyordu.
Barışın, huzurun, merhametin, sevginin ve adaletin esas alındığı yeni bir toplumsal anlayışın temelleri atılıyordu.
Cahiliye düzeninde gücün belirleyici olduğu birçok alanda İslam; hakkı, hukuku, sorumluluğu ve adaleti merkeze taşıdı.
Mekke döneminde putlara ve farklı ilahlara tapınma yaygınken İslam, tevhidi ve yalnızca Allah’a kulluğu esas aldı. Kabile savaşları ve kan davalarının karşısına barış, bağışlama ve adaleti; güçlünün zayıfı ezdiği anlayışın karşısına hak, hukuk ve sorumluluğu koydu. Faiz, tefecilik ve ağır borç ilişkilerine karşı ribâyı yasaklayarak borçluya kolaylık gösterilmesini emretti; ticarette hile, ölçü ve tartıdaki adaletsizliklere karşı dürüst ticareti ve doğru ölçüyü esas aldı. Kölelerin özgürleştirilmesini teşvik etti ve haklarının gözetilmesini istedi. Kadınlara miras, mülkiyet ve mehir gibi belirli haklar tanıdı; bazı topluluklarda görülen kız çocuklarının öldürülmesini ise kesin biçimde kınadı.
Yetimlerin mallarının ve haklarının istismar edilmesine karşı yetimi korumayı, servetin belirli ellerde yoğunlaşmasına karşı zekât, sadaka, infak ve toplumsal dayanışmayı öne çıkardı. Soy, servet ve kabile üstünlüğünün karşısına insanın değerini takvayla ilişkilendiren bir anlayış koydu. İçki ve kumar aşamalı olarak yasaklanırken, intikam ve kan davası kültürünün yerine affetme, uzlaşma ve adaletin tesis edilmesi teşvik edildi. Böylece İslam, yalnızca insanların inançlarını değiştirmeyi değil; imanı ahlakla, hakkı adaletle ve kulluğu toplumsal sorumlulukla buluşturan kapsamlı bir dönüşümü hedefledi.
Anmak yetmez anlamak gerekir
Hz. Peygamber’i anmak yetmez, anlamak gerekir. Asıl mesele onu, mücadelesini ve insanlığa getirdiği mesajı anlamaktır.
Çünkü bugün insanlık, biçimleri değişmiş olsa da özünde geçmişte karşılaşılan pek çok sorunla yeniden karşı karşıyadır.
Cahiliyenin araçları değişti, soruları değişmedi. Tefeciliğin ve borç düzeninin insanları ekonomik bağımlılığa sürüklediği; zulmün ve haksızlığın farklı biçimlerde devam ettiği; ahlaki değerlerin aşındığı, insanın yalnızlaştırıldığı ve toplumsal bağların giderek zayıfladığı bir çağda yaşıyoruz.
Peygamber Efendimizin çağrısı insanlığa, Allah karşısındaki sorumluluğunu ve başka insanlar üzerindeki hak ve sorumluluklarının hatırlatılmasının çağrısı bu!
İman ahlaktan ayrı düşünülemez. İman haktan ayrı düşünülemez. İman adaletten ayrı düşünülemez. İman toplumsal sorumluluktan ayrı düşünülemez. Anlamak, anlattığı hakikati çağımıza taşımak ve adalet mücadelesinde yaşatmak gerekir.