AKİT MENÜ

Eğitim

İstikbalin fethi için yeteneklerini keşfetmek ve geliştirmek

Yazarımız Ali Erkan Kavaklı 'İstikbalin fethi için yeteneklerini keşfetmek ve geliştirmek' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Haber Merkezi

İşte o yazı;

Küçük yavrular anaokuluna ve çocuklar okula gitmeye hazırlanıyor.

LGS’ye girenler kazandıkları okullara kayıt yaptırdılar.

Üniversite sınavlarının sonuçları açıklandı, üniversiteler tercih yaptı ve üniversiteli olmaya hazırlanıyorlar.

Okul, yeteneklerimizi keşfedip geliştirdiğimiz eğitim yuvalarıdır.

Eğitim, bizi hayata hazırlayan öğrenme sistemidir.

İnsan dünyada misafirdir, buraya ebedi hayatı kazanmak için gönderilmiştir.

Dünya hayatı bize rahat yaşayalım, keyfedip eğlenelim diye değil aksine okuyalım, öğrenelim, güzel işler yapalım ve ebedî saadeti kazanalım diye verilmiştir.
Herkes yeteneklerini geliştirip başarılı olmak ister.

 

Başarı merdivenlerini tırmanmak için hedef belirlemeli ve bu hedefe ulaşmak için program yapmalı, sonra da sabır ve inatla çalışmalı.

Başarılı insanların hayatlarını araştırmak, onların takip ettiği metotları öğrenmek işimizi kolaylaştırır.

Tecrübe çok önemli, bizden önce bizim ulaşmak istediğimiz hedefe ulaşanlar çoğu zaman deneme yanılma yoluyla hedeflerine varmışlardır. Biz onların hikâyesini bilirsek yanılma riskimiz azalır.

ERTUĞRUL GAZİ’NİN RÜYASI

Büyük işler başarmış insanlar çoğu zaman ulaşmak istedikleri hedefin rüyasını görmüşlerdir.

Başarı inanma ve adanma işidir.

 

Osmanlı Devleti’nin kurucusu Ertuğrul Gazi, büyük bir devlet kurmak ister. O kadar hedefine kilitlenmiştir ki devlet kurma işi rüyalarına girer.

Oğlu Osman doğmadan birkaç gün önce ulemadan birinin evine misafir olur, yatacağı odanın duvarında asılı bir kitap görür. Ev sahibine sorar:

-Bu kitap nedir?

-Bu kitap Allah Sübhanehü ve Teâlâ Hazretlerinin Resul-ü Ekrem’ine inzal buyurdukları Kur’an-ı Kerim.

Ev sahibi uyumak için gidince Ertuğrul Gazi sabaha kadar Mushaf-ı Şerif’in huzurunda hürmet ve saygı ile ayakta durur, gözünü kırpmaz, sabaha kadar okur. Şafak sökerken uyku ağır basar ve uykuya dalar.

Rüyasında kendisine şöyle denir:

“Sen benim kelamıma hürmet gösterdin, ben de senin evladına kıyamet gününe kadar daim olacak ulu bir devlet ihsan eyledim!”

 

Ertuğrul Gazi hayretler içinde uyanır, rüyasını ev sahibine anlatır, tabir etmesini ister. Bilge ev sahibi rüyayı şöyle tabir eder:

“Bir çocuğun olacak, onun soyu bütün yeryüzüne veya dünyanın büyük bir kısmına hükmedecek!”

Bu rüyadan birkaç gün sonra Osman Bey doğar.

***

Yine bir gün Ertuğrul Gazi rüyasında; ocağından bir pınarın kaynayıp çıktığını görür, sular gittikçe çoğalır ve coşar. Giderek pınar büyük bir ırmak olur, ırmak büyük bir denize dönüşür ve bütün yeryüzünü doldurur.

 

Ertuğrul Gazi, uyanınca rüyasını ârif bir kişiye anlatır, tabir etmesini ister.

