Otomotiv
Daralan pazar, aftermarketin stratejik önemini artırıyor!
Otomotivde yeni araç satışlarının yavaşlaması mevcut araç parkını yaşlandırırken, elektrikli araç dönüşümü satış sonrası sektörünün yapısını değiştiriyor. İTO 52. Komite Başkanı ve Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, Türkiye’nin aynı anda iki farklı araç parkına hizmet vereceğini belirterek, “Yeni nesil araçlara hazırlanırken milyonlarca mevcut aracın bakım ve onarım ihtiyacını karşılamaya devam edeceğiz” dedi.
İTO 52. Komite Başkanı ve Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, daralan iç pazar ile Türkiye ve Avrupa’da hızlanan elektrikli araç dönüşümünün otomotiv sektörünü iki farklı gerçekliğe aynı anda hazırlanmaya zorladığını söyledi. Yeni araç satışlarındaki yavaşlamanın mevcut araç parkının kullanım süresini uzattığını belirten Aşçı, bu durumun bakım, onarım ve yedek parça sektörünün stratejik önemini artıracağını ifade etti.
Otomotiv sektöründe üretim, ihracat ve iç pazar göstergeleri aşağı yönlü seyrederken, ihracatın değer bazında artış göstermesi ve Türkiye’nin güçlü üretim kapasitesini koruması, mevcut tablonun tek boyutlu değerlendirilmemesi gerektiğini ortaya koyuyor.
İTO 52. Komite Başkanı ve Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, güncel verilerin yalnızca satış rakamları üzerinden okunmaması gerektiğini belirterek iç pazardaki daralma, üretim ve ihracattaki gerileme, artan vergi yükü ile Türkiye ve Avrupa’daki elektrikli araç dönüşümünün birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Üretimde yüzde 8, otomobil ihracatında yüzde 29 kayıp
2026 yılının ilk yedi ayında Türkiye otomotiv pazarı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11 daralarak 661 bin 249 adet seviyesine geriledi. Aynı dönemde toplam otomotiv üretimi yüzde 8 azalışla 767 bin 216 adet olurken, otomobil üretimi yüzde 19 düşüşle 424 bin 667 adede indi.
Toplam otomotiv ihracatı adet bazında yüzde 14 azalarak 542 bin 401 adet olarak gerçekleşti. Otomobil ihracatı ise yüzde 29 gerileyerek 255 bin 679 adette kaldı. Buna karşılık toplam otomotiv ihracatı değer bazında yüzde 2,6 artış göstererek 24,4 milyar dolara ulaştı.
Sektörün zorlu bir dönemden geçtiğini, ancak Türkiye otomotiv sanayisinin güçlü üretim ve ihracat altyapısını koruduğunu belirten Aşçı, “Türkiye yaklaşık 2,2 milyon adetlik kurulu üretim kapasitesiyle Avrupa otomotivinde önemli bir merkez olmaya devam edecektir” dedi.
Satış sonrası sektörü stratejik konumunu güçlendirecek
İç pazardaki daralmanın etkisi temmuz ayında daha belirgin hale geldi. Otomobil ve hafif ticari araç satışları temmuz ayında 80 bin 786 adet olarak gerçekleşti.
Yeni araç satışlarındaki yavaşlamanın Türkiye’deki mevcut araç parkının daha uzun süre kullanılmasına ve buna bağlı olarak bakım, onarım ve yedek parça ihtiyacının artmasına yol açması bekleniyor.
Saim Aşçı, mevcut araç parkının büyüklüğüne dikkat çekerek, “Türkiye’de milyonlarca araç yollarda ve bu araçların bakım, onarım ve yedek parça ihtiyacı devam edecek. Yeni araç satışları düşerken mevcut araçların kullanım ömrünün uzaması, yedek parça ve servis ekosistemini önümüzdeki yıllarda daha stratejik bir konuma taşıyacak” dedi.
