AKİT MENÜ

Eğitim

Çocuklarımızı ülkenin birliğine beraberliğine sahip çıkacak şekilde yetiştireceğiz

Millî Eğitim Bakanı Tekin, “Biz çocuklarımızı, bu ülkenin birliğine, beraberliğine sahip çıkacak şekilde yetiştirmekle mükellefiz. Bundan sonraki süreçte de bu konu, ana gündemimiz olacak” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi

Millî Eğitim Bakanı (MEB) Yusuf Tekin, Türkiye’de yaşayan her insanın can, mal, ırz, namus güvenliğini sağlamak; temel hak ve hürriyetleri, insanca yaşama hürriyetini teminat altına almak için mücadele ettiklerini söyledi. Tekin, bu amaçla siyaset yaptıklarını dile getirdi.

Tekin, ülkenin milli birlik ve beraberliğini temin ettikleri, atılan fitne tohumlarını ayıklayıp tedavi ettikleri zaman hem ekonomik hem toplumsal hem de siyasal anlamda ülkenin çok farklı noktalara ulaşacağını belirtti. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’yle hedeflerinin bu olduğunu kaydetti.

İLK İNİSİYATİF ALACAK KAMU OTORİTESİ MEB

Okullarda gerçekleştirilen tüm etkinliklerde milli birlik ve beraberlik vurgusunu ısrarlı biçimde yaptıklarının altını çizen Tekin, ”Bunu yapma konusunda inisiyatif alacak ilk kamu otoritesi biziz. Biz çocuklarımızı, bu ülkenin birliğine, beraberliğine sahip çıkacak şekilde yetiştirmekle mükellefiz. Bundan sonraki süreçte de bu konu, ana gündemimiz olacak. Etnik ya da dini kimliğine bakmaksızın bütün vatandaşlarımızın hep yanında olacağız” dedi. Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni kurgularken aileleri sürece dahil etme konusuna önem verdiklerini aktardı. Yeni dönemde ‘Aile Okulu’ ve ‘Ebeveyn Okulu’ programlarına öncelik verileceğini de bildirdi. Tekin, yaptıkları çalışmaların ülke ve millet düşmanlarınca sabote edildiğine dikkat çekerek, “Onların eleştirileri ne kadar büyükse bizim yaptığımız işin anlamı, bu ülkenin milli birlik ve beraberliği için oluşturduğu katma değer o kadar büyük demektir” şeklinde konuştu. Ayrıca “Biz dünyada birçok devletin, birçok milletin öykündüğü, kıskandığı, şanlı bir geçmişe sahibiz. Türkistan’dan başlayıp Avrupa’nın içlerine kadar kendi medeniyet birikimini taşıyan bir milletin mensuplarıyız” diyen Tekin, şöyle devam etti: “Birçok ülkede akademisyenlerle, tarihçilerle konuştuğumuzda Türk devlet geleneğini bu anlamda imrenerek bizimle paylaşıyorlar. Yıllar önce Osmanlı arşivlerinde çalışmalar yaparken dünyanın çok farklı ülkelerinden çok farklı yaş kategorilerinde akademisyenlerle mesela Japonyalı bir akademisyenle sohbet etmiştik. Osmanlı ve Türk tarihini başlıklar vererek ‘Şu konuları ben derinlemesine çalışıyorum. Bu konular sizin dünyaya medeniyet birikimi anlamında kazandırdığınız şeyler keşke bizim tarihimizde öyle olsa’ diyen çok sayıda akademisyenle karşılaştım. Hâl böyle olup biz bu dünyanın her tarafında imrenilerek bakılan, öykünülen bu geçmişimizi çocuklarımıza anlatmak, öğretmek durumundayız.”

Tekin, bugüne kadar tarihin ideolojik koşullandırmayla çocukların geçmişle gurur duyacakları biçimde değil, daha Batı literatürünün egemen olduğu biçimde anlatıldığını belirtti.

 

“Onların Karanlık Çağı, Bizim Yükseliş Dönemimiz”

Bugünlerde medyada bu tür kavramsallaştırmaların tartışıldığına işaret eden Tekin, şöyle konuştu: “Mesela ‘aydınlanma’ diyoruz. Aydınlanma, Batı’nın kendi Orta Çağ’ından kurtuluşu ama onun Orta Çağ dediği dönem bizim ‘Osmanlı’nın yükselişi’ dediğimiz dönem. Yani bizim dünyaya kendi medeniyetimizi sunduğumuz dönem. Niye onların karanlık çağı tanımlamasını biz kendi medeniyetimiz için yapalım? Bu kavramsallaştırmaları kendi perspektifimizle yeniden yapmamız gerekir. Bunu yaparken de bize ait olan bütün değerleri yani eski Türk devletlerini de Selçukluları da Osmanlıları da bizim geçmişimiz olarak kabul edip gurur duyacağımız bir biçimde çocuklarımıza anlatmalıyız ki Cumhuriyet’e, Cumhuriyet’in oluşturmak istediği milli birlik projesine, Cumhuriyet’in oluşturmak istediği toplumsal yapıya hep beraber sahip çıkalım. Dolayısıyla biz tarihimizi ele alıp geçmişimizi bilerek bugünümüze sahip çıkacak bir nesil yetiştirmemiz lazım.”

 

EĞİTİM YATIRIMLARI İLK SIRADA

Türkiye’deki eğitim yatırımlarının uluslararası yansımalarına işaret eden Tekin, şunları dile getirdi: “Rakamlar iç politika açısından çok bir anlam ifade etmeyebilir ama uluslararası göstergeler açısından her katıldığımız uluslararası toplantıda uluslararası kuruluşların temsilcileri, Türkiye’nin bu anlamda eğitim devrimi yaptığını, bunu nasıl başardığını kendileriyle paylaşmamız konusunu konuşuyoruz. Konuşmalarımızda göğsümüzü gere gere Türkiye’de ‘Ders başına ve öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ilkokullarda şu kadar, ortaokullarda şu kadar’ diye bunu göğsümüzü gere gere dünyaya örnek olacak şekilde gösteriyoruz. Bütün bu süreçte emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür ediyorum. Çünkü ülkelerin demokratikleşme göstergelerinde kullanılan en önemli göstergelerden bir tanesi ülkelerin genel bütçeden ayırdıkları payın dağılımına çok bakarız. Eğer bir ülke askeri harcamalara çok yoğun birinci sırada yer arıyorsa onu önemsediğini söyleriz. Bütçede en çok neye kaynak ayırdığından bakarak o da ülkelerin demokratikleşme skalasındaki pozisyonlarını göstermesi açısından önemli. Türkiye’de 2003’ten itibaren bütün bütçelerde birinci sıra eğitim öğretim hizmetlerine ayrılmış durumda.”

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ekibini destekleyen herkese teşekkür eden Tekin, “1989 ile 2002 arasında Türkiye’de 11 tane hükûmet kuruldu. Yani 12 yılda 11 tane hükûmet. 2002’den itibaren de böyle olsaydı, AK Parti iktidarları kamuoyu tarafından desteklenmemiş olsaydı eğer, toplumsal alanda, siyasal alanda, ekonomik anlamda ve uluslararası göstergeler anlamında bu başarı yakalanmamış olacaktı. Dolayısıyla bu sadece AK Parti iktidarının değil, bütün Türkiye toplumunun, bütün milletin ortak başarısıdır” diye konuştu.

Tekin: Türk mutfağının zenginliği Gastronomi Okulları’yla yaşatılacak

Öbür yandan Fransa’da 1990 yılında köylülerin pastörize sütten peynir yapılmasını mümkün kılan kanundan dolayı ayaklandığını anımsatan Tekin, toplum değerlerinin inşasında geleneklerin, sofra adabının ve yemek kültürünün önemine değindi. Çocuklara gelenekler anlatılırken Türk mutfağının bu kültürün içindeki en önemli parça olarak öğretildiğini hatırlatan Tekin, “Bu, bizim için bir zenginliktir. Bu zenginliği gelecek kuşaklara sadece fast food üzere anlatan bir millet değiliz. Bizim Anadolu’da her ilimizde, her ilçemizde, hatta her köyümüzde kendine ait bir değer, bir yemek kültürü, yemek adabı var” dedi.

 

Hem mutfak kültürünün devam etmesi hem de sektördeki en çok sıkıntı yaşanan konulardan biri olan restoranlarda nitelikli eleman sorunlarının da göz önünde bulundurularak 7 ilde Gastronomi Okulları Projesi’ni başlattıklarını aktaran Tekin, okulların hepsinde bölgeye göre ayrı müfredatların olduğunu açıkladı. Tekin, şu bilgileri verdi: “Bu okullarda yemeklerin hazırlanması yani mutfak kısmı, servis elemanı yetiştirilmesi ve işletmecilik hizmetinin verilmesi olarak sadece 3 tane bölüm olacak. Bu okullarımızın formatları şu şekilde olacak: Derslik binası, yemeklerin hazırlandığı bir mutfak binası ve bu yemeklerin usule, adaba, törelere, geleneklere uygun bir biçimde vatandaşa hizmet edildiği, sunulduğu bir restoran alanı. Yani 3 tane kabaca binadan bahsediyoruz. Öğrencilerimiz, hem nasıl pişirildiğini, hazırlanışını, nasıl servis edileceğini öğrenecekler hem de bunun uygulamasını yapacaklar. Şehre bu anlamda nitelikli bir hizmet alanı da olmuş olacak. Bunu biz Türkiye’de şu anda hayırseverler eliyle yapıyoruz.”

Yorumlara Git

ASELSAN’ın güdüm kiti hedefleri havaya uçurdu! Tehditler kaçsa da sonuç kaçınılmaz

Hücrelerde işkence gören onbinlerce kadın adalet arayışında: Esed mağdurlarının hakları iade edilsin!

Bakan Bayraktar açıkladı: Enerjide dönüşümün anahtarı elektrifikasyon

Oya Lale Arslan gözaltına alındı! Terör örgütü propagandası...

İsrail’de Türk avukat paniği!