Bilgin kişi rüyayı şöyle yorumlar:

“Senin bir çocuğun doğacak, o ve soyu bütün yeryüzüne yahut büyük bir kısmına hükmedecekler.”

Rüyadan sonra Osman dünyaya gelir.

Ertuğrul Gazi’nin rüyası gerçek olur. Söğüt’e yerleşen Kayı aşireti zamanla büyür ve cihan devleti olur.

Önem verdiği ve gerçekleştirmek istediği şeyler insanın rüyasına girer. Hedeflerimizi büyük tutmalı, önemsemeli, kendimizi hedefe kilitlemeli ve onu gerçekleştirmek için azim ve kararlılıkla çalışmalıyız.

Başarı, Allah’ın kuluna hediyesidir, insan her zaman Rabbine dua etmeli, onun kitabını okumalı ve onun yolunda ilerlemeli.

 

OSMAN GAZİ’NİN DEVLET RÜYASI

Büyük devlet ve medeniyet kurmuş atalarımız hedeflerini rüyalarında görmüşler ve hedeflerine kilitlenmişler. Osman Gazi’nin devlet rüyası çok meşhurdur.
Osman Gazi, bir akşam av dönüşü köyün imamına misafir olur.

Ev sahibi ile tatlı sohbetler edeler, yatma vakti geldiğinde ev sahibi şöyle der:

-Beyim oturduğunuz sedirin arkasındaki pencereye bir şey konmuş. Küstahlık olmasın, kereminden eğil de ardında duran nesneyi alayım.

-Ardımda ne var?

-Ahir zaman peygamberi Muhammed aleyhisselama indirilen Kelamullah.

Osman Gazi önemsizmiş gibi davranır, kitabın orada kalması için eğilmez.

Ev sahibi üstelemez, misafirine hayırlı geceler dileyerek odadan ayrılır.

 

Kayı beyi kalkıp gusül abdesti alır, yönünü Mushaf’a döner, gece boyu onu okur; huşu ve huzurla bildiği sure ve duaları tekrarlar, sabaha kadar el kavuşturup saygıda bulunur. Şafak vakti bu hâli ev sahibi bilmesin diye uyur gibi yatağa uzanır, yönü Mushaf’a dönüktür. Bir aralık uyku iyice bastırdığında rüya âleminde kendisine şöyle denir:

“Ey Osman, sen benim kelamıma hürmet gösterdin, izzet ve ikramda bulundun. Ben de seni, senin evladını ve sana tabi olanları âlemde ebedî, şerefli, izzetli ve hürmete layık kıldım.”

Rüyadan sonra Osman Gazi’nin içi içine sığmaz. Babasına cihan durdukça yaşayacak ulu bir devlet verileceği müjdelendiğini hatırlar, kendisine ve soyundan geleceklere şeref ve izzet müjdelendiği için duygulanır. Günlerce ayakları yere basmaz, bu müjdenin heyecanıyla gönlü aylarca denizler gibi çalkalanır. Bir ömür bu rüyanın gerçek olması için çalışır. (1)

FATİH’İN İSTANBUL’U FETHETME HEDEFİ VE GENÇLERİMİZ

Bizi harekete geçiren şey, düşüncelerimiz ve hedeflerimizdir.

Hedefi olmayan yelkenliye hiçbir rüzgâr yardım etmez.

Hedefi olmayan insan çalışmaz, gayret etmez ve fedakârlık yapmaz.

 

Vazgeçilmez bir hedefi olanlar ise hedefe ulaşmak için her fedakârlığı yaparlar.

Dedemiz Fatih Sultan Mehmet, büyük düşünen ve büyük hedefleri olan bir hükümdar.

Peygamberimiz (sav) asırlar öncesinden müjdelemiş:

“Kostantiniyye mutlaka fethedilecektir, onu fetheden komutan ne güzel komutan, askeri ne güzel askerdir.” (Müsned, 4/335; Buhari, 1/81)

Hz. Muhammed’in (sav) övdüğü komutan olmak ve övülen orduya kumandan olmak her hükümdarın rüyasını süslemiş.

Fatih, Hz. Muhammed’in (sav) övdüğü kumandan olmak ister. Padişah olur olmaz 28 defa kuşatılan fakat fethedilemeyen şehri almaya karar verir.
Başkaları denemiş, yapamamışlar, bu iş olmaz, demez.

Hedefe ulaşmak için neler yapması gerektiğini düşünür ve bunları birer birer hayata geçirmek için kolları sıvar.

Boğaz’ın en dar yerine dört ay gibi kısa bir zamanda Rumeli Hisarı’nı yaptırır.

 

Böyle bir hisarın bu kadar kısa bir sürede yapılıp bitirilmesi bugün bile mümkün değildir. Fatih’in azmi ve gayreti her türlü övgüye değer.

Fatih, siyasî ve askerî dehasının yanı sıra mühendislik dehasını da ortaya koyar. İstanbul çifte surlarla çevrilidir. İki sur arası 15-20 metre genişlikte, 7 metre derinlikte hendek kazılmıştır. Öndeki surun yüksekliği 8.5; kalınlığı 2 metre; ikinci surun yüksekliği 12, genişliği yaklaşık 5 metre.

İmparator Konstantin surlara güvenir, ona göre şehrin etrafındaki surlar ordulardan daha kuvvetlidir. Kuşatmayı haber alır almaz surları elden geçirir, sağlamlaştırır. Haliç tarafındaki surlar yalın kat ve zayıf olduğu için Haliç’e kalın zincirler çektirir ve Osmanlı donanmasının buraya girişini engeller.

Fatih şehri çevreleyen kalın surları yıkmak için o zamana kadar bulunmayan büyüklükte “şahî” topları döktürür.

Kuşatma sırasında atış yaparken toplar parçalanır, Sultan Fatih surların önüne atölye kurar, Sekbanbaşı Muslihittin Efendiye yeni toplar döktürür. Asla İstanbul’u alma hedefinden vazgeçmez.

İstanbul üzerine yürümeden önce 150.000 kişilik dev bir ordu hazırlar.

 

Fatih’in ordusunun benzeri yoktur.

Döktürdüğü şahî toplarının benzeri olmadığı gibi.

Fatih hem bilim ve teknolojide hem ordu gücü yönünde dünyanın en büyüğüdür.

Dahi Sultan, 6 Nisan 1453 Cuma günü Fatih 150. 000 kişilik ordusuyla şehri hem karadan hem denizden kuşatır. Bu kuşatmanın evvelkilerinden farkı büyük bir deniz gücünün kara kuşatmasını desteklemesidir.

İstanbul’a Papa, Venedikliler, Cenevizliler usta, savaşçı, erzak gönderdiler.

6 Nisan’da toplar surları dövmeye başlar.

Kara surlarını Ayvansaray’dan Edirnekapı’ya kadar Rumeli Beylerbeyi Dayı Karaca Paşa; Edirnekapı ile Topkapı arasını Fatih’in kumandasında merkez kuvvetler; Topkapı’dan Yedikule’ye kadar olan kısım ise Anadolu Beylerbeyi İshak Paşa ile Mahmud Paşa döverler.

Zağanos Paşa kumandasındaki kuvvetler, Cenevizlilere ait Galata ve Beyoğlu tarafında bulunmaktadır.

Baltaoğlu Süleyman Bey 150 gemiden oluşan donanmayla İstanbul’u deniz tarafından kuşatır.

 

Topkapı surlarının karşısına yerleştirilen büyük topun muhteşem gürültüsü, şehir halkının maneviyatını sarsar, halk paniğe kapılır. Büyük toplar günde yedi- sekiz mermi atar, büyük çapta taş gülle fırlatır.

18 Nisan’da surlarda büyük gedikler açılır ve umumî hücum yapılır. Şehir halkı canla başla şehri savunur, zayiat artınca asker geri çekilir.

20 Nisan’da donanmamız, Bizans’a yardım için gelen Venedik donanmasının Haliç’ten içeri girmesini engelleyemez. Bu da moral bozukluğuna yol açar.

FATİH GEMİLERİ KARADAN YÜRÜTÜR

Fatih, 21-22 Nisan gecesi 72 gemiyi Tophane sırtlarından kızaklar üzerinde kaydırarak Kasımpaşa’dan Haliç’e indirir.

Haliç’teki Venedik gemilerini topa tutturur ve birçoğunu batırır.

Böylece savaşta moral üstünlüğü tekrar kazanılır.

Surlar günlerce dövülür, yıkılmaz sanılan çifte surlar yıkılır.

29 Mayıs Salı sabahı, büyük âlim Akşemsettin’in haber verdiği gün ve saatte surlar büyük ve umumi bir hücumla aşılır, Fatih Topkapı’dan şehre girer, şehir fethedilir.

Fatih, Ayasofya’ya gelir ve burada şükür namazı kılar.

Peygamberimizin (sav) müjdelediği fetih mucizesini gerçekleştiren Fatih, padişahlık yaptığı 32 sene içerisinde 25 sefer yapar; irili ufaklı 17 devleti tarih sahnesinden siler, ülkesini 2.5 kat büyütür.

 

Ataları Ertuğrul Gazi ve Osman Gazi’nin rüyalarını hayata geçirir. (2)

BAŞARI BİLGİ VE BİLGELİK İSTER

Fatih bilge bir sultandı, ilme önem verirdi, çok çalışkandı ve 8 dil bilirdi.

Bilgili insanlar yönettiği takdirde devletin ayakta duracağını ve ilerleyeceğini bildiği için Fatih Camii etrafına Sahn-ı Seman Medresesi yaptırdı. Matematik, tıp, astronomi, Kur’an, tefsir, fıkıh, hadis alanında dünyanın en iyi okullarını açtı; en iyi hocalara ders verdirdi.

Topkapı Sarayı bahçesine Enderun Mektebi açtı, devleti yönetecek nitelikli insanları yetiştirdi. Saray okulu Enderun’un o devirde dünyada benzeri yoktur.
Bu okuldan yetişen insanlar Osmanlı Devleti’ni cihan devleti yaptılar.

Geçmişimizi iyi bilmeli, köklerden istikbale uzanmalı, büyük Türkiye’yi inşa etmeliyiz!

HER ÖĞRENCİNİN BİLMESİ GEREKEN PRENSİPLER

Başarı prensipleri her yerde aynıdır. İster Amerika ister Güney Kore ister Japonya ister Türkiye’de yaşayın, fark etmez. Başarı prensiplerini uygularsanız başarı alnınızdan öper.

 

Şu prensipler kulağınıza küpe olsun:

1. Büyük düşün ve büyük hedefler seç.
2. Kendine güven ve başaracağına inan. Büyük adamların sahip olduğu yeteneklere sen de sahipsin. Onların sahip olduğu beyin, el, ayak, yürek, göz, kulak sen de var. Hiç kimseden bir eksiğin yok.
3. Olumlu düşün ve başaracağına inan. Başaramayacağım diyenin başardığı görülmemiştir.
4. Başarı bedel ister. Kolay işler peşinde koşma. Basit ve kolay işler yaparak kahraman olunmaz.
5. Mazeretlerini yok et. Hiçbir mazeret yapılmayan işin yerini tutmaz.
6. Plan yap, disiplinli çalış. Günde en az üç saat ders çalış. Kitap oku, problem çöz, araştırma yap.
7. Bilgiye önem ver, insanı yükseltir. Diploma, mevki, makam güçtür.
8. Çalışmak en büyük erdemdir. Havadan para kazananlar azdır. Böyleleri er geç rezil olur ama dünyada ama ahirette. Çalışarak yükselmek insanı onurlu hâle getirir.

 

9. İyi arkadaşlar seç. Kişi arkadaşı gibidir.
10. Kötü alışkanlıklardan uzak dur. Seni hedefine götürmeyecek arkadaşlardan ayrıl.
11. Zamanı verimli kullan. Televizyon, bilgisayar ve cep telefonu oyunlarına vaktini çaldırma.
12. Kendini büyük bir ideale ada. Öldükten sonra düşmana servet bırakmak, hayattayken dostlara el açmaktan iyidir.
13. İyilik yap. İyilik yapmak insanı mutlu eder, bencillik insanı yalnız bırakır. Peygamberimiz (asm), insanların hayırlısı insanlara faydalı olandır, buyurur.
14. Dil öğren. İngilizce dünya dili, Arapça dinimizin dili, öğrenmelisin.
15. Mesleğini en iyi yap ve dünya ile yarış.
16. Güçlü Müslüman ol. İslam, haccı ve zekâtı emreder. Hac ve zekât zengin ibadetidir.
17. Dua ve ibadet kastıyla çalış. Çalışmak ibadettir.
18. Başarmak insana mutluluk verir, tembellik can sıkar.
19. Yeteneklerini iyi kulan, çalışmak yetenekleri geliştirir.
20. Sanat sahibi ol. İşe yaramak insana haz verir, sevap kazanır. Hiçbir şeye yaramamak insanı mutsuz eder.

 

Bu prensipleri mutlaka uygulamalı, bilmek yetmez.

İdeali ve hedef sahibi olan kişi çalışır ve başarılı olur.

İnsanları çalışmak yormaz. Bizi hedefe götüren çalışmalar mutluluk kaynağıdır. Bizi yoran, angarya işlerdir.

Ömür boyu masasında çalışan, masada uyuyan, masada yemek yiyen Thomas Edison, kendisine çok çalıştığını söyleyen birine şöyle demiş:

“Hayatta hiç çalışmadım. Hepsi zevkten ibaretti.”

Amerikalı yazar Mark Twain çok güzel söylemiş:

“Mesleğinde başarılı olmanın sırrı, işini tatildeymiş gibi yapmaktır.”

Honore de Balzac şu prensibi baş tacı etmiş:

“Ben çalışırken dinlenirim, dinlenirken çalışırım.”

 

Yüz otuz üç kitap kaleme alan Bediüzzaman şöyle der:

“Rahat zahmette, zahmet rahattadır.”

Büyük şair Necip Fazıl Kısakürek, rakipleri ile yarışmaktan zevk alırdı.

“Ey düşmanım sen benim ifademsin, hızımsın!

Gündüz geceye muhtaç, sen de bana lazımsın!”

Peygamberimiz (sav), çalışıp kazananlar Allah’ın sevdiği insanlardır, buyurur.

Hacı Bektaş Veli, en büyük keramet çalışmaktır, der.

Peygamberimiz (sav) şöyle buyurur:

“Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz!”

 

İlim insana yol gösterir ve onu yükseltir. (3)

KAYNAKLAR:
1. Müneccimbaşı Tarihi, s.44-45; Neşri Tarihi, 1/75
2. ÇAĞ AÇIP ÇAĞ KAPAYAN GAZİ SULTAN FATİH, Ensar Neşriyat, s.202
3. YÜREĞİNİ ATEŞLE, A.E. Kavaklı, Gülhane Yayınları, s.12; BAŞARIYA GÖTÜREN YOL, A.E. Kavaklı, Ensar Neşriyat, s. 19-33

Yorumlara Git

Çetelere ve zehir tacirlerine taviz yok! 31 bin nefer okul bahçesine iniyor

Adalet Bakanı Gürlek duyurdu! 2 ilde 4 yeni nesil suç örgütüne dev operasyon!

Güvenlik Servisi'nin merkezine İHA saldırısı Ukrayna’nın gözü kulağı vuruldu

Sevk yazısı ortaya çıktı! Denizolgun’un doktorundan çelişkili ifadeler

Yunan basını, Ankara’nın haritalama yaptığını yazdı: Türkiye, tepki süremizi test ediyor