Araç başına ÖTV 718 bin TL’ye yükseldi
Vergi tarafındaki gelişmeler de otomotiv pazarındaki baskıyı ortaya koyuyor. Temmuz ayında motorlu taşıtlardan tahsil edilen ÖTV, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,55 gerileyerek yaklaşık 60 milyar TL oldu. Yılın ilk yedi ayında toplam ÖTV tahsilatı 419 milyar TL’ye ulaşırken, temmuz ayında araç başına ortalama ÖTV 718 bin TL seviyesine yükseldi.
Tüketicinin otomobile erişiminin tüm otomotiv ekosistemi açısından kritik önem taşıdığını belirten Aşçı, “Araç fiyatları, finansman maliyetleri ve vergi yükü birlikte değerlendirildiğinde tüketicinin yeni araç alma kararı giderek daha fazla zorlaşıyor. Daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir pazar yapısına ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.
Avrupa’daki dönüşüm Türkiye için kritik
Avrupa otomotiv pazarının son yıllarda hızla elektrikli ve yeni nesil dijital araçlara yönelmesi, Türkiye’nin üretim ve tedarik zincirindeki konumu açısından belirleyici hale geliyor.
Türkiye’nin mevcut üretim kapasitesi, gelişmiş yan sanayisi, mühendislik altyapısı ve Avrupa’ya yakınlığının önemli avantajlar sunduğunu belirten Aşçı, bu avantajların kalıcı hale gelmesinin ise yeni teknoloji yatırımlarına bağlı olduğunu vurguladı.
Aftermarket iki farklı araç parkına hazırlanıyor
Elektrikli araçların yaygınlaşması, satış sonrası pazarda ihtiyaç duyulan ürün ve hizmetlerin yapısını da değiştirecek. Geleneksel mekanik parçaların yanı sıra elektronik sistemler, sensörler, termal yönetim, güç elektroniği ve batarya teknolojileri giderek daha fazla önem kazanacak.
Ancak elektrikli araçlardaki dönüşümün mevcut araç parkının ihtiyaçlarını kısa sürede ortadan kaldırmayacağını belirten Saim Aşçı, sürecin uzun vadeli bir geçiş dönemi olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Aşçı, “Bunu bir geçiş süreci olarak görmemiz lazım. Türkiye’nin mevcut araç parkı uzun yıllar boyunca ağırlıklı olarak içten yanmalı araçlardan oluşmaya devam edecek. Dolayısıyla bir taraftan yeni teknolojilere hazırlanırken, diğer taraftan mevcut araç parkının ihtiyaçlarını karşılamayı sürdüreceğiz” dedi.
Türkiye’nin otomotivdeki rekabet gücünü koruması için üretim ve ihracattaki teknolojik dönüşüme uyum sağlaması kadar mevcut araç parkının ihtiyaçlarına cevap verebilen güçlü bir aftermarket yapısına da sahip olması gerektiğini vurgulayan Aşçı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin otomotivdeki rekabet gücünü koruyabilmesi için bir yandan üretim ve ihracatta yaşanan dönüşüme ayak uydurması, diğer yandan mevcut araç parkının ihtiyaçlarına cevap verebilen güçlü bir aftermarket yapısı geliştirmesi gerekiyor. Önümüzdeki dönemde hem yeni nesil araçlara hem de yollardaki milyonlarca araca hizmet verebilen dengeli ve güçlü bir otomotiv ekosistemi şart olacak.”
{galleryalbum id:170785 slug:'otomotivde-asil-buyuk-beklenti-2027de-7-ayda-iki-farkli-tablo'}
{galleryalbum id:171874 slug:'ikinci-el-otomobil-fiyatlari-icin-yeni-tahmin-5-aydir-dusus-yasaniyor-yil-sonu-surprizi-geldi'}
{galleryalbum id:171857 slug:'omoda-jaecoonun-turkiye-basarisi-katlaniyor-yaklasik-50-bin-musteriden-teveccuh-ikinci-yilda-buyuk-basari